UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, coğrafi avantajların iyi kullanılması durumunda lojistik sektörünün de en az turizm kadar önemli bir döviz kaynağı hale gelebileceğini söyledi. İhracatçının navlun fiyatlarına fazla odaklanmasını eleştiren Engin, Kızıldeniz’de yaşanan krizin tüm dünyada navlun fiyatlarını artırdığını ve bunun yaşanan olaylar ışığında normal bir durum olduğunu belirtti. Yılın ilk çeyreğinde krizin etkilerinin devam etmesini beklediklerini ifade eden Engin, Kızıldeniz’de güvenliğin yeniden tesis edileceğini öngördüklerini dile getirdi.


Türkiye’de ve dünyada lojistik sektörüne dair önemli gelişmeler, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) tarafından düzenlenen yıllık basın toplantısında ele alındı. 10 Ocak tarihinde sektörel ve ulusal basının yoğun ilgisiyle geçekleşen toplantı kapsamında, ev sahibi UTİKAD’ın Başkanı Bilgehan Engin, ardından da FIATA (Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu) Başkanı Turgut Erkeskin, sektördeki güncel dinamiklerin ve Türkiye’nin lojistik dünyadaki rolünün ana hatlarını çizdi.
UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin
Başkan Bilgehan Engin, yaptığı açılış konuşmasında ihracatçının navlun fiyatlarındaki artış konusundaki duyarlılığını anladıklarını belirterek, “Tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar ve navlun fiyatlarındaki artışlar tüm dünyanın sorunu. Yaşanan şartlarda fiyatların artması da çok normal.” dedi. İhracat devleri Çin ve Almanya’yı örnek gösteren Bilgehan Engin, “Bu ülkeler gibi katma değeri yüksek ürünler ihraç ettikçe ihracatçının rekabet gücü de artacaktır.” diye konuştu. Türkiye’nin 2023 yılı mal ticaretinde 361,8 milyar ithalat, 255,8 milyar dolar ihracat yaptığı bilgisini aktaran Engin, hizmet ihracatında ise Ocak-Ekim 2023 döneminde 85,3 milyar dolara ulaşıldığını, yük gelirlerinin ise 11,9 milyar dolar olarak kayda geçtiğini ifade etti. “Türkiye coğrafi avantajlarını iyi kullanırsa lojistik sektörü de en az turizm kadar önemli bir döviz kaynağı üretebilir hale gelebilir.” şeklinde konuştu.
Engin, 2023’ün lojistik sektörü için önemli gelişmelere sahne olduğunu belirtirken, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketi sonrasında afet lojistiğinin öneminin daha iyi anlaşıldığını vurguladı. Ayrıca, devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve yılın son çeyreğinde başlayan İsrail-Filistin çatışmasının sektöre olumsuz etkilerine de değinen Engin, jeopolitik krizlerin sektörü daha dayanıklı kılacak tedbirler almaya sevk ettiğini söyledi.
2023’te ortaya çıkan Kızıldeniz’deki güvenlik endişeleri sonrasında deniz taşımacılığı şirketlerinin Süveyş Kanalı’ndan geçişlerini durdurması ve sevkiyat rotalarını değiştirmesiyle ilgili yaşanan krizin navlun maliyetlerini ve teslimat sürelerini artırdığını söyleyen Engin, konuya ilişkin tarafları bilgilendirmek amacıyla paylaşımlara devam edeceklerini belirtti.
FIATA Başkanı Turgut Erkeskin
Başkan Engin’in ardından sözü 6 Ekim 2023’de FIATA Başkanlığına seçilen Turgut Erkeskin aldı. 150 ülke bazında sektörün sözcülüğünü yapan FIATA’nın önemini vurgulayan Erkeskin, FIATA başkanlığına seçilmesinden bu yana Türkiye’de iki önemli etkinlik gerçekleştirdiklerini, bu toplantıların ülkenin demiryolu ve karayolu için oldukça değerli olduğunu dünyaya göstermek açısından önemli olduğunu söyledi. FIATA Başkanı, “Dünya Bankası’nın açıklamalarına göre son 5 yılda, son 30 yılın en yavaş büyümesi gerçekleşti. 2024’te de %2,4 oranında bir büyüme öngörülüyor. Bu öngörünün arkasında jeopolitik gerçekler, iklim gerçekleri ve ekonomik gerçekler bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
FIATA BAŞKANI ERKESKİN: BİZE DÜŞEN KRİZ YAŞANMAMASINI UMMAK DEĞİL, DIŞ ŞOKLARA DAYANIKLI OLMAK
2019 yılında patlak veren koronavirüs pandemisinin lojistik sektöründe bir sarsıntıya sebep olduğunu belirten Erkeskin, devamında da Ukrayna-Rusya savaşı Tayvan, Filistin ve Ukrayna’da yaşanan jeopolitik gerginliklerin ekonomik savaşları tetiklediğini dile getiren Turgut Erkeskin, yaşanan reel savaşların lojistik güvenliği tehdit ettiğini söyledi. FIATA Başkanı Erkeskin, art arda gelen krizlerin ve savaşların ardından dünyanın daha korumacı ve tutucu bir tavır aldığına ve bunun da sektörü doğrudan etkilediğine dikkati çekerken, normallerin de değiştiğini söyledi. “Yeni normalimiz şokların yaşanmaması değil. Dış şoklara karşı dayanıklılık.” dedi.
“YENİ KORİDORLAR TANIMLANIYOR
FIATA Başkanı, son yıllarda tecrübe edilen şokların önümüzdeki yıllarda başka şekillerde devam edeceği öngörüsünü paylaştı. Her tıkanıklığın sektörü alternatif çareler aramaya ittiğini ve bunun zaman zaman olumlu neticeler verdiğinden bahsederken, dünyanın fabrikası olarak tanımlanan Çin’den gelen üretimin farklı noktalara ulaştırılabilmesi için lojistik akışlarının değiştirilerek yeni rotalar oluşturulduğu bilgisini aktardı.

Dünyanın kuzeyinde Rusya-Ukrayna, güneyinde ise İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ederken Çin menşeli ürünlerin Batıya ulaştırılmasında Orta Asya ve Türkiye rotası üzerinden “Orta Koridor” ciddi bir alternatif olarak öne çıkıyor. Erkeskin’in açıklamaları bu koridorun önemine işaret ediliyor.
“PİLOT ÇALIŞMALARI TÜRKİYE’DE YAPACAĞIZ”
Turgut Erkeskin, Çin’den gelecek ucuz ürünlerin yerli üreticiye zarar vereceği endişesiyle Orta Koridor’da yer almama gibi bir düşüncenin yersiz olacağını söyledi. Aksine ticaret hacimleride yaşanacak artışın maliyetleri düşüreceğini ve bunun her ölçekteki işletme için olumlu sonuçları olacağı öngörüşünü paylaştı. “FIATA olarak özellikle Orta Koridor’un dijitalleştirilmesi, sınır geçişlerinin hızlandırılması gibi çalışmalarımız bulunuyor. Özellikle uluslararası küçük tutardaki ödemelerde süreyi kısaltmak ve maliyetleri azaltmak için hazırladığımız Freight Pay ürünümüzün pilot uygulamasını FIATA-UTİKAD iş birliğiyle Türkiye’de gerçekleştirmek istiyoruz.” diye konuştu.
Dünyanın Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ve ABD arasında tecrübe ettiği iki kutupluluğun bir benzerinin şu anda Çin ve ABD arasında yaşandığı tespitini yapan Erkeskin, “İki kutuplu ve çok kutuplu ittifaklar tesis edilirken, Türkiye’nin de müttefiklerinin sayısını artırması gerekiyor. Dünya ekonomisindeki payının azalmaması için bu şart.” dedi.