BLOG

BM ortak raporu: Dünyada her dört kişiden biri gıda güvensizliğiyle karşı karşıya

27 Temmuz 20267 dk okuma

Açlık rakamlarındaki istatistiki küçük gerilemelere rağmen, Birleşmiş Milletler’in ortak raporu, dünya nüfusunun çeyreğinden fazlasını etkileyen ve Afrika nüfusunun yarısından fazlasını gıda güvensizliğiyle baş başa bırakan bir yapısal krize dikkat çekiyor. Ciddi şekilde etkilenen bölgelerde hayvansal gıdaların sağlıklı beslenme maliyetinin en büyük kalemini oluşturması, verimli yem ve hayvancılık tedarik zincirlerinin stratejik rolünü her zamankinden daha hayati kılıyor.

Birleşmiş Milletler’in beş uzman kuruluşu tarafından 21 Temmuz’da yayınlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu (SOFI) raporunun 2026 edisyonu, açlık oranlarında öne çıkarılan manşet düşüşlerin arkasında, küresel tarım-gıda sisteminin milyarlarca insanı mağdur etmeye devam ettiğini gözler önüne seriyor. Manşet açlık rakamları 2025 yılında hafif bir düşüşle 645 milyon kişiye gerilemiş olsa da, sarsıcı bir rakamla 2,1 milyar insan, yan, dünya nüfusunun %25,8’i, hâlâ orta veya şiddetli derecede gıda güvensizliği çekiyor. Afrika nüfusunun yarısından fazlasının gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olması, derin bölgesel eşitsizliklerin sürdüğünü ve elde edilen küçük kazançların son derece dengesiz olduğunu kanıtlıyor. Bu durum, BM’nin 2030 yılına kadar Sıfır Açlık (SDG 2) hedefine ulaşma konusunda tamamen yetersiz kaldığını gösteriyor.

Hayvancılık ve yem sektörleri açısından kritik bir biçimde, BM raporu sağlıklı bir beslenmenin maliyetinin küresel beslenme güvenliğinin önündeki ana darboğaz olmaya devam ettiğini ve Satın Alma Gücü Paritesi’ne (SAGP) göre kişi başına günlük ortalama 4,28 dolara yükseldiğini vurguluyor. Yaygın çocukluk çağı bodurluğunu ve mikro besin eksikliklerini dizginlemek için elzem olan hayvansal gıdalar, Afrika gibi bölgelerde sağlıklı bir beslenmenin tek başına en büyük maliyet kalemi olarak tanımlandı. İşleme, lojistik ve toptancılık dahil olmak üzere çiftlik kapısı sonrası faaliyetler, gıda fiyatlarının %75’ine kadarını oluşturduğundan; işleme verimliliğini ve yem tedarik zincirlerini optimize etmek, şu anda bu gıdalardan mahrum kalan 2,69 milyar insan için besin değeri yüksek hayvansal protein odaklı beslenmeyi erişilebilir kılmak adına bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.

İNATÇI RAKAMLAR, BÖLGESEL UÇURUMLAR

SOFI 2026 verileri, açlık düzeyindeki mütevazı gerilemelerin derin yapısal kırılganlıklarla bir arada var olduğu karmaşık bir tablo sunuyor. Küresel ölçekte açlıkla karşı karşıya olan nüfusun payı 2022’deki yüzde 8,6 ve 2024’teki yüzde 8,1 seviyesinden 2025’te yüzde 7,8’e geriledi. 2025 yılında, 2024’e kıyasla yaklaşık 14 milyonluk ve 2022’deki zirve noktasına kıyasla 43 milyonluk bir azalma ile, yaklaşık 645 milyon insan açlık yaşadı. Genel erişim göstergeleri de paralel bir eğilimi yansıtıyor. Orta veya şiddetli gıda güvensizliği 2024’teki yüzde 27,1 seviyesinden 2025’te yüzde 25,8’e geldi. FAO Genel Direktörü QU Dongyu, Roma’daki lansmanda bu rakamların, hedeflenen politika müdahaleleri ve tarım-gıda sistemlerine yapılan sürekli yatırımlar sayesinde ilerlemenin teknik olarak mümkün olduğunu gösterdiğini belirtti.

Ancak, coğrafi dağılıma daha yakından bakıldığında keskin eşitsizlikler ortaya çıkıyor. Küresel açlıktaki düşüş, esas olarak Latin Amerika, Karayipler ve Asya’nın bazı bölgelerinde, özellikle Güney Asya’da, süregelen toparlanmadan kaynaklanıyor. Aksine Afrika, çok daha endişe verici bir gerçeklik söz konusu. Kıta, 2017’den bu yana ilk kez yükseliş grafiğini durdurarak 2025’te açlık oranını yüzde 20’de sabitlemiş olsa da Afrika, Asya’nın 292 milyonluk rakamını geride bırakarak şu anda 309 milyon yetersiz beslenen insana ev sahipliği yapıyor. Daha da kritik olanı, tüm Afrika nüfusunun yüzde 56,6’sı orta veya şiddetli gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Hızlı nüfus artışı, aşırı hava olayları ve azalan resmi kalkınma yardımlarıyla katmerlenen kıta, küresel gıda krizinin merkez üssü olmaya devam ediyor.

BESLENMENİN VE HAYVANSAL PROTEİNİN MALİYETİ

Kaloriye erişim marjinal iyileşmeler gösterse de kaliteli beslenmeye erişim ciddi şekilde kısıtlı kalmayı sürdürüyor. FAO, IFAD, UNICEF, WFP ve WHO’nun ortak raporu, anne ve çocuk beslenmesi hedeflerindeki küresel ilerlemenin uluslararası hedeflerin gerisinde kaldığını vurguluyor. Yetişkin obezitesinin küresel yaygınlığı istikrarlı tırmanışını sürdürerek 2024’te yüzde 16,2’ye ulaşırken, üreme çağındaki kadınlarda anemi hemen hemen tüm bölgelerde kötüleşiyor. 6 ila 23 aylık çocukların yalnızca yüzde 30,8’i asgari düzeyde çeşitli bir diyet tüketebiliyor ve bu da beş yaşın altındaki 150 milyon çocuğu kronik olarak bodur bırakıyor.

Bu beslenme açığının temel belirleyicisi, 2025 yılında kişi başına günlük ortalama 4,28 dolara ulaşan sağlıklı bir beslenmenin fırlayan maliyeti. Sağlıklı beslenmeyi karşılayamayan insanların sayısı küresel olarak 2,69 milyara (%32,7) gerilese de, nüfusun yüzde 66,6’sının besin açısından zengin gıdaları karşılayamadığı Afrika’da erişilebilirlik belirgin bir şekilde kötüleşti.

WHO ve FAO’nun analizleri kritik bir tespitte birleşiyor: Hayvansal gıdalar, meyve ve sebzelerle birlikte dengeli bir beslenmeye ulaşmadaki en büyük finansal yükü temsil ediyor. Afrika gibi bölgelerde süt, et ve yumurta gibi hayvansal gıdalar, beslenme maliyetlerinin tek başına en büyük bileşeni. Bozulabilir ve besin değeri yüksek bu ürünler, çocukluk çağı bodurluğu ve mikro besin eksiklikleriyle mücadelede vazgeçilmez olduğundan, bu ürünlerdeki fiyat enflasyonunu çözmek küresel halk sağlığı için hayati önem taşıyor.

ÇİFTLİK SONRASI VERİMLİLİK VE DEĞER ZİNCİRLERİ

Hayvansal proteinin yüksek fiyatını çözmek, birincil çiftlik üretiminin ötesine bakmayı gerektiriyor. SOFI raporu; gıda işleme, depolama, soğuk zincir operasyonları, nakliye ve toptancılığı kapsayan çiftlik sonrası faaliyetlerin, tüketiciler tarafından ödenen nihai fiyatın yüzde 70 ila 75’ini oluşturduğunu vurguluyor. Verimsiz tedarik zincirleri, güvenilmez enerji şebekeleri, yetersiz soğuk hava depolaması ile işleme ve lojistikteki pazar darboğazları, toplam perakende maliyetlerine yüzde 40’a varan oranlarda yük getiriyor.

Hayvancılık ve yem sektörleri için bu yapısal verimsizlikler pazar gerçekliğini doğrudan belirliyor. Yemden yararlanma oranları, işleme teknolojileri ve lojistik ağlarının direnci; et, süt ve yumurtanın nihai karşılanabilirliğini doğrudan etkiliyor. FAO ve WHO yetkilileri, sağlıklı beslenme maliyetini düşürmenin üretici fiyatlarını baskılamak anlamına gelmediğini; aksine tedarik zinciri genelindeki operasyonel kayıpları azaltmak için israfı ortadan kaldırmayı, taşıma altyapısını modernize etmeyi ve gelişmiş işleme ile yem yönetim sistemlerini ölçeklendirmeyi gerektirdiğini belirtiyor.

ÖNGÖRÜLER, RİSKLER VE POLİTİKA ÖNCELİKLERİ

Geleceğe bakıldığında rapor, 2030 yılına kadar SDG 2 (Sıfır Açlık) hedefine ulaşma penceresinin hızla kapandığı konusunda uyarıyor. Temel öngörüler, on yılın sonunda yaklaşık 520 milyon insanın hâlâ açlıkla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Ayrıca bu modeller; Orta Doğu’daki bölgesel çatışmaların uzayan ekonomik artçı şokları, El Niño gibi aşırı iklim olayları veya insani yardım finansmanındaki sistemik kesintiler gibi öngörülemeyen yıkıcı faktörleri tamamen hesaba katmıyor.

Son dönemdeki ilerlemeyi korumak ve besin değeri yüksek gıdaların yapısal maliyetlerini düşürmek için BM kuruluşu liderleri acil politika önceliklerini şöyle sıralıyor:

  • Pazar Açıklığı: Kısıtlayıcı ihracat engellerinden kaçınırken gıda, enerji ve temel tarımsal girdiler için şeffaf ticareti sürdürmek.
  • Girdilere Erişim: Birincil üreticilerin yüksek kaliteli yemlere, gübrelere, tohumlara, krediye ve sulama altyapısına zamanında erişimini sağlamak.
  • Altyapı Yatırımı: Soğuk hava depolamasına, kırsal ulaşım koridorlarına, işleme verimliliğine ve erken uyarı sistemlerine hedeflenmiş sermaye tahsisi yapmak.
  • Hedefli Sosyal Güvenlik Ağları: Düşük gelirli tüketicileri küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı korumak için doğrudan sosyal koruma programları uygulamak.

Kalıcı gıda güvenliğini sağlamak, geçici yardımların ötesine geçerek dirençli ve yüksek verimliliğe sahip tarım-gıda zincirleri inşa etmeyi gerektiriyor. Tarım-gıda sistemleri yükselen maliyetler ve jeopolitik şoklar arasında yolunu bulmaya çalışırken, hayvancılık ve yem endüstrileri, en çok ihtiyacı olan milyarlarca insana erişilebilir ve kaliteli hayvansal protein ulaştırmada merkezi bir rol oynamaya devam ediyor.


LİDERLER NE DEDİ?

QU Dongyu, FAO Genel Direktörü:

Rapor ilerlemenin mümkün olduğunu gösteriyor ancak daha hızlı hareket etmeliyiz. Açlığı sona erdirmek ve sağlıklı beslenmeyi karşılanabilir kılmak; siyasi kararlılık, sürekli yatırım ve destekleyici politikalar gerektirir. COVID-19 pandemisi gibi doğal afetlerden çatışma odakları, Ukrayna'daki savaş, Gazza krizi ve son Hürmüz Boğazı kesintisi gibi insan kaynaklı felaketlere kadar son dönemde yaşanan krizler, hem tarım-gıda sistemlerinin direncini hem de dünyanın en kırılgan insanlarına, çiftçilerine ve tüketicilerine daha iyi hizmet verebilmek için bu sistemleri daha da güçlendirme ihtiyacını ortaya koymuştur.

Alvaro Lario, IFAD Başkanı:

SOFI bize sağlıklı bir beslenmenin maliyetinin tırmanmaya devam ettiğini ve yaklaşık 2,7 milyar insanın hâlâ sağlıklı beslenmeyi karşılayamayabileceğini söylüyor. Dirençli değer zincirleri çözümün merkezinde yer almalıdır. Şimdi görevimiz, SOFI’nin sunduğu kanıtları yatırıma dönüştürmek ve bunu ortaklıklar aracılığıyla yapmaktır. Birlikte, sağlıklı gıdayı herkes için karşılanabilir kılan değer zincirlerini, pazar sistemlerini ve kırsal ekonomileri inşa edebiliriz.

Catherine Russell, UNICEF İcra Direktörü:

Her çocuk tam potansiyeline ulaşarak büyüme ve gelişme şansını hak eder ve bu, besleyici ve karşılanabilir gıdaya erişimle başlar. Bu rapor, gıda sistemlerinin milyonlarca çocuk ve aileyi yarı yolda bıraktığını hatırlatan sert bir uyarıdır. En kırılgan çocukları ve kadınları küresel şoklardan korumak için gıda, sağlık, eğitim ve sosyal koruma el ele gitmelidir.

Carl Skau, WFP Vekil İcra Direktörü:

Bu rapordaki her bir rakamın arkasında gıdanın maliyetini hesaplayan bir aile var. Çatışma ve iklim şokları onları imkanlarının daha da ötesine itiyor. Ailelerin kriz zamanlarında bile besleyici diyetleri karşılayabilmeleri adına, şoklara karşı ayakta kalan gıda sistemleri inşa etmek için ortak kuruluşlar, hükümetler ve topluluklarla çalışmaya devam etmeliyiz. Artık zorluğun ölçeğine uygun, sürekli yatırımlara ihtiyacımız var.

Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, WHO Genel Direktörü:

Açlığı azaltmada kaydettiğimiz net ilerlemeyi memnuniyetle karşılasak da, sağlıklı bir beslenme küresel olarak her üç kişiden biri için hâlâ erişilemez durumda. Obezite artıyor, anne ve çocuk beslenmesindeki ilerleme durma noktasına geldi. Ancak neyin işe yaradığını biliyoruz: Sağlıklı gıdayı kolay seçim haline getiren politikalar, anne sütünü teşvik etme, ambalaj önü etiketleme, sağlıklı olmayan ürünleri vergilendirme ve çocukları zararlı pazarlamadan koruma. Sağlıklı beslenme bir lüks değildir; sağlığın temelidir ve herkesin ulaşabileceği bir yerde olmalıdır.

Makale Kategorisindeki Yazılar
14 Ekim 20164 dk okuma

Hayvan Yemi Üretiminde Nem Oranının Kontrol Edilmesi

“Usulüne uygun koşullarda gerçekleştirilmiş olan bir kurulum, kurutucudan çıkan maddelerin nem sevi...

29 Ocak 20215 dk okuma

Böcek yağı ile beslenen tavuklar Fransa'da satışa çıkıyor

Maye Walravenİş Geliştirme MüdürüInnovaFeed InnovaFeed, yeniliği modern gıda sistemlerinin merkezi...

13 Şubat 20195 dk okuma

Mikotoksinler - Hayvan sağlığına ve verimliliğine ve gıda güvenliğine sessiz tehdit-II

Prof. Raymond D Coker Kurucu ve Direktör Raymond Coker Consulting Limited MIKOTOKSINLERI...