BLOG

IGC Direktörü Arnaud Petit: “Türk değirmencilik sektörü kesinlikle doğru yönde ilerliyor!”

24 Temmuz 20264 dk okuma

Londra’daki IGC Hububat Konferansı çıktılarını Feed Planet için değerlendiren IGC Direktörü Arnaud Petit, Türkiye’nin un ihracatçılığından üst düzey değirmen teknolojilerine uzanan katma değerli evrimini stratejik bir başarı olarak nitelendirdi. Küresel pazardaki parçalanmalara rağmen Türkiye’nin coğrafi avantajını koruduğunu belirten Petit; yapay zekâ, inovasyon ve lojistik rotalardaki yeni dinamikleri de masaya yatırdı.

Arnaud Petit
IGC Direktörü

Bugün küresel tarım emtiaları pazarı, sadece fiziki lojistik darboğazlarla değil, aynı zamanda ticaret politikalarının ve teknolojik altyapıların kökten değiştiği yeni bir paradigma ile karşı karşıya. Endüstri, geleneksel silo yaklaşımlarını terk ederek yapay zekâ destekli karar alma mekanizmalarını ve dijital belgelendirme süreçlerini hızla benimserken; ithalatçı ülkelerin yerel yatırımları da küresel ticaret hatlarını yeniden şekillendiriyor.

Londra’da gerçekleştirilen IGC Hububat Konferansı çıktılarını sıcağı sıcağına Feed Planet için değerlendiren IGC Direktörü Arnaud Petit ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportaj; düşük fiyat ortamının küresel ham madde arzına etkilerinden, tarımsal inovasyon ve ticaret arasındaki yeni ilişkiye kadar kritik başlıkları masaya yatırıyor. Orta Doğu ve Afrika’da gıda güvenliğini korumanın yollarını küresel bir perspektifle aktaran Petit, Türk değirmencilik endüstrisinin saf bir ihracatçılıktan üst düzey değirmen teknolojileri üreten bir teknoloji üssüne evrilmesini stratejik bir başarı olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Türk değirmencilik sektörü kesinlikle doğru yönde ilerliyor!”

Londra’daki IGC Hububat Konferansı 2026’nın temel temalarından biri düşük piyasa fiyatlarıydı. IGC’nin, daralan bu kâr marjlarının yaklaşan ekim tercihlerini ve küresel ham madde arzını nasıl etkileyeceğine dair stratejik öngörüsü nedir?

Çiftçiler, bir sonraki ekim sezonuna gübre saklamak amacıyla buğday üretimindeki son gübre uygulamasını sınırlayabilir ya da kısabilirler; ancak bunun üretilen toplam hacim üzerinde sınırlı bir etkisi olacaktır. Burada izlenmesi gereken ana faktör, buğday kalitesi kriterleri olacaktır. Gübre maliyetleri, özellikle ABD›de mısırdan soyaya geçiş yapabilen çiftçiler üzerinde daha büyük bir etki yaratacaktır. El Niño’nun her zaman temel emtia arzını değiştirme potansiyeli bulunduğundan, bir sonraki ekim sezonuna yönelik muhtemel etkiyi şimdiden miktar olarak belirlemek için henüz çok erken.


IGC’nin ticarette dijitalleşmeyi hedefleyen ilk “Smart Global Grains Trade Challenge” ortak liderliği göz önüne alındığında, mevcut deniz koridoru darboğazlarının aşılmasında yapay zekâ öngörülerinin ve dijital belgelendirmenin hızla benimsenmesi ne kadar kritiktir?

Bu teknolojilerin benimsenme hızı sadece büyük şirketlerde değil, genel olarak hızla artıyor. Buradaki büyüleyici gelişme, hububat değer zincirinin farklı aktörleri arasındaki bağlantıyı otomatikleştirmek isteyen projelerle ilgili. EdoxOnline ve Javelot-Agriculture bu eğilimin en net örnekleri. Artık geleneksel ve birbirinden kopuk bir silo yaklaşımı içinde değiliz. Yeni projeler, karar alma süreçlerinde Yapay Zekâ desteğini artırarak hububatın fiziksel hareketiyle dijital süreçleri birbirine bağlamaya çalışıyor. Bu yeni gelişmiş araçlar bir koridordaki fiziki ablukayı ortadan kaldırmaya doğrudan yardım edemese de, teslimatlar için yeni alternatif rotaları çok daha hızlı bir şekilde belirleyip bunları somut çözümlere dönüştürebilir.

IGC bünyesinde bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Üst Düzey Diyalog Toplantısı, Orta Doğu ve Afrika’daki gıda sistemi dayanıklılığına odaklandı. Bu bölgeleri birleşen kur ve gübre şoklarından korumak için acilen hangi ticaret politikası adımlarının atılması gerekiyor?

Dördüncü buluşma, ülkelerin gıda sistemi dayanıklılıklarını artırmak ve küresel ticaretle olan bağlarını korumak adına attıkları adımları değerlendirmek için iyi bir fırsat oldu. Tartışmalardan iki net mesaj çıktı: Birincisi, ticaret kesinlikle çözümün bir parçasıdır ve ticarete getirilen kısıtlamalar, başta Afrika kıtası olmak üzere ithalatçı ülkeleri yalnızca sekteye uğratır. Mauritius Cumhuriyeti Büyükelçisi de Afrika içindeki serbest ticaret anlaşmasının hızla hayata geçirilmesini savundu. İkinci mesaj ise ticaret ve inovasyon arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesi gerekliliğiyle ilgiliydi. Hububat sektöründe verimliliğin artırılması, inovatif ürünlerin ticaretine izin verilmesiyle mümkün olacaktır. Konferans; gen düzenleme (gene-editing) araçlarından elde edilen ürünlerin ticaretini kolaylaştıracak çözümler üretmek amacıyla tohum sektörü, ticaret dünyası ve politika yapıcılar arasında güçlü bir diyalog platformu oluşturulmasına vesile oldu.


İthalatçı ülkeler yerel değirmenciliğe yatırım yaparken, Türkiye’nin rolü saf bir un ihracatçılığından üst düzey değirmen teknolojileri ve makarna alanına doğru da evriliyor. IGC bu katma değerli ticaret modelinin geleceğini nasıl görüyor?

Türkiye sadece un ticaretinde değil, genel olarak son derece stratejik bir konuma sahip. Coğrafi pozisyonu, Türk şirketlerinin Orta Doğu, Doğu Afrika ve Güney Asya ile kolayca ticaret yapmasını mümkün kılıyor. Bu spesifik avantaj, piyasada bazı parçalanmalar görsek bile değişmeyecektir. Bu sebeple, üst düzey değirmencilik endüstrisinin gelişmekte olan pazarları beslemek adına daha ileri düzeyde işlenmiş, katma değerli ürünler geliştirmesi son derece mantıklı. Unutmamak gerekir ki Afrika ve Güney Asya, buğday bazlı ürün tüketimi açısından en dinamik pazarlar olmaya devam ediyor. Bunun da ötesinde, hububat merkezi geliştirilmesine yönelik birçok proje görüyoruz. Ancak hububatın lojistik elleçlenmesi zaman ve maliyet açısından çok pahalıya mal olabileceğinden, tüm bu projeler ekonomik sınırlarla karşılaşacaktır. Türk değirmencilik sektörü kesinlikle doğru yönde ilerliyor!

Röportaj Kategorisindeki Yazılar