BLOG

Yapay zekâ çiftçilerin hayatını değiştirebilir mi?

10 Haziran 202512 dk okuma

Röportaj: FAO Newsroom

Yapay zeka, artan dünya nüfusunu beslemek için tarımı dönüştürebilir mi? FAO’dan Vincent Martin, inovasyon teknolojilerinin ve küresel iş birliğinin tarım-gıda sistemlerini sürdürülebilir bir gelecek için nasıl yeniden şekillendirebileceğini anlatıyor.

Vincent Martin
Direktör
FAO Office of Innovation

Gezegenimiz bir dönüm noktasında. Artan küresel nüfus, yoğunlaşan iklim krizleri ve azalan doğal kaynaklar acil eylem gerektiriyor. Dünya nüfusunu sürdürülebilir bir şekilde beslemek için geleneksel yaklaşımları bırakmak ve tarım-gıda sistemlerimizi yeniden şekillendirecek dönüştürücü çözümleri benimsemek durumundayız. Bu değişim, son teknoloji yenilikleri, daha güçlü küresel iş birliğini ve gıda üretme, paylaşma ve tüketme biçimlerimizi cesurca yeniden hayal etmeyi gerektiriyor. Bu misyonun merkezinde, inovasyonun faydalarının dünyanın her köşesine ulaşmasını sağlamak için kapsayıcı çok taraflı çabaların gerekliliği yatıyor.

Tarım ve gıda güvenliği açısından “inovasyon” bugün ne anlama geliyor? Yapay zeka gibi teknolojiler, bu acil sorunları çözmek için nasıl sorumlu bir şekilde kullanılabilir? Ve hükümetler, kuruluşlar ve sıradan vatandaşlar sürdürülebilir, gıda güvenliği olan bir geleceğe nasıl katkıda bulunabilir?

Bu önemli sorulara derinlemesine cevap aramak için FAO haber merkezi, FAO İnovasyon Ofisi Direktörü Vincent Martin ile bir araya geldi. Martin, FAO’nun iddialı inovasyon vizyonunu paylaşıyor, devam eden projeleri öne çıkarıyor ve güçlü ve adil tarım-gıda sistemleri oluşturmak için kolektif eylemin acil ihtiyacını vurguluyor.

FAO‘nun inovasyon çalışmalarından bahsedelim. Bu uygulamada ne anlama geliyor?

İnovasyon, basitçe ifade etmek gerekirse, işleri farklı yapmak ve farklı şeyler yapmakla ilgili bir şey. Benim için bu, aynı zamanda bilimi pazar fırsatlarına çevirmek ve sahaya taşımak anlamına geliyor. Amaç, bilimin ve inovasyonun gücünü kullanarak tarım-gıda sistemlerini dönüştürmek ve çözümleri doğrudan çiftçilere ve en çok ihtiyaç duyanlara ulaştırmak ve insanların daha iyi bir hayat kurmasına ve geçimini tarımla sağlamasına yardımcı olmak.

Özetle, bu etkiyi büyütmek ve inovasyonun son kilometreye ulaşmasını sağlamakla ilgili.

İnovasyonun bir lüks olmadığını, bir norm haline gelmesi gerektiğini anlamak önemli. Niçin? Çünkü iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, pandemiler, ekonomik ve finansal krizler ve artan küresel talepler üstel, karmaşık ve birbiriyle bağlantılı problemlerle karşı karşıyayız. Ancak çok sık olarak, bu sorunların ölçeğine ve karmaşıklığına uymayan doğrusal çözümlerle cevap veriyoruz.

Başka bir deyişle, itfaiyeciler gibi davranıyoruz—her zaman tepki veriyoruz, nadiren öngörüyoruz. Eğride geride kalıyoruz, oysa önde olmamız gerekiyor.

21. yüzyılın problemlerini gerçekten göğüslemek için, doğrusal düşünceden bütüncül, ileriye dönük ve yenilikçi yaklaşımlara geçiş yapmamız gerekiyor.

İnovasyon şart. Bu, güncel kalmakla, yani şimdi yaptıklarımız ile hızlı değişim ve dönüşüme ayak uydurmak için yapmamız gerekenler arasındaki farkı kapatmakla ilgili bir yaklaşım.

Peki, FAO bu inovasyon kavramını, özellikle tarım-gıda sistemlerine nasıl uyguluyor?

2022’de Bilim ve İnovasyon Stratejimizi başlattık ve İnovasyon Ofisi’ni kurduk. Amaç, tarım-gıda sistemlerini dönüştürmek için inovasyonun ne anlama geldiğini tanımlamak ve artan nüfusu doğal kaynakları tüketmeden beslemenin yollarını bulmaktı. Bu, yeni bir vizyon gerektiriyor: farklı şeyler yapmak ve şeyleri farklı yapmak.

Tarım-gıda sistemlerinde inovasyon uygulamak; bilim, teknoloji ve yeniliği kullanarak daha azıyla daha fazla üretmek anlamına geliyor. Yani, sistemlerin yalnızca iklim değişikliğine veya kaynak tükenmesine katkıda bulunmaktan kaçınmasını değil, aynı zamanda çözümün bir parçası olmasını sağlamak. İklim şokları, krizler ve mali düşüşler karşısında, geniş bir çözüm yelpazesini araştırıyoruz. Sadece teknolojik yenilik değil, aynı zamanda sosyal, kurumsal, mali ve politika yenilikleri.

Örneğin, teknolojide biyoteknoloji kilit bir rol oynuyor. Yeni genomik teknikler, iklim değişikliğine, kuraklığa, tuzluluk ve zararlılara karşı daha dayanıklı ürün çeşitleri geliştirmeye yardımcı olabilir. Ancak teknoloji tek başına yeterli değil. Sosyal inovasyon da kritik önemde. Kadınları ve gençleri inovasyona yön vermeleri için nasıl güçlendiririz? Onların çözümler geliştirmesini ve bilimsel keşifleri sahaya taşımasını nasıl sağlarız? Kadınları ve genç girişimcileri tam da bu amaçla destekliyoruz.

Ayrıca, amiral gemisi olan Çiftçi Saha Okulları (Farmer Field Schools - FFS) programımız aracılığıyla doğrudan çiftçilerle çalışıyoruz. On yıllardır bu program, akranlar arası öğrenmeyi mümkün kıldı—çiftçiler sahada sorunları belirliyor ve birlikte çözümler buluyor. Şimdi, Çiftçi Saha Okulları 2.0’ı geliştiriyoruz, sadece sayıları artırmaya değil, etkisini büyütmeye de odaklanarak. Bu yeni aşama, kırsal toplulukları arazi yenileme, kapsayıcı ekonomiler ve cinsiyet dönüştürücü değişim için harekete geçirmeyi amaçlıyor.

2040’a kadar, dijital araçları, davranış bilimini ve inovatif finansmanı entegre ederek 50 milyon kırsal insana ulaşmayı hedefliyoruz. Bunu başarmak için, çatışma sonrası bölgeler de dahil olmak üzere yeni bölgelere yayılıyoruz; kalıcı sosyal ve kültürel değişimi teşvik etmek için derinlemesine çalışıyoruz; ve Çiftçi Saha Okulları’nı ulusal politikalara ve özel sektör stratejilerine entegre ederek büyütüyoruz.

GERÇEK DÜNYADA UYGULANAN İNOVASYONLAR 

Bize başarılı olmuş, ülkeye özgü bazı somut inovasyon projesi örnekleri verebilir misiniz?

2023’te, Elevate adını verdiğimiz saha inovasyonu için FAO’nun kendi kuluçka programını başlattık. Şimdiye kadar, yüksek teknolojiden düşük teknolojiye kadar uzanan çözümler sunan iki proje ve ekip grubunu destekledik.

Bir örnek, Güneydoğu Asya’daki drone tabanlı hava örnekleme projesi. Dronlar, yarasa mağaralarından örnekler toplayarak potansiyel pandemi virüslerini tespit ediyor. Sağlık riski olmadan araştırmacıların ortamları güvenli ve doğru bir şekilde taramasına imkân tanıyor. Bu yöntem, hızlı ve yüksek hassasiyetli sonuçlar için farklı tarım ortamlarında tekrarlanabilir.

Afrika’da bulunan bir başka proje, biyokekonomiye odaklanarak gıda atıklarını azaltmak için siyah asker sinekleri kullanıyor. Sinekler atıkları tüketiyor, milyonlarca yumurta bırakıyor ve larvalar daha sonra kurutularak hayvan yemi üretiliyor—döngüsel, sürdürülebilir bir çözüm. Bu girişim, başarısı sayesinde Global Pulse Accelerator Programme’a seçildi.

Yeşil Burun Adaları’nda, bir proje balık üreten topluluklardaki kadınları destekliyor; onlara balık derilerini moda ürünleri için deri haline getirme eğitimi veriliyor, yeni geçim kaynakları sağlıyor ve yerel kaynaklara değer katıyor.

İnovasyonların çeşitliliği etkileyici. Birçok ekip, üretimi artırmaktan hastalıkları tespit etmeye kadar yapay zekayı da araştırıyor. FAO’nun her yerinden yaratıcı, etkili çözümlerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Ve bu sadece başlangıç. Bu inovasyonları hızlandırmak, etkili bir şekilde büyütmek ve en çok ihtiyaç duyan topluluklara ulaşmalarını sağlamak için sürekli çalışıyoruz.

YAPAY ZEKANIN TARIMIN GELECEĞİNDEKİ ROLÜ

FAO yapay zekayı nasıl kullanıyor? Yapay zekanın tarım-gıda sistemlerini dönüştürme potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yapay zeka artık dijital tarım stratejimizin temel bir unsuru. FAO uzun süredir dijital tarımı teşvik ediyor, ancak yapay zekanın yükseliş hızı ve ölçeği beklentileri aştı. Evet bir devrim bekliyorduk ama bu kadar hızlısını değil. Şimdi, uyum sağlamalı, değişimi benimsemeli ve yapay zekanın sorumlu ve etik bir şekilde kullanılmasını sağlamalıyız.

Çiftçileri daha hassas ve kaynak açısından verimli bir tarım için dijital araçlar ve Nesnelerin İnterneti ile desteklemenin ötesinde, yapay zekanın bu sistemleri nasıl yükseltebileceğini giderek daha fazla araştırıyoruz. Yapay zekanın gerçek gücü, normalde göremeyeceğimiz kalıpları ve ilişkileri tespit etme yeteneğinde yatıyor. Verimliliği artırıyor, daha hızlı kararlar almayı sağlıyor, sonuçları tahmin ediyor ve hastalık salgınlarını önlüyor.

Küresel düzeyde, kuraklık şartlarını izlemek için uydu görüntülerini kullanan ASIS (Tarım Stres İndeksi Sistemi) gibi platformlar işletiyoruz. ASIS’in yeni nesli, doğruluğunu ve cevap verme hızını artırmak için yapay zekayı entegre edecek.

En iddialı projelerimizden biri, FAO’nun zengin verilerine ve küresel uzmanlığına dayanan, tarım-gıda için dünyanın ilk Büyük Dil Modeli’ni (LLM) geliştirmek. Yapay zeka finans ve sağlık gibi sektörleri dönüştürürken, tarım-gıda büyük ölçüde köşede kaldı. Amacımız, gerçek zamanlı politika rehberliği, tarımsal tavsiye, iklim stratejileri ve küresel bir bilgi tabanına erişim sağlayan temel bir yapay zeka modeli oluşturmak ve çiftçiler, politika yapıcılar, araştırmacılar ve işletmeler için yapay zekanın tam potansiyelini açığa çıkarmak.

Ayrıca, Microsoft’tan ayrılan bir girişim olan Digital Green ile iş birliği yaparak yapay zeka destekli danışmanlık hizmetlerini doğrudan çiftçilere ulaştırıyoruz. Platformları çoklu dil desteği sunuyor ve yapay zeka ile hem büyük hem küçük dil modelleri sayesinde çiftçiler artık mobil uygulamalar aracılığıyla yerel ve bağlama özgü tavsiyelere erişebiliyor. Şu anda bunu genel internet verileri yerine özellikle yerel tarım ihtiyaçlarına odaklanmış özel veri setleri kullanarak Etiyopya’da test ediyoruz ve yakında Mozambik’te de uygulamaya geçireceğiz.

Etki hâlihazırda ölçülebiliyor. Digital Green’e göre, daha önce geleneksel danışmanlık hizmetleri çiftçi başına yaklaşık 30 dolara mal oluyordu. Dijital araçlar bunu 3 dolara düşürdü. Yapay zeka ile bu, çiftçi başına 0,30 dolara kadar inebilir. Küçük çiftçiler için bu, sadece verimlilik değil, dönüştürücü bir değişim.

İNOVASYONUN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ AŞMAK

Yapay zeka ve diğer inovasyonları uygulamanın, özellikle sahada çalışan çiftçiler için en büyük zorlukları nelerdir?

İlk olarak, herhangi bir çözümün gerçek dünyada işe yaradığından emin olmak için test edilmesi gerekir. Önemli zorluklardan biri, yapay zeka sistemlerini ilgili ve etkili kılacak kaliteli, yerel verilere erişim. Çiftçi Saha Okulları gibi programların bu tür saha düzeyinde veri toplamaya nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyoruz.

Eğitim ve öğretim de kritik önemde. Hem ulusal düzeyde hem de sahada çalışan çiftçiler için. İnsanların sadece bu sistemleri nasıl kullanacağını değil, aynı zamanda bunları günlük karar alma süreçlerine nasıl entegre edeceğini anlaması gerekiyor. 

Politika ortamı da bir o kadar önemli. İnovasyon, destekleyici bir ekosistem gerektirir. Bilim, teknoloji ve inovasyon için ulusal stratejiler ve doğru politika ortamı olmadan, bu çözümleri sürdürülebilir bir şekilde büyütmek mümkün değil.

Özellikle yapay zekada, sorumlu ve etik kullanım şart. Mevcut önyargıları veya eşitsizlikleri güçlendirmemesini sağlamalıyız. Veri kalitesi ve yönetimi kilit önemde.

Ve bir çözüm teknik olarak işe yarsa bile, bu her zaman yeterli değildir. Sosyal bağlam önemlidir. Kültürel, ekonomik veya altyapısal olsun, benimsenme engellerini anlamak için sosyal ve davranış bilimlerinden içgörüler kullanıyoruz. En ileri teknoloji bir araç, ancak kullanıcılar akıllı telefonlara, bağlantıya ve onu kullanma becerilerine sahipse faydalıdır. Bu yüzden, sadece teknoloji transferi etme yaklaşımından kullanıcılarla birlikte inovasyon oluşturma yaklaşımına geçtik.

Bir diğer büyük engel, riskten kaçınmadır. Tarım, öngörülebilirliğe bağlı. Çiftçilerin test edilmemiş araçlarla kumar oynamasını bekleyemezsiniz. Başarısız bir sezonun yıkıcı etkileri olabilir. Bu yüzden FAO, inovasyonu risksiz hale getirmek için çalışıyor, benimsenme ve büyütme için güvenli ve kademeli yollar oluşturuyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK HAYAL ETMEK

İleriye bakarsak, tüm bu inovasyonların başarılı bir şekilde uygulanması durumunda, çiftçiler ve küresel tarım-gıda sistemleri için ideal gelecek nasıl görünüyor?

Önemli bir öncelik, geleceği öngörmek, nereye gittiğimiz konusunda bilinçli ve stratejik olmaktır. Dünyanın 10, 20 veya 30 yıl sonra nasıl görünebileceğini anlamak için öngörü kullanarak geleceğe dayanıklı politikalar geliştirmemiz gerekiyor. En olumlu senaryo nedir ve oraya nasıl ulaşırız?

Yakın zamanda, 2050’ye bakarak yeni ortaya çıkan teknolojiler ve inovasyonlar üzerine bir öngörü çalışması yaptık. En kötüsünden en istenilene kadar beş muhtemel senaryoyu inceledik. En iyimser senaryoda, artan nüfusu sürdürülebilir bir şekilde besleyebileceğimiz bir dünya hayal ediyoruz. Bunun için sadece çevresel zararlardan kaçınmakla yetinmeyip biyolojik çeşitliliği aktif olarak restore ederek ve iklim değişikliğini hafifletmemiz gerekiyor. Böylece gıda sistemleri sürdürülebilir, kapsayıcı ve verimli olur, herkes sağlıklı diyetlere erişebilir.

Bu vizyona doğru ilerlemek için, geleceği şekillendirmeye yardımcı olabilecek 20 umut verici inovasyon belirledik. Bunlar arasında doğa temelli yaklaşımlar, politika inovasyonu, coğrafi bilgi araçları ve yapay zeka veya kuantum hesaplama gibi hızla ilerleyen teknolojiler sorumlu bir şekilde kullanılırsa karar alma süreçlerini yönlendiren güçlü araçlar olarak öne çıkıyor.

Yapay zeka ve kuantum hesaplama, özellikle biyoteknolojiler de dahil olmak üzere diğer inovasyonlar veya teknolojilerle birleştirildiğinde giderek daha uygulanabilir hale geliyor. Bu tür inovasyonlar, hastalık salgınlarını, hava şoklarını ve kuraklıkları tahmin etme yeteneğimizi çarpıcı bir şekilde artırarak bize çok daha büyük bir hassasiyetle hazırlanma ve cevap verme imkânı sağlayabilir.


KÜRESEL EYLEM ÇAĞRISI

Durumun aciliyeti göz önüne alındığında, en iyi senaryoya doğru ilerlememizi ve en kötüsünden kaçınmamızı sağlamak için uluslararası toplum şimdi ne yapmalı?

İş birliği, ortaklık ve kapsayıcılık şart. Çok taraflılığa dayanmak durumundayız. Bu hâlâ ileriye dönük tek uygulanabilir yol. Ancak bugün, bu yol baskı altında. İşte burada FAO ve Birleşmiş Milletler’in kritik bir rolü var: inovasyonun ve teknolojinin yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığa değil, herkese hizmet etmesini sağlamak için küresel iş birliğini sürdürmek ve yönlendirmek. 

Gücümüz;  hükümetler, özel sektör, araştırma kurumları, sivil toplum kuruluşları ve sivil toplum gibi farklı aktörleri bir araya getirme yeteneğimizde yatıyor. İstediğimiz geleceği şekillendirmek için açık inovasyona, kolektif eyleme ve sorumlu yönetişime dayalı ortak bir bağlılık gerekiyor. 

Bu, sadece teknolojiyle ilgili değil. Kolektif zeka, problemleri öngörmek ve kapsayıcı, ileriye dönük çözümleri birlikte yaratmakla ilgili.

Ufukta özellikle insanları heyecanlandıracak veya haberdar olmaları gereken başka FAO projeleri var mı?

Ekim 2025’te FAO Bilim ve İnovasyon Forumu’nda Tarım-Gıda Sistemleri Teknoloji ve İnovasyon Görünümü (Agrifood Systems Technology and Innovation Outlook - ATIO) projesini başlatacağız. ATIO’nun iki temel bileşeni var:

İlk olarak, Ekim 2025’te başlayacak iki yılda bir yayınlanacak bir dergi, tarım-gıda sistemleriyle ilgili bilim ve teknolojideki en son gelişmeleri derleyecek.

İkinci olarak, tarım-gıda için teknolojilere ve inovasyonlara adanmış, türünün ilk örneği olan açık kaynaklı bir veri tabanı. Bu veri tabanının üye devletler, araştırmacılar, politika yapıcılar ve özel sektör paydaşları için tarım-gıda sistemi dönüşümünde stratejik yatırımları yönlendirmeye yardımcı olacak değerli bir kaynak olması hedefleniyor.

Temel fikir, bilgiyi farklı yerel bağlamlara erişilebilir ve uygun hale getirerek bilim, teknoloji ve inovasyondaki küresel farkı kapatmak. Bu veri tabanını oluşturmak iddialı bir görev çünkü veriler şu anda dünya genelinde çeşitli platformlar ve sistemlerde dağınık durumda. Hepsini tek bir erişilebilir yerde bir araya getirmek için birleşik bir yaklaşımı benimsiyoruz.

Mevcut veri tabanlarının pek çoğunun yoğun şekilde teknoloji odaklı olmasının aksine, ATIO daha geniş bir bakış açısı benimseyecek ve sadece teknolojik inovasyonu değil, aynı zamanda sosyal, politik ve kurumsal inovasyonları da kapsayacak.

Ayrıca, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde girişimciliği teşvik etmeye kararlıyız. Geçtiğimiz yıl boyunca birkaç inovasyon yarışması düzenledik. En sonuncusu, Çin’deki Zhejiang Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlendi ve iklim değişikliği ile yapay zeka çözümlerine odaklandı. En umut verici inovasyonları belirledikten sonra, Bilim ve İnovasyon Forumu’muz sırasında genç girişimcileri, çözüm sağlayıcıları, yatırımcıları ve son kullanıcıları bir araya getiren eşleştirme etkinlikleri düzenleyerek fikirlerin etkili ve ölçeklenebilir çözümlere dönüşmesine yardımcı oluyoruz. 

İnovasyon veya tarımla doğrudan ilgisi olmayan sıradan insanlar, bu olumlu gelecek vizyonuna katkıda bulunmak için ne yapabilir?

Düşünce tarzımızı değiştirmezsek ve farklı şeyler yaparak inovasyonu kucaklamazsak en iyi senaryolara ulaşamayız. Bu mesuliyet hepimize ait, zihniyet değişikliği gerektirir ve bu her zaman kolay değildir. İnovasyon genellikle alışkanlıkları kırmayı ve konfor alanından çıkmayı gerektirir. Ama başka seçeneğimiz yok. Değişime açık olmak zorundayız. 

Tüketiciler olarak da gücümüz var. Daha sürdürülebilir gıda seçimleri yaparak daha sağlıklı bir gezegene katkıda bulunabiliriz. Değişim, günlük kararlarla başlar. Arkadaşlarınızla, ailenizle ve topluluğunuzla sürdürülebilir gıda sistemleri ve sorumlu inovasyonun önemi hakkında konuşun. Kapsayıcılığa, çevrenin korunmasına ve herkes için bilgi ve teknolojiye erişimi önceliklendiren politikaları ve girişimleri destekleyin. 

Örneğin yapay zekayı ele alalım. Tek bir yapay zeka sorgusu, normal bir internet aramasından 20 kat daha fazla enerji tüketebilir. Bu yüzden açık, şeffaf ve enerji verimli yapay zeka sistemleri; anlaşılır, ölçülebilir ve kamu yararına uygun sistemleri teşvik etmeliyiz.

Dijital araçlar veya yapay zeka tabanlı platformlar kullanırken; şeffaflığa, etik uygulamalara ve daha düşük enerji tüketimine öncelik verenleri seçin. Mümkün olduğunda açık kaynaklı veya düşük karbon ayak izine sahip hizmetleri tercih edin. Bu, sorumlu inovasyonu teşvik etmenin küçük ama anlamlı bir yoludur.

 Bireysel kullanıcılar olarak bile bilinçli seçimler yapabiliriz. Örneğin, açık kaynaklı teknolojiler kullanan veya daha az enerji tüketen yapay zeka sağlayıcılarını desteklemek gibi. Bu kararlar küçük görünebilir, ama küresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunur. Bu da çözümün bir parçası olmanın bir başka yolu.

Oy vermek, yerel girişimlere katılmak veya gıda, iklim ve inovasyon üzerine çalışan kuruluşları desteklemek gibi eylemlerle bilgili ve aktif bir vatandaş olmak, değişimin yönünü etkileyebilir.

Etiketler
#yapay zeka
Röportaj Kategorisindeki Yazılar
01 Temmuz 20226 dk okuma

Sıradan bir tedarikçi değil, bilimsel temelli bir firma olmayı hedefliyoruz