BLOG

Soya tedarikinde ormansızlaşma baskısı altındaki AB için %54 başarı yeterli mi?

14 Temmuz 20256 dk okuma

AB yem sektörünün soya tedarikinde %54 sürdürülebilirlik oranına ulaşması önemli bir adım. Ancak EUDR’ın sıkı izleme şartları, teknik kısıtlar ve tedarik zinciri baskıları, bu başarının yeterli olup olmadığını tartışmaya açıyor. Yeni veriler, sürdürülebilirlik ile tedarik güvenliği arasındaki dengeyi kurmanın her zamankinden daha kritik olduğunu gösteriyor.

Avrupa’nın hayvancılık sektörü, ithal soyaya olan bağımlı. Bu bağımlılık hem ekonomik canlılığı hem de çevresel baskıyı körüklüyor. Yakın zamanda yayımlanan “Avrupa Soya Monitörü - 2019 ve 2023 Arasında Sürdürülebilir Soya Üretimi ve Tüketimindeki Trendler ve Gelişmeler” başlıklı raporuna göre, AB27+ artık soyasının %54’ünü FEFAC Soya Tedarik Yönergeleri (SSG) ile uyumlu kanallardan sağlıyor. Bu rakamın 2019 yılında %42 olduğu düşünüldüğünde, önemli bir sıçrama söz konusu. Bu zorlu süreç, yem sektörünün daha önce benzerini yaşamadığı bir baskıyla karşı karşıya olduğu bir döneme denk geliyor. Artan talebi karşılamak için soya üretimi 2019’dan beri küresel arazilerin %12’sini daha fazla tüketti ve Brezilya’nın Cerrado bölgesi gibi kritik ekolojik bölgelerde ormansızlaşmayı hızlandırdı. Karma yem üreticileri için bu sadece çevresel değil aynı zamanda operasyonel anlamda zorlu bir ikilem. EUDR (Avrupa Birliği Ormansızlaştırma Yönetmeliği) uyum maliyetleri, tedarik zinciri güvenliği ve beslenme gereksinimleri dengelenirken sorumlu tedarik nasıl sağlanır? Donau Soja, FEDIOL, IDH, IUCN NL, ProTerra Foundation ve Round Table on Responsible Soy Association (RTRS) tarafından ortak kaleme alınan raporun verileri hem uyarı işaretleri hem de ileriye dönük yollar sunuyor.

1. KÜRESEL SOYA VE AB BAĞIMLILIĞI

AB27+, dünyanın en büyük soya fasulyesi ithalatçısı ve yıllık 35 milyon ton tüketimiyle ikinci en büyük soya küspesi alıcısı konumunda. Bu bağımlılık, Avrupa domuz, kanatlı ve süt sektörlerini küresel değişimlere karşı son derece savunmasız bırakıyor. Şu dinamikleri göz önünde bulundurmak gerekiyor:

Küresel soya üretimi 2023’te 371 milyon tona ulaştı – 2019’a kıyasla %10’luk bir artış, büyük ölçüde hayvan yemi talebiyle beslendi.

Bu büyümeyi sağlayan, verim artışları değil, hasat alanının endişe verici şekilde %12 oranında genişlemesi oldu; yüksek arazi dönüşüm riski taşıyan bölgelerde tehditleri artırdı:

  • Brezilya’nın Cerrado bölgesi üretim 2019-2022 arasında %20 sıçradı, şimdi ülkenin soyasının %44’ünü MATOPIBA ekolojik bölgesinin hızlı temizliğiyle sağlıyor
  • Gran Chaco (Arjantin/Bolivya/Paraguay) 2004’ten beri yaklaşık 10 milyon hektar doğal bitki örtüsü kaybetti.
  • Tedarik oynaklığı, Arjantin’in kuraklık kaynaklı %43’lük üretim çöküşüyle 2023’te yoğunlaştı ve AB ithalatçılarını Brezilya ve ABD soyasına yöneltti.


Yem fabrikaları için bunlar hiç de soyut endişeler değil. Bir Hollandalı karma yem üreticisinin dediği gibi: “MATOPIBA lojistik kaosla karşılaştığında veya Arjantin’in hasadı başarısız olduğunda, formülasyon ekiplerimiz geceden sabaha çözüm üretmek zorunda kalıyor. Sürdürülebilir tedarik, tedarik sürekliliğini göz ardı edemez.”

2. AB’DE SORUMLU SOYANIN YÜKSELİŞİ

%54 FEFAC SSG etkileyici bir oran gibi görünse de aslında farklı bölgelerin farklı yaklaşımları ve çözülmesi gereken teknik sorunlar söz konusu.

Büyümenin İtici Güçleri

Küresel sertifikalı soya hacimleri 2019-2023 arasında %67 gibi yüksek bir oranla patlama yaşadı. Dikkat çekici değişimler:

  • Güney Avrupa yem fabrikaları artık ihracatta kolaylaştırılmış belgeler sayesinde izlenebilir fiziksel zincirler üzerinden daha fazla U.S. SSAP (ABD Soya Sürdürülebilirlik Güvence Protokolü) sertifikalı soya alıyor.
  • Almanya ve Danimarka, sektör çapında anlaşmalarla alımı artırdı.
  • Hollanda (%90+ uyum) ve Belçika gibi köklü liderler, esneklik için hala büyük ölçüde kredi sistemlerine dayanıyor.

Yem Formülatörleri için Teknik Gerçekler

Konu sürdürülebilirlik olduğunda, soyanın teknik rolü tartışılmaz:

  • Kanatlı diyetlerinde birincil uygun maliyetli lizin kaynağı. Hızlı ikame beslenme boşlukları riski taşıyor.
  • Maliyet yönetimi için yaygın olan sertifikalı ve geleneksel soyanın depolama silolarında karıştırılması, izlenebilirliği zorlaştırıyor.
  • AB’nin yerel soya (ekim rotasyonu ve protein kendi kendine yeterlilik için) teşviki artsa da talebin %5’ten azını karşılayabiliyor.

Belçikalı bir yem teknolojisti, “Bugün ESG (ÇSY) raporları için krediler iş görüyor, ama EUDR her ton için çiftlik düzeyinde koordinatlar istediğinde, karıştırma sistemlerimizi yeniden tasarlamamız gerekecek.” diyor.

3. EUDR VE FİZİKSEL ZİNCİR ZORUNLULUĞU

30 Aralık 2025’te yürürlüğe girecek olan AB Ormansızlaşma Yönetmeliği tedarik süreçlerini yeniden şekillendirecek. Yönetmeliğin temel talepleri olan parsel düzeyinde coğrafi konum verisi ve ormansızlaşma/dönüşüm içermediğine (deforestation/conversion-free  - DCF) dair doğrulama mevcut uygulamalarla çelişiyor:

  • Kredi sistemleri (Book & Claim): Çiftlik düzeyinde izlenebilirlik eksikliği, bugün “sürdürülebilir” AB soyasının %60-70’inin uyumunu tehlikeye atıyor.
  • Maliyet etkileri: İtalyan bir yem üreticisi izlenebilirlik teknolojisinin, tedarikçi denetimleri ve veri altyapısının ton başına €5–15 ekleyebileceğini tahmin ediyor.
  • Tedarik zinciri yeniden tasarımı: Güney Avrupa’nın SSAP (Soya Sürdürülebilirlik Güvence Protokolü) fiziksel tedarik zincirleri bir model olabilir, ancak ölçeklendirme sorun teşkil ediyor.


FEFAC SSG’nin 2021 DCF kriterleriyle uyumlu güncellemesi bir temel sunuyor. Yine de, bir Alman yem yöneticisinin uyardığı gibi: “Fiziksel izlenebilirlik hızla ölçeklenmezse, bu tedarik güvenliğini tehdit etse bile, yüksek riskli bölgelerden çekilmek cazip hale gelir.

4. ARAZİ YÖNETİMİ YAKLAŞIMLARI

Sertifikasyonun çiftlik düzeyindeki sınırları ortaya çıktıkça, su kıtlığı ve habitat parçalanması gibi ekolojik bölge ölçeğindeki riskleri ele almak için arazi yönetimi girişimleri ivme kazanıyor. Mato Grosso’nun PCI Stratejisi (Üret, Koru, Dâhil Et) gibi erken modeller potansiyeli gösteriyor:

  • Çok paydaşlı koalisyonlar; hükümetleri, çiftçileri ve şirketleri yargı alanlarında birleştiriyor.
  • Erken kazanımlar, hedef belediyelerde %300 arazi tescili artışı ve Brezilya’da %18 daha fazla bozulmuş arazi yeniden kullanımı içeriyor.

Yem Sektörü İçin Çıkarımlar

 Fırsat: Cerrado Çalışma Grubu gibi tüm bölgelerden toplu olarak doğrulanmış DCF soya tedariki.

 Finansman araçları: Korunan doğal bitki örtüsü için düşük faizli krediler sunan Responsible Commodities Facility veya Amazon Fonu gibi harmanlanmış modeller, bireysel riski azaltıyor.

 Engeller: Etki ölçümü henüz başlangıç aşamasında. Fransız bir yem alıcısı şöyle diyor: “Tescilli arazileri görüyoruz ama Cerrado’nun kaç hektarı gerçekten kurtarıldı? Bu yatırım getirisi belirsizliği yönetim kurulu onaylarını durduruyor.”

5. İŞBİRLİĞİ, ŞEFFAFLIK VE ORTAK ÇÖZÜMLER

Karmaşık seçimlerle karşı karşıya olan yem üreticileri, çekilmek ve işbirliği sürecine dâhil olmak arasında denge kurmak durumunda:

  • Çekilme (yüksek riskli ekolojik bölgelerden çıkış) uyumu basitleştirir ancak iklim oynaklığı ortasında tedarik kırılganlığını artırır.
  • Sürece dâhil olma, Cerrado gibi hayati bölgelere (Brezilya soyasının %44’ü) pazar erişimini korurken kolektif eylemi mümkün kılar.


Şeffaflık bu ayrımı giderir:

Veri boşlukları: Az sayıda sertifikasyon veya üretim bölgesi, korunan hektar veya kimyasal azaltımlar gibi KPI’ları (Ana Performans Göstergeleri) bildiriyor. AFi (Accountability Framework initiative) ve SBTN (Science Based Targets for Nature) gibi girişimler doğrulama çerçeveleri geliştiriyor.

Üretici iş birliği: Brezilyalı yetiştirici kooperatifleriyle doğrudan ortaklıklar, üçüncü taraf sertifikasyon kuruluşlarına kıyasla izlenebilirlik maliyetlerini düşürebilir.

Düzenleyici savunma: Uygulanabilir EUDR uygulama kılavuzlarının şekillendirilmesinde birleşik sektör katkısı kritik öneme sahiptir.

Raporun vardığı sonuç şu: “Dönüşümün durdurulması; tecrit değil, uygulanabilir yasalar, kurumsal eylem planları ve arazi ölçekli yatırım gerektirir.”

SONUÇ

FEFAC %54 uyum hedefine ulaşılması, Avrupa yem endüstrisinin dönüşüm içinde olduğunu kanıtlıyor. Ancak EUDR’nin Aralık 2025 termini, hızlandırılmış, pragmatik eylemler talep ediyor:

1. Kısa vadede: FEFAC SSG’yi DCF temeli olarak kullanan izlenebilirlik sistemlerine yatırım yapmak.

2. Orta vadede: Paylaşımlı maliyet finansmanıyla örneğin Cerrado’da bölgesel işbirliklerini pilot uygulamalarla hayata geçirmek

3. Uzun vadede: Çabaları doğrulamak için standartlaştırılmış etki metriklerini (hektar, emisyonlar) savunmak.

Hareketsiz kalmanın tedarik zincirinde kesinti ve ekosistemin çöküşü gibi maliyetleri stratejik yatırımları cüceleştiriyor. Raporun da altını çizdiği gibi, ileriye giden yol sürdürülebilirlik ve güvenlikten birini tercih etmek değil, güvenlik yoluyla sürdürülebilirliktir. Yem üreticileri, bu dengeyi sağlanabilir kılmada kilit rol oynamaktadır.



Kapak Dosyası Kategorisindeki Yazılar
01 Temmuz 20222 dk okuma

Tahıl depolama çözümleri