Sınır aşan hayvan hastalıkları, küresel hayvancılık ve su ürünleri ekonomisi için belirleyici bir risk olarak ortaya çıkıyor ve 3,3 trilyon ABD dolar değer biçilen bir sektörü tehdit ediyor. Yıllık kayıplar hâlihazırda yüz milyarlarca dolara ulaşmışken ülkeler, artan hayvan sağlığı tehditleri karşısında işbirliğini güçlendirme, önleme çalışmalarını sürdürme ve gıda güvenliğini koruma konusunda giderek daha fazla baskı altında kalıyor.
FAO Genel Direktörü Qu Dongyu
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Direktörü Qu Dongyu, Kasım ayının sonunda Üye Ülkeleri sınır aşan hayvan hastalıklarını (TAD’ler) önlemek ve kontrol etmek için küresel ortaklıkları güçlendirmeye çağırdı ve bunların küresel gıda güvenliği ile ekonomik istikrar için en acil tehditlerden biri olduğunu vurguladı.
Roma’daki FAO merkezinde düzenlenen yeni Sınır Aşan Hayvan Hastalıkları Küresel Ortaklık Programı (GPP-TAD) Bilgilendirme Oturumu’nda konuşan Qu, son dönemdeki bütçe kesintilerinin, küresel risklerin arttığı bir dönemde bu hastalıkların yönetimi ve müdahalesinde on yıllardır sağlanan ilerlemeyi baltalama riski taşıdığı uyarısında bulundu.
20 yılı aşkın süredir Sınır Aşan Hayvan Hastalıkları Acil Durum Merkezi (ECTAD), FAO’nun hayvan sağlığı alanındaki operasyonel omurgası olarak hizmet veriyor; 50’den fazla ülkeye destek sağlıyor ve önlemenin krizlere müdahaleden çok daha az maliyetli olduğunu sürekli olarak ortaya koyuyor.
“On yıllar boyunca inşa edilenleri yok etmeyi göze alamayız,” diyen Qu, “Önlemenin maliyeti hareketsizliğin maliyetinden çok daha düşüktür,” ifadelerini kullandı.

BÜYÜYEN BİR KÜRESEL TEHDİT
TAD’ler, hızla sınır aşan, son derece bulaşıcı hastalıklardır. Hayvanlar ve insanlar birbirine daha yakın yaşadıkça ve küresel hareketlilik arttıkça bu hastalıklar hayvandan hayvana, çiftlikten çiftliğe, ülkeden ülkeye olmak üzere daha hızlı yayılıyor.
Son dönemdeki büyük salgınlar arasında 2007’den bu yana Afrika, Avrupa, Asya ve Amerika’da 50’den fazla ülkeye yayılan Afrika domuz vebası; Afrika ve Yakın Doğu’da endemik olan ancak 2025’te Avrupa’da büyük bir salgına yol açan Şap Hastalığı (FMD); ve Yüksek Patojenli Kuş Gribi bulunuyor.
Küresel hayvansal yetiştiricilik sektörü, 1,6–3,3 trilyon ABD doları arasında değer biçilen bir ekonomi olarak TAD’ler sebebiyle ciddi risk altında. Yıllık hayvancılık kayıpları 48–330 milyar ABD doları arasında değişiyor. Su ürünleri yetiştiriciliğinde ise hastalık kaynaklı yıllık 10 milyar ABD doları kayıp yaşanıyor. Yalnızca endemik bölgelerde bile, örneğin şap hastalığı salgınları yılda tahmini 21 milyar ABD doları üretim kaybı ve aşılama maliyetine yol açıyor.
TAD’ler gıda üretimini, gıda güvenliğini, ticareti, geçim kaynaklarını ve çiftçi gelirlerini bozarak yılların kalkınma kazanımlarını günler içinde silebiliyor. Salgınlar küçük üreticileri yıkıma uğratabiliyor, ticareti aksatabiliyor, bütçeleri zorluyor, antimikrobiyal direnci körükleyebiliyor ve hatta insanlara sıçrayabiliyor. Bu riskler, genişleyen ticaret, artan hayvan hareketliliği ve iklim krizi etkileriyle daha da büyüyor.
Küresel hayvansal üretim ve su ürünleri talebi artarken ve hayvancılık 1,9 milyar insanın geçimini sağlarken riskler hiç olmadığı kadar yüksek. Su ürünleri yetiştiriciliği artık tüm deniz ve tatlı su ürünlerinin yarısını sağlıyor. Bu sektörler özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde beslenme, istihdam ve ekonomik fırsatlar için kritik önem taşıyor.
Genel Direktör, “Şimdi, yeni bir kriz kapıya dayanmeden önce bu kazanımları korumak ve büyütmek zorundayız.” dedi.

FAO’NUN LİDERLİĞİ VE YENİ ORTAKLIKLARA DUYULAN İHTİYAÇ
2004’ten bu yana FAO ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), Sınır Aşan Hayvan Hastalıklarının Aşamalı Kontrolü için Küresel Çerçeve (GF-TADs) kapsamında gıda güvenliği, geçim kaynakları ve güvenli ticareti tehdit eden TAD risklerini azaltmak için ortak bir şekilde gayret gösteriyor.
ECTAD’ın 400’ü aşkın uzmandan oluşan küresel ağı, temel hastalık istihbaratı, hızlı saha müdahalesi, kapasite artırımı ve ortaklarla koordinasyon sağlayarak ülkelerin salgınları kaynağında kontrol altına almasına yardımcı oldu; yerel tehditlerin küresel acil durumlara dönüşmesini engelledi.
Bu yılın başlarında gerçekleştirilen 44. FAO Konferansı’nda Üyeler, kaynakları harekete geçirmek, ortaklıkları güçlendirmek ve ülkelere uzun vadeli destek sağlamak üzere bu temel çalışmayı korumaya yönelik yeni bir girişim çağrısında bulundu.
Buna karşılık FAO, mevcut boşlukları kapatmak ve Üyelerin yönlendirmesini daha güçlü, daha dayanıklı hayvan sağlığı sistemlerine dâhil etmek için yeni bir model geliştirdi.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN YENİ BİR MODEL: TAD’LER İÇİN KÜRESEL ORTAKLIK PROGRAMI
FAO’nun önerdiği GPP-TAD, ortak sorumluluğa, ülke liderliğine ve bölgesel kuruluşlar, özel sektör ve finans kuruluşlarıyla daha geniş katılıma dayanan sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor.
Yeni finansman modeli dört temel unsura odaklanıyor: yenilikçi ortaklıklar; koordineli eylem için entegre bir sistem; ülke odaklı mekanizmalar; ve sürdürülebilir, uzun vadeli etki. Bu yaklaşım, salgınları, ticaret kayıplarını, ekonomik zararları ve sağlık risklerini azaltmayı, aynı zamanda büyüme fırsatlarını genişletmeyi amaçlıyor.
Kademeli finansman modeli sayesinde tüm ülkeler anlamlı biçimde katkıda bulunabilir; bu da uzun vadeli sürdürülebilirliği ve Üyelerin ve ortakların daha geniş katılımını güvence altına alır.

Yüksek gelirli ülkeler, daha sınırlı kaynaklara sahip ülkelere destek için temel finansman sağlayabilirken; orta gelirli ülkeler, gelişmiş sürveyans, tanı ve eş-finansman seçeneklerine erişim karşılığında makul düzeyde mali ya da ayni katkı sunabilir. Küçük Ada Devletleri (SIDS), En Az Gelişmiş Ülkeler (LDC’ler) ve Denizle Bağlantısı Olmayan Gelişmekte Olan Ülkeler (LLDC’ler) gibi düşük gelirli ülkeler ise büyük ölçüde ayni katkıda bulunur; dayanışma fonları ve özel ihtiyaçlara göre uyarlanmış destekle bu katkılar güçlendirilir.
Bu kapsayıcı yapı, ülkelerin farklı kapasitelerini yansıtırken TAD’lere karşı küresel dayanışmayı ve ortak korumayı da güçlendiriyor.
“Hiçbir ülke bu hastalıklarla tek başına mücadele edemez.” diyen Qu, “Bu program, hayvanlarımızı, ekonomilerimizi ve ortak geleceğimizi korumanın yoludur.” ifadelerini kullandı.
GPP-TAD aracılığıyla FAO, Üyeleri, kalkınma bankalarını, bölgesel örgütleri, özel sektörü ve hayırsever ortakları tek bir koordineli çabada bir araya getirerek riskleri azaltacak, sistemleri güçlendirecek ve bir sonraki krizi önleyecek.