BLOG

Koronavirüsten sonra yem sektörünü bekleyen tehlike: Mikotoksinler

25 Ocak 20214 dk okuma
Ertuğrul YılmazErtuğrul Yılmaz Korkutelim Yem Veteriner Hekim - İşletme Müdürü

Bulaşmanın en çok olduğu hasat öncesi dönem, silo rutubet düzeyi, hammadde rutubet düzeyi, silo havalandırma sistemleri, toksin analizleri, nedeni belirlenemeyen hayvan ölümleri bu senenin gündem maddeleri olabilir.

Koronavirüsün neden olduğu pandemi ile birlikte insanlar gıdanın önemini çok derinden hissetti. Gıda üretiminin devamlılığı için tahıldan sofraya gıda zincirinin kopmaması gerekir. Çoğu insan sokağa çıkma yasaklarında gıda tüketimini gerçekleştirdi ve gıda üretiminin dünya için ne kadar önemli olduğu da anlamış oldu. Hastalık sürecinde yem üretiminde kullanılan hammaddeler birçok devlet tarafından stoklanmaya başladı. Tam bir yıldır dünya pandemiyle uğraşırken gerek protein kaynakları gerekse de tahıl kaynaklarının fiyatlarında artışlar oldu. Hammadde kaynaklarının üretiminde meydana gelen aksaklıklar, hammadde stoklamaları, ihracat yasakları, etkin tarım politikalarının oluşturulmaması yem fiyatlarında artışlara sebep olmuştur. Bu zor zamanlardan geçen dünyada salgın sonrası hissedilen en önemli sorun, küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklerinin etkisiyle birlikte mikotoksinler ve bunların doğurduğu sonuçlar olacaktır. Çünkü pandemi boyunca sadece hastalığın bulaşmasını önlemeye çalıştık. Sürdürülebilir bir gıda üretimi ile ilgilenmek yerine gıda ve hammadde stoklamaya başladık ve bu da bizi tüketerek yaşamaya sürükledi. Ancak üretemeden tüketemeyeceğimizi düşünemedik. Salgın nedeniyle hasat öncesi yapılması gereken işlemlerde aksamalar, gübreleme işlemlerinin ertelenmesi, hasadın ertelenmesi, sonbahardaki yağmurların olmaması sonucu kuraklık oluşması gibi nedenler mikotoksinlerin bu yıl çok gözleneceği izlenimini vermektedir.

Mikotoksinler, mantarlar tarafından sentezlenir ve mantarların sporları aracılığıyla gerek rüzgar ile gerek ise su ile topraktan toprağa çok kolay bir şekilde yayılırlar. Mantarlar içerisinde Aspergillus, Penicillum ve Fusarium en önemlilerindendir. Mikotoksinlerin en önemlileri aflatoksin, okratoksin, T-2 toksin, zearalenon, deoksinivalenol, fumonisindir ve bunlar ikincil metabolitlerdir. Bu toksinlerin birçoğu hayvanlar tarafından yemle alınır ve hayvansal ürünlerle insanlara geçer. Aflatoksin, fumonisin ve okratoksinin insanlarda kanserojenik ajan olduğunu ve çeşitli hastalıklara neden olduğunu bildiren araştırmalar mevcuttur. Dünyada hangi ükelerde ne çeşitte mikotoksinler olduğunu haritadan görüyoruz (Agromot, toximot-plus). Ancak kuraklık ve iklim değişiklikleri ile bu oranların artacağını düşünüyorum. Bu da koronavirüsten sonra dünyanın dikkat etmesi gereken önemli bir konu.

Normalde hasat zamanı tane mısır nem oranı %12 altında olması gerekirken en düşük %16 en yüksek %25 li rakamları gördü. Bu da mısırı ne kadar korursak koruyalım aflatoksin, fumonisin, T-2 toksin üreyeceğini gösterir. Sıcaklıkların yüksek seyretmesi aflatoksin görülme riskini arttırır. Çünkü optimum 24-25 derece sıcaklıkları aspergillus mantarları çok sever. Hasat zamanının gecikmesi T-2 toksinlerinin hammaddelere tarladayken bulaşma riskini arttırır. T-2 toksin böbrek hasarı, karaciğer hasarı gibi problemlere neden olur. Yine bu günlerde çok fazla karşılaştığım zearalenon toksini, ineklerde infertiliteye neden olmaktadır. Ayrıca tohumlama sayılarında yaşanan artış ve sonuçta kesime kadar giden bu sürecin milli ekonomiye ciddi miktarda zarar verdiğini düşünüyorum. Tane mısırların %80'inde fumonisine rastlayabiliriz. Bu oran bu sene için %90'ları bulabilir.

Salgın ile birlikte dünyayı bekleyen tehlike iklim değişikliğidir. Mevsimsel geçişler, özellikle düzensiz yağış ya da kuraklık, hasat zamanındaki sıcaklık farklılıkları, hammadde silolarının kontrolsüz bir hal alması ve ortam şartları ile birlikte yemlerdeki mikotoksin yükü artış gösterecektir. Mikotoksin bulaşması en çok hasat öncesi dönemde olur bu yüzden de hasat sırasında ya da yem fabrikası mal kabul kısmında dış görünüşüne göre mikotoksin vardır ya da yoktur diye karar veremeyiz. Aşağıda verilen örnekte de test edersek herkes 3 ve 4 numaralı örnekteki mısırı almak ister, 1 veya 2 numaralı mısırı tercih etmez. Ancak toksin analizi sonucu mikotoksinlerin en fazla olduğu örnekler 3 ve 4 numaralı örneklerdir. 2 numaralı olan örnek görüntüsü beğenilmese de mikotoksin açısından tolere edilebilir aralıkta olduğu için alınıp karma yemde kullanılabilir (Agromot, toximot-plus). O yüzden belirli periyotlarda toksin analizleri yapılmalıdır.

4ERHM.jpg 4EVlU.jpg

Bulaşmanın en çok olduğu hasat öncesi dönem, silo rutubet düzeyi, hammadde rutubet düzeyi, silo havalandırma sistemleri, toksin analizleri, nedeni belirlenemeyen hayvan ölümleri bu senenin gündem maddeleri olabilir. Bu nedenle gün geçtikçe karaciğer koruyucular, toksin bağlayıcılar, adsorbanlar, uçucu yağlar, maya hücre duvarı metabolitlerin önemi artacak ve kombine bir şekilde kullanılmaya başlanacaktır. Sadece toksin bağlayıcılarla mikotoksin ve etkilerini durduramayız. Mutlaka toksin bağlayıcı yanında MOS, beta glukan, timol, karvakrol, sinnamaldehit, silimarin, alisin, karnosik asit, rosmarinik asit, aktif karbon, inülin gibi yardımcı elementlere ve probiyotiklere ihtiyaç duyacağız. Koronavirüste her şeyi erteleyebiliriz ancak tarım ve hayvancılığı erteleyemeyiz.

Kapak Dosyası Kategorisindeki Yazılar
13 Şubat 20193 dk okuma

Günümüz yem üreticilerinin karşılaştıkları zorluklar

Yeni dijital hizmetler, yem müşterilerinin atık azaltmasına, üretimi optimize etmesine, kârı artırm...

14 Ocak 20222 dk okuma

HAYVAN SAĞLIĞI