BLOG

Yem fabrikasında otomasyon bir 'kara kutu' değil, benimsenen bir güç

10 Mart 20269 dk okuma

Röportaj: Cemalettin Kanaş

Bir tesisi gerçek anlamda yüksek performanslı kılan şey, otomasyona sahip olup olmamak değil; kurulan sistemin ne ölçüde anlaşılıp benimsendiği ve operasyonuna ne kadar derin entegre edilebildiğidir. 

Otomasyon, yem üretiminde bir tercih olmaktan çıkıp olmazsa olmaz bir şarta dönüştü. Ancak sektörün önündeki asıl soru şu: Bir tesis otomasyona sahip olmakla, otomasyonu gerçekten anlamak ve yönetmek arasındaki farkı nasıl kapatır?

Ali Magboul,  CEO, ASM Proses Otomasyonu

Uluslararası fuarlarda enerjik ve renkli kişiliğiyle dikkat çeken ASM Process Automation'ın kurucusu Ali Magboul ile bu sorunun cevabını aradık. Orta Doğu'nun en zorlu endüstriyel ortamlarında edindiği tecrübeyle, otomasyona dair yerleşik algılara meydan okuyan bir vizyon geliştiren Magboul, bu arayışı 2007'den bu yana sahada sürdürüyor. 

"Biz kara kutu sistemler teslim etmiyoruz, sahiplik oluşturuyoruz." diyor Magboul. Aslında bu cümle, muhtemelen ASM'nin felsefesini de en iyi şekilde özetliyor. Magboul ile gizli üretim kayıpları, dijitalleşmede yapılan stratejik hatalar, kestirimci bakım, hammadde dalgalanmalarına karşı dayanıklılık ve akıllı fabrikanın geleceğini konuştuk. 

Sayın Magboul, sizi ve ASM Process Automation’ı kısaca tanıyabilir miyiz? Yem fabrikası otomasyonuna yaklaşımınızın temel felsefesini açıklar mısınız?

Suudi Arabistan Zahran’daki King Fahd Üniversitesi Petrol ve Mineraller Fakültesi’nden (KFUPM) Otomasyon Mühendisliği (BSc) mezunuyum. Kariyerim boyunca, yalnızca teknolojinin yeterli olmadığına; gerçek başarının, tutku, amaç ve somut değer yaratma hedefinden geldiğine inandım.

2007 yılında, otomasyonu karmaşık bir “kara kutu” olarak gören geleneksel algıya meydan okumak amacıyla kendi şirketimi kurdum. Misyonum her zaman otomasyonu şeffaf, açık ve anlaşılır hâle getirmek oldu. Endüstriler ve insanlar sistemlerinin sahipliğini ancak bu şekilde alabilir, güvenle yenilik yapabilir ve sürdürülebilir büyüme sağlayabilir.

ASM Process Automation’ın yöntemini, yem ve tahıl tesislerinde çalışan geleneksel sistem entegratörlerinden ayıran nedir?

ASM Process Automation olarak fark basit: biz kara kutu sistemler teslim etmiyoruz, sahiplik oluşturuyoruz. Güvenilirlik ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik sağlamak için Siemens platformlarını standart olarak kullanıyoruz. Ancak tek başına teknoloji farklılaştırıcı değildir. Sistemlerimizi, operatörlerin kolayca çalıştırabileceği ve bakım ekiplerinin tamamen anlayabileceği şekilde tasarlıyoruz.

Amacımız güçlendirmek. Tesis ekiplerini eğitiyor, belgeler hazırlıyor ve yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Böylece ekipler sistemlerini bağımlılık veya korku duymadan değiştirebilir, geliştirebilir ve iyileştirebilir. Biz sadece otomasyonu entegre etmiyoruz, fabrikada güven inşa ediyoruz.

Saha tecrübenizden hareketle, günümüz yem fabrikalarında en kritik yapısal verimsizlikleri nerede görüyorsunuz?

Otomasyon ve dijitalleşme perspektifinden bakıldığında, günümüz yem fabrikalarındaki temel verimsizlikler, parçalı sistemler ve veri entegrasyon eksikliğinden kaynaklanıyor. Birçok tesis, izole otomasyon platformlarıyla, sınırlı gerçek zamanlı görünürlükle ve manuel veri işleme ile çalışıyor. Bu durum üretim, enerji ve kalite optimizasyonunu engelliyor.

Buna ek olarak, karmaşık veya ‘kara kutu’ sistemler bağımlılık yaratıyor ve bakım ile gelecekteki değişiklikleri zorlaştırıyor. Şeffaf panolar ve entegrasyonlu analizler olmadan, operatörler ve yönetim kayıpları, duruş sebeplerini veya enerji verimsizliklerini net şekilde belirleyemiyor. 

Kısacası, en büyük eksiklik, operasyon, bakım ve yönetimi birbirine bağlayan entegre, açık ve veri odaklı bir otomasyonun olmamasıdır.


GÖZDEN KAÇAN MALİYETLER: YEM ÜRETİMİNDEKİ GİZLİ KAYIPLAR

Pratik açıdan, yem üretiminin gizli kayıplara en fazla sebep olan aşamalar hangileridir ve bunların sıkça gözden kaçma sebepleri nelerdir?

En yüksek gizli kayıplar genellikle tartım, öğütme, peletleme ve yeniden işleme (rework) aşamalarında meydana geliyor. Burada küçük verimsizlikler zaman içinde birikmesine rağmen net olarak görünmez. Bunlar çoğu zaman gözden kaçırılır çünkü birçok tesis başarıyı toplam üretilen ton üzerinden ölçer, gerçek performans göstergeleri üzerinden değil.

Verimlilik sapmaları, ton başına spesifik enerji tüketimi, buhar ve kondisyonlama verimliliği, mikro dozaj doğruluğu ve gerçek duruş sebeplerinin sınırlı takibi, sapmaların normal operasyon olarak kabul edilmesine yol açar. Entegre dijital panolar ve gerçek zamanlı entegre analizler olmadan, bu kayıplar günlük üretim sonuçları içinde görünmez kalır. 

Modern kontrol sistemleri, hammaddelerdeki değişkenliği yönetirken formülasyon doğruluğunu nasıl artırabilir ve operasyonel karmaşıklığı artırmadan bunu nasıl sağlar?

En önemli nokta operasyonu basit ve anlaşılır tutmaktır. Operatörler için günlük işleri karmaşık hâle getirmemelisiniz. Otomasyon, destek olmalı. Zorluk yaratmamalıdır. 

İlk olarak, doğru tartım yapabilen, ölçümleri hassas gerçekleştirebilen ve malzemeleri tam olarak boşaltabilen gelişmiş bir tartım sistemine ihtiyaç vardır. Doğruluk, iyi ölçümle başlar.

İkinci olarak, hammaddelerdeki değişkenlik otomatik olarak yönetilmelidir. Nem, yoğunluk veya kalite değişiklikleri, laboratuvar sonuçları, tartım verileri ve otomasyon kontrolü arasındaki entegrasyon ile uyumlu hâle getirilmelidir.

Kontrol sistemi ERP ve formülasyon yazılımına bağlı olduğunda, reçeteler güncel kalır ve üretim otomatik olarak ayarlanır. Karmaşıklık kontrol sistemi içinde kalır. Operatörler ise üst düzeyden basit ve net bir ara yüz görür.

Özetle, tam entegrasyon operasyonu daha zor hâle getirmeden üretimi doğru ve istikrarlı hâle getirir.

YANLIŞ ADIMLA BAŞLAMAK: DİJİTALLEŞMEDE STRATEJİK HATALAR

Tesislerin dijitalleşme başladıkları aşamada en sık gözlemlediğiniz stratejik veya teknik hatalar neler?

Dijitalleşme yolculuğuna başlarken yapılan en yaygın hata, süreci aşağıdan yukarıya değil, yukarıdan aşağıya inşa etmeye çalışmaktır. Pek çok fabrika, tesisin kendisini sisteme bağlamadan önce ERP veya SAP sistemleriyle başlıyor. Gerçek dijitalleşme; sensörleri, PLC platformlarını ve OT'nin (operasyonel teknoloji) tüm endüstriyel ağını birbirine bağlamakla başlamalıdır. Atölye düzeyinde bu şeffaflık ve entegrasyon sağlanmadan dijitalleşme başarıya ulaşamaz.

Elle girilen Excel verileriyle oluşturulmuş yönetim gösterge panelleri ile sıkça karşılaşıyoruz. Operatörler yalnızca rapor üretmek için veri giriyor ancak gerçek dijitalleşme bu değil. Çünkü veri doğrudan prosesten gelmiyor. 

Gerçek zamanlı ve güvenilir veri olmadan doğru analiz yapmak mümkün değildir. Analiz olmadan ise bir sonraki kritik adıma, yani canlı operasyonel verilere dayalı olarak gelecekteki üretim sonuçlarının öngörülebildiği ve iyileştirilebildiği yapay zekâ optimizasyonuna ve öngörülü performansa geçiş yapılamaz. 

Kısacası dijitalleşme, yönetim yazılımından değil; bağlı operasyonlardan başlamalıdır. 


RAKAMLARLA OTOMASYON: YATIRIM GETİRİSİNİ DOĞRU OKUMAK

Yem fabrikası yatırımcıları, otomasyon yatırımlarının geri dönüşünü nasıl değerlendirmeli? Ölçülebilir geri ödeme süresi beklentisi nasıl olmalı?

Yatırımcılar, otomasyonu yalnızca kontrol sisteminin maliyeti üzerinden değerlendirmemeli. Otomasyonun gerçek değeri, sağladığı operasyonel görünürlüktür. Modern bir kontrol sistemi, daha önce net şekilde görülemeyen alanlara ‘göz’ sağlar: küçük formül sapmaları, gizli enerji kayıpları, mikro dozaj hataları, buhar verimsizlikleri, küçük duruş sebepleri ve verimlilik değişiklikleri. Bu ayrıntılar genellikle manuel olarak takip edilemeyecek kadar karmaşık ve gizlidir. 

Bu gizli faktörler, gerçek zamanlı izleme ve yapılandırılmış veriler sayesinde görünür hâle geldiğinde, kontrol edilebilir ve optimize edilebilir. Bunlar, şu ölçülebilir iyileşmelere yol açar:

  • Verim ve hammadde tasarrufu
  • Ton başına enerji tüketiminde azalma
  • Duruş sürelerinde azalma
  • Yeniden işleme ve atık miktarında düşüş
  • Arıza çözümünde hızlanma
  • Dış desteğe bağımlılığın azalması 

Özellikle ton başına maliyet ve ton başına enerji tüketimi dikkate alındığında, yem fabrikalarındaki otomasyon yatırımları tesisin büyüklüğü ve mevcut verimsizliklere bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 12–24 ay arasında gerçekçi bir geri ödeme süresine ulaşır. Yüksek kayıp ortamlarında geri ödeme süresi daha da kısa olabilir.

Otomasyon yalnızca bir kontrol sistemi maliyeti değildir. Gizli kayıpları görünür ve ölçülebilir kâr hâline dönüştüren bir görünürlük ve performans aracıdır.

Hammaddelere bağımlı ve Orta Doğu gibi fiyatların dalgalı olduğu pazarlarda, otomasyon hammaddelerdeki fiyat dalgalanmalarına ve tedarik zinciri aksaklıklarına karşı dayanıklılığı nasıl artırır?

Orta Doğu gibi hammaddelerin büyük ölçüde ithal edildiği ve fiyatların hızla değiştiği pazarlarda, otomasyon yem fabrikalarının daha istikrarlı ve esnek olmasına yardımcı olur.

İlk olarak, doğru tartım ve formül kontrolü, pahalı malzemelerin gereksiz kullanımını azaltır. Her partide elde edilen küçük tasarruflar, fiyatlar yükseldiğinde büyük fark yaratır.

İkinci olarak, otomasyon tesislerin, malzeme mevcudiyeti veya piyasa fiyatına bağlı olarak reçeteleri hızlı bir şekilde değiştirmesine veya malzemeleri ikame etmesine olanak sağlar. Hem de yem kalitesi sabit tutularak. 

Üçüncü olarak, bağlı sistemler stok seviyeleri ve üretim hakkında gerçek zamanlı görünürlük sağlar. Bu da yönetimin satın alımları daha iyi planlamasına ve eksiklikleri önlemesine yardımcı olur.

Otomasyon ayrıca enerji verimliliğini artırır ve duruş sürelerini azaltır. Bu da hammaddelerin yüksek fiyatlı olduğu dönemlerde ton başına maliyetin kontrol altında tutulmasını sağlar. Basitçe söylemek gerekirse, otomasyon tesislerin israfını azaltır, piyasa değişikliklerine hızlı tepki vermelerini sağlar ve tedarik veya fiyat dalgalanmaları sırasında üretimin istikrarlı kalmasına yardımcı olur. 


Verimliliğin ötesinde, otomasyon sistemleri tesisteki operasyonları yönetilebilir tutarken izlenebilirlik ve yem güvenliğine nasıl destek sağlıyor?

Otomasyon sistemleri, operatörlere ek iş yükü yaratmadan her şeyi otomatik olarak kaydederek izlenebilirlik ve yem güvenliğini destekler.

İlk olarak, her parti takip edilebilir. Hammaddelerin tesise girişi, tartım, öğütme, peletleme ve paketleme aşamaları dâhil olmak üzere, kullanılan malzemelerin kaynağı, miktarları, üretim zamanı ve operatörün yaptığı işlemler. Bir kalite sorunu ortaya çıkarsa, tesis hangi parti veya malzemenin etkilendiğini hızlıca belirleyebilir.

İkinci olarak, otomasyon reçete kontrolü ve erişim yönetimi ile hataların önüne geçer. Operatörler yanlışlıkla formülasyon değiştiremez veya yanlış malzeme kullanamaz. Böylece yem kalitesi ve uyumluluğu korunmuş olur.

Üçüncü olarak, alarm ve izleme sistemleri sıcaklık, kontaminasyon riski veya ekipman arızası gibi sorunları erken tespit eder ve güvenli olmayan üretimi önlemeye yardımcı olur.

En önemlisi, tüm bunlar arka planda otomatik olarak gerçekleşir. Operatörler basit ve anlaşılır bir arayüzle çalışmalarına devam ederken, sistem veri kaydı ve güvenlik kontrollerini yönetir.

Özetle, otomasyon, bilgiyi güvenilir ve şeffaf hâle getirerek izlenebilirlik ve yem güvenliğini artırır; tesisteki operasyonları daha karmaşık hâle getirmez. 

Yem veya tahıl tesislerinde kestirimci bakım uygulamalarıyla ölçülebilir iyileşmeler gözlemlediniz mi?

Motorlar, sıcaklık sensörleri, titreşim izleme ve akım analizinden elde edilen gerçek zamanlı veriler sayesinde, tesisler pelet makineleri, öğütücüler, konveyörler ve kova elevatörlerinde oluşabilecek aşınma belirtilerini arıza meydana gelmeden önce tespit edebilir.

Ölçülebilir iyileşmeler genellikle şöyle sıralayabiliriz:

  • Planlanmamış duruş sürelerinde azalma
  • Daha düşük bakım maliyetleri (büyük parçaların değiştirilmesi yerine onarım)
  • Ekipman ömründe uzama
  • Daha stabil üretim
  • Artan güvenlik 

Tesis, arıza olduktan sonra müdahale etmek yerine, veri trendlerine dayalı planlı müdahaleye geçer. Bir büyük pelet makinesi veya öğütücü arızasının önlenmesi bile yatırım gerekçesi olarak yeterli olabilir. 

Pratikte, kestirimci bakım genellikle beklenmedik arızaları %20–40 oranında azaltır; bu oran tesisin başlangıç durumu ve izleme seviyesine bağlıdır. Basitçe söylemek gerekirse, kestirimci bakım bakımı reaktif olmaktan proaktif hâle getirir, güvenilirliği artırır, riski azaltır ve üretim sürekliliğini korur.

Artan otomasyon, modern yem tesislerinde iş gücü gereksinimlerini ve beceri profillerini nasıl değiştiriyor?

Otomasyon asla insan gücünü ortadan kaldırmak için tasarlanmış değil. Asıl amacı, iş gücünü geliştirmek, ekipleri daha yetkin, daha becerikli ve daha verimli hâle getirmektir. Operatörler, manuel kontrolden süreçleri anlama ve sistemi denetleme konumuna geçer. Sorunlara tepki vermek yerine, panoları, alarmları ve performans göstergelerini izlerler.

Bakım ekipleri de değişim gösterir. Artık sadece mekanik onarım değil, otomasyon sistemleri, endüstriyel ağlar, sensörler ve teşhis bilgisi konusunda da güçlü bilgiye ihtiyaç duyarlar. Arıza giderme süreci daha hızlı ve gerçek verilere dayalı olur. Otomasyon, tekrarlayan manuel işleri ve insan hatalarını azaltır; ekiplerin kalite, optimizasyon ve performans iyileştirmeye odaklanmasını sağlar. Eğitim ve bilgi transferi hayati önem kazanır. Sistemler şeffaf ve iyi dokümante edildiğinde, tesis ekipleri dış desteğe bağımlı olmadan sistem üzerinde sahiplik kazanır.

Özetle, modern otomasyon insanların yerini almaz, onları geliştirir ve iş gücünü, tesis performansını ve istikrarını yönlendiren yetkin teknik profesyonellere dönüştürür.

YARININ YEM FABRİKASI: AKILLI TESİSİ TANIMLAMAK

Geleceğe bakıldığında, ‘akıllı’ bir yem fabrikasını konvansiyonel otomasyonlu bir tesisten gerçekten ayıran özellikler neler olacak?

Günümüzde, yalnızca otomasyon bir tesisi akıllı hâle getirmez. Otomasyon artık ekstra bir özellik değil, modern herhangi bir proses tesisinin normal ve vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Akıllı bir yem fabrikasının asıl farkı entegrasyon, şeffaflık ve bağlanabilirliktir.

Akıllı bir tesis; sensörler, makineler, PLC sistemleri, kalite verileri ve yönetim sistemlerinin tamamının birbirine bağlı olduğu güçlü ve güvenilir bir endüstriyel ağa sahiptir. Bilgi, operasyonlar, bakım ve yönetim arasında gerçek zamanlı olarak akar. Bu düzeyde şeffaflık, daha iyi kararlar alınmasını, arıza giderme sürecinin hızlanmasını ve sürekli optimizasyonu sağlar. Özetle, akıllı bir yem fabrikası otomasyonla değil, her şeyin ne kadar iyi bağlandığı, görünür ve bir bütün olarak entegre bir ekosistem içinde çalıştığı ile tanımlanır.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar
18 Ocak 20237 dk okuma

“Biz önce kendimizle rekabet ediyoruz”

07 Şubat 20173 dk okuma

“Teknolojisi en yüksek üreticilerden biri olmayı hedefliyoruz”

“Dünyanın önde gelen şirketlerinin lisansı ile 15 yıl teknolojik tecrübe kazandık. Şimdi de Avrup...

20 Temmuz 201611 dk okuma

M. Ülkü KARAKUŞ, Türkiyem - Bir: "Son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme"

"Türkiye karma yem sanayisi, son 10 yılda yıllık ortalama %12 büyüme hızıyla önemli bir gelişim gös...