BLOG

Kızıldeniz krizi tırmanıyor: ABD’den askeri müdahale ve terör kozu

26 Ocak 20245 dk okuma

Kızıldeniz’deki kriz, Yemenli Husi birliklerinin ticari gemilere yönelik saldırılarını arttırması ve büyük nakliye şirketlerinin faaliyetlerini askıya alarak rotalarını değiştirmesiyle daha da derinleşti. Buna karşılık, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Batılı güçler, Yemen’deki Husi hedeflerine karşı koordineli hava saldırıları başlatırken, Biden yönetimi de grubu terör yeniden listesine eklemeyi gündemine aldı. Küresel ticaret için hayati önem taşıyan Kızıldeniz güzergâhında devam eden aksaklık; ekonomik etkiler, enflasyonist baskılar ve Husi isyancıların uluslararası tepkilere rağmen meydan okumaya devam etmesiyle bölgede artan gerilimlere ilişkin endişeleri körüklüyor.

İsrail karşıtı İran destekli bir grup olan Yemenli Husi birlikleri, Kasım ayı ortasından bu yana Kızıldeniz’de seyreden ticari gemilere insansız hava araçları, füzeler ve sürat tekneleriyle saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Eylemlerinin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına doğrudan bir cevap olduğunu ifade eden Husilerin saldırıları bölgedeki gerilimde önemli bir tırmanışa işaret ediyor. 3 Aralık’ta Yemenli Husi isyancılar tarafından Kızıldeniz’de üç yük gemisine düzenlenen füze saldırısı, bölgedeki ticari deniz taşımacılığına yönelik tehditte önemli bir tırmanış olarak yorumlanıyor. İsyancıların 4 Ocak’a kadar güney Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nden geçen ticari gemilere 25 saldırı düzenlemesiyle kriz hızla tırmandı.

Yemen’in büyük bölümünde hâkim olan Husi milisleri, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan kritik geçitten, özellikle de Babülmendeb Boğazı’ndan geçen ticari gemileri hedef aldı. Bu stratejik su yolu, Sana’dan Yemen’in kuzey batısına uzanan ve Kızıldeniz kıyı şeridini kapsayan Husilerin kontrol ettiği bir bölgede yer alıyor. Sana’yı ve Kızıldeniz kıyı şeridi de dâhil olmak üzere Yemen’in kuzeybatısını kontrol eden Husiler, bu bölgeleri vergi toplayarak ve para basarak fiilen yönetiyor. Bu stratejik su yolunun İsrail’le bağlantılı olduğundan hareketle yola çıkan Husiler, Korona salgını ve Ukrayna’daki çatışmalardan yara alan dünya ekonomisinde önemli sarsıntılara sebep oldu. Sonuç olarak, Maersk, Hapag-Lloyd ve Mediterranean Shipping Company (MSC) gibi sektör devlerinin de aralarında bulunduğu büyük denizcilik şirketleri, ısrarlı saldırılara tepki olarak Kızıldeniz ticaret rotası üzerinden nakliye operasyonlarını askıya almayı tercih etti. Bu karar beraberinde zincirleme bir reaksiyon getirerek navlun maliyetlerinin artmasına ve teslimat sürelerinin uzamasına yol açtı.

KIZIL DENİZ ROTASININ STRATEJİK ÖNEMİ

Kızıldeniz ve bağlantılı suyolları, dünyanın en hayati deniz ticaret yollarından biri olarak küresel deniz ticareti için çok önemli bir arter görevi görüyor. Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bir geçit olan Kızıldeniz, tipik olarak küresel deniz ticaretinin yaklaşık %15’inin geçiş rotasını teşkil ediyor. Ancak Yemenli Husi isyancıların son saldırıları, bu önemli nakliye rotasındaki kargo akışını sekteye uğratarak yem katkı maddesi pazarını önemli ölçüde vurdu. Kızıldeniz’de gündemde olan risk sebebiyle gemilerin rotayı Güney Afrika’ya çevirmeleri navlun maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu. Lizin ve treonin başta olmak üzere temel yem katkı maddelerinin fiyatları yükseliş eğilimine girerek hayvancılık ve kümes hayvancılığı sektörleri için sorun teşkil diyor.

Afrika tarafında Eritre ve Cibuti ile Arap Yarımadası’nda Yemen arasında yer alan 20 mil genişliğindeki Babülmendeb Boğazı, güneyden seyahat eden gemilerin daha kuzeydeki Mısır’ın Süveyş Kanalı’na ulaşması için önemli bir geçit. Süveyş Kanalı’ndan Hint Okyanusu’na giden ya da Hint Okyanusu’ndan gelen her gemi Babülmendeb Boğazı ve Kızıldeniz’den geçmek zorunda.

Bu deniz yolunun temel taşlarından biri olan Süveyş Kanalı, Asya ile Avrupa arasındaki en hızlı deniz yolu olma özelliğini taşıyor. Bu rota özellikle petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı için büyük önem taşıyor. 2023’ün ilk yarısında günde yaklaşık dokuz milyon varil petrol Süveyş Kanalı’ndan geçerek küresel enerji taşımacılığındaki önemini ispat etmeye yetiyor. Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya ithal edilen malların yaklaşık %15’i Asya ve Körfez’den deniz yoluyla sevk ediliyor. Buna rafine ve ham petrolün önemli bir kısmı da dâhil. Kızıldeniz’den geçen konteyner gemileri aynı zamanda televizyon, giysi, spor ayakkabısı ve spor malzemeleri dâhil olmak üzere çok çeşitli tüketim malları da taşıyor.

Her yıl Süveyş Kanalı’nı kullanan yaklaşık 17 bin gemi, küresel ticaretin yaklaşık %12’sine tekabül ediyor. Bu güzergâhtan geçen malların toplam değerinin bir trilyon doları aştığı dikkate alındığında rotanın önemi de ortaya çıkıyor.

BATILI GÜÇLERDEN ASKERİ HAREKÂT, BIDEN’DANTERÖRİST LİSTESİ TEHDİDİ

Kızıldeniz’de tırmanan krize önemli bir karşılık olarak, başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı güçler, Husilerin uluslararası deniz taşıtlarına yönelik saldırılarına karşı kararlı bir adım attı. ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husi hedeflerine yönelik olarak 28 bölgede 60 noktayı hedef alan koordineli hava saldırıları başlattı. ABD Başkanı Joe Biden, bu saldırıların Husilerin Kızıldeniz gemilerine yönelik saldırılarına doğrudan bir cevap olduğunu ve söz konusu saldırıların küresel ticaret ve seyrüsefer özgürlüğü için tehdit oluşturduğunu söyledi. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ise bu eylemin küresel denizcilik çıkarlarını korumak için gerekli ve orantılı olduğunu ifade etti.

Biden yönetimi, Husi isyancıların finansman ve silah tedarikini kesmek amacıyla onları yeniden terör listesine almaya hazırlanıyor. Bu hamle, Beyaz Saray tarafından da teyit edildiği üzere, Husi gemisavar balistik füzelerini vuran ek ABD hava saldırılarının ardından geldi. Bu noktada Washington, daha fazla saldırıya göz yumulmayacağına dair açık bir mesaj göndermek istiyor.

ABD ve birçok ülke Refah Muhafızı Operasyonu kapsamında Kızıldeniz’e deniz kuvvetleri konuşlandırırken, Fransa bölgesel gerilimi tırmandırmama kaygısıyla ABD öncülüğündeki saldırılara katılmaktan kaçındı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Husi isyancı grubunu Kızıldeniz’deki saldırgan eylemlerini durdurmaya çağıran bir kararı büyük bir destekle onayladı.

Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yapılan tartışmalarda, muhtemel enflasyonist baskılar ve Avrupa’nın ithalatında aksamalar konusunda endişeler ortaya çıktı. Kriz çeşitli sektörleri etkiliyor ve Kızıldeniz üzerinden yapılan sevkiyatlar için savaş riski sigorta primleri yükseliyor. Buna ek olarak, İspanya’daki üretim, Michelin’e ait dört fabrikanın hammadde teslimatlarındaki gecikmeler sebebiyle üretimi durdurmayı planlaması gibi aksaklıklarla karşı karşıya.

Malta bandıralı, Yunanistan’a ait Zografia adlı dökme yük gemisi Kızıldeniz’de bir Husi füzesi tarafından vuruldu. Olayda ölen ya da yaralanan olmamasına rağmen, güvenlik kontrolleri için rotnın yeniden belirlenme ihtimali endişeleri arttırıyor. Bu arada Japon denizcilik operatörü Nippon Yusen, rota değişikliklerini göz önünde bulundurarak gemilere güvenli sularda beklemeleri talimatını verdi. Buna karşılık denizcilik devi Maersk, ABD ordusu ve hükümeti için mal teslim etmek üzere Kızıldeniz’e iki konteyner gemisi göndererek faaliyetlerine devam etti.

Uluslararası tepkiye rağmen Husiler meydan okumaya devam ediyor. Grup, Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdüreceklerini ve özellikle İsrail gemilerini hedef alacaklarını açıkladı. Bu meydan okuma, Batılı güçleri Orta Doğu’nun daha da derinlerine çekme potansiyeline sahip olan suyolunda uzun süreli çatışmalara yol açabilir.

Kriz ilerledikçe dünya, stratejik açıdan hayati önem taşıyan Kızıldeniz bölgesinde Husi isyancıların yarattığı tehdide karşı çıkmak adına diplomatik, askeri ve ekonomik tedbirleri değerlendiriyor.

Kapak Dosyası Kategorisindeki Yazılar
18 Aralık 20233 dk okuma

AB karma yem üretimi 2023’te zorluklarla karşı karşıya