BLOG

Sertifikalı sürdürülebilir palm yağı ile yem sektöründe iklim duyarlılığının pekiştirilmesi

08 Ağustos 20237 dk okuma
Yem sektörü, sertifikasız çeşitlere kıyasla küresel ısınma etkisinde önemli bir azalma sağladığı için sertifikalı sürdürülebilir palm yağı tedarik ederek iklim eylemine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. RSPO’nun sera gazı emisyonlarını izlemek için PalmGHG Hesaplayıcısı kullanmak ve sürdürülebilir bir tedarik zincirini teşvik etmek gibi stratejileri, sadece iklim değişikliğini azaltmaya yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda palm yağı üretiminde şeffaflığı, izlenebilirliği ve çevre yönetimini de teşvik ediyor. 
Siti Nurhayati Kamaruddin
Climate Change (GHG/PEAT) Manager, RSPO
Francesca Morgante
Senior Manager
RSPO

İklim değişikliğinin etkileri artık uzak bir olgu değil, küresel toplumun her gün yaşadığı bir gerçeklik. Her yıl artan rekor sıcaklıklarla birlikte, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik eylemler her zamankinden daha da büyük bir zorunluluk haline gelmiştir.

İnsan kaynaklı sera gazı (GHG) emisyonları veya doğanın GHG’leri absorbe etme kabiliyetini azaltan faaliyetler, küresel iklim değişikliğinin önemli sebeplerindendir. Sera gazı emisyonlarının %75,6’sından sorumlu olan enerji sektörünün ardından, hayvancılık ve tarım toplam %11,6’lık bir katkıda bulunmaktadır.

Palm yağı yetiştiriciliği de dâhil, tarımsal üretim, iklim değişikliğinin hem sebebi hem de mağdurudur - sadece emisyonlara katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda bundan doğrudan etkilenir.

Bu zorlukların bilincinde olan Sürdürülebilir Palm Yağı Yuvarlak Masası (RSPO), üretim sistemlerini iklim değişikliğiyle başa çıkacak şekilde uyarlayarak ve sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını hızlandırarak üyelerinin bu sorunu çözmelerine yardımcı olacak bir yaklaşım geliştirmiştir. RSPO’nun geniş tabanlı yaklaşımı, iklim değişikliği emisyonları konusunda aşağıdaki eylemleri içermektedir: üreticilerin herhangi bir yeni palm yağı geliştirmeden önce karbon stoklarını kapsamlı bir şekilde tanımlamaları, değerlendirmeleri ve tahmin etmeleri gereken kaçınma; tropikal torf alanlarına ekime sıfır tolerans yaklaşımını benimseyen tutma; arazi hazırlığında yangın kullanımını hafifletme, yasaklama ve izleme; ve sera gazı emisyon risklerini belirleyip hesaplayarak ve bu seviyeleri düşürmek için planlar uygulayarak emisyonları en aza indirme. 


YEM SEKTÖRÜNDE PALM YAĞI
İklim değişikliği konusundaki kritik eylem ihtiyacına rağmen, palm yağı kullanımı ve üretiminde sürdürülebilirlik ilkelerini benimseme taahhüdü, palm yağı endüstrisinin tüm sektörlerinde, dolayısıyla yem sektöründe de, ivme kazanmamıştır.

Yem sektöründe kullanılan en yaygın bileşenler palmiye yağı, palm çekirdeği ekspeller (palm yağı küspesi olarak da bilinir), palm yağ asitleri distilatları ve palm stearinidir. Tahıldan biyoyakıt üretimi, gıda ve geleneksel yem bileşenlerinde fiyat artışına sebebiyet vermiştir. Bu durum, tahıldan yem üretimi konseptini daha da zorlaştırmış ve yem formülasyonu için uygun maliyetli bir malzeme olarak da nitelendirilen palm çekirdeği küspesinin tedarik edilmesine yol açmıştır.

Son zamanlarda RSPO, küresel sertifikalı sürdürülebilir palm çekirdeği ekspeller (CSPKE) hacimlerinde 2021'de Avrupa'ya ilk fiziksel CSPKE sevkiyatından bu yana artan bir eğilim gözlemledi. Bununla birlikte, alım oranı hala %5 ile tek haneli rakamlarda seyretmektedir. Bu bileşenleri sıkı RSPO Standartlarına uyan tedarik zinciri modelleri aracılığıyla tedarik etmeyi seçmek, yem üreticileri ve tüccarları, et ve süt ürünleri üreticileri ve perakendeciler için sera gazı azaltma çabalarına destek olmanın mükemmel bir yoludur.

Palm çekirdeği yağı (PKO) ekstraksiyonunun birincil yan ürünü olarak palm yağı kalıntısının "atıktan zenginliğe" dönüştürülmesi için bir girişim olarak kullanılması, yalnızca atık yönetimiyle ilişkili çevresel etkilerin azaltılmasına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda karlılığı da güçlendirerek etkili bir döngüsel ekonomi yaratır 


PALM YAĞI ÜRETİMİNDE SERA GAZI EMİSYONLARININ HESAPLANMASI
RSPO, üyelerinin RSPO PalmGHG Calculator aracılığıyla sera gazlarını izleyebilmeleri için bir araç geliştirmiştir; bu araç palm yağı yetiştiricilerinin net sera gazı emisyonlarını tahmin edip izlemelerine ve üretim zincirlerindeki sorunlu alanları kolayca belirleyip azaltmalarına imkân vermektedir. Bu öncelikle bir risk aracıdır ve gübre kullanımı, fosil yakıt tüketimi, torf oksidasyonu ve Palm Yağı Değirmeni Atığı (POME) dahil olmak üzere birimin imtiyazına ve operasyonel profiline dayalı olarak emisyonlara katkıda bulunan en önemli hususları hesaplarken, mahsul ve koruma biriktirmeden elde edilen tasarrufları da dengelemektedir. 

Palmiye yağı yetiştiricileri PalmGHG calculator’u kullanarak kendi ölçütlerini belirleyebilirler. Daha sonra bunları sayısallaştırılmış sera gazı emisyonlarının yıllık eğilimine karşı analiz ederek miktarı azaltabilir ve belirledikleri sera gazı emisyonlarının kaynaklarına dayalı olarak daha sürdürülebilir uygulamalar hayata geçirebilirler.

PalmGHG Calculator, bir tedarik zincirinin çevresel etkilerini değerlendirmek için evrensel bir çerçeve sağlayan LCA Uluslararası Standartlarına dayanan Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) yaklaşımı kullanılarak tasarlanmıştır. 

RSPO’nun PalmGHG aracılığıyla emisyonlara yönelik mevcut stratejisi Kapsam 1’i (bir şirketin sahip olduğu veya kontrol ettiği doğrudan emisyonlar) ve Kapsam 2’nin bazı kısımlarını (bir şirketin faaliyetlerinin sonucu olan dolaylı emisyonlar) ele almaktadır.

RSPO Kapsam 3 emisyonlarının farkında olmakla ve bunları dikkate almakla birlikte, tüm bileşenleri tam olarak dahil etmenin zorluğunun da farkındadır. Bununla birlikte, isteğe bağlı olarak -bir palm yağı rafinerisi seviyesine kadar- küçük bir miktar dahil etme şansı olabilir (RSPO 2022 Etki Raporu).

%30 DAHA DÜŞÜK KÜRESEL ISINMA ETKİSİ
RSPO sertifikalı ve sertifikasız palm yağı üretimini karşılaştıran ilk detaylı Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) çalışmasının sonuçları, RSPO Sertifikalı sürdürülebilir palm yağının Endonezya ve Malezya’da üretilen sertifikasız palm yağına kıyasla %35 daha düşük küresel ısınma etkisine ve arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanan %20 daha düşük biyoçeşitlilik etkisine sahip olduğunu göstermektedir.

2017-2019 yılları arasında RSPO Sertifikalı ve sertifikasız palm yağının çevresel etkilerini karşılaştıran kapsamlı bir çalışma yürütülmüştür. Palm yağı üretimi için etki kategorileri belirlenmiştir: küresel ısınma, arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanan biyoçeşitlilik etkisi ve solunum inorganikleri.

Danimarka’dan LCA danışmanları Jannick Schmidt ve Michele De Rosa’nın bulgularına göre, RSPO sertifikalı palm yağının kg başına küresel ısınma etkisi (GHG emisyonları) %35 daha düşük olmasının ana nedenleri şunlardır:

1- Sertifikalı palm yağı altında daha az torf toprağının olması, daha düşük CO2 emisyonlarına yol açmaktadır.

2- Sertifikalı yağdan elde edilen daha yüksek oranda POME’nin biyogaz yakalama ile işlenmesi, daha düşük CH4 emisyonlarına yol açmaktadır.

3- Sertifikalı Taze Meyve Demeti (FFB) için daha yüksek verimler ve daha iyi besin kullanımı, daha düşük N2O emisyonlarına yol açmaktadır.

4- Sertifikalı FFB için daha yüksek verimler (ve toprak bankasının bir kısmının doğa koruma alanı olarak ayrılması), daha düşük CO2 emisyonlarına yol açmaktadır.

Çalışma ayrıca üç etki kategorisinin RSPO İlke ve Kriterlerinde önemli ölçüde ele alındığını belirtmektedir. Jannick sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu çalışmanın sonuçları için bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı. Küresel olarak, ama özellikle Avrupa’da, palm yağı üretiminin çevresel etkileri büyük ölçüde sera gazı emisyonları ve biyoçeşitlilik etrafında yoğunlaşmaktadır. Bu sonuçların, palm yağını boykot etmek yerine sürdürülebilirlik için bastırmamız gerektiği konusunda daha geniş bir paydaş grubunu bilgilendirmeye yardımcı olacağını umuyoruz.”

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRLERİ
Hayvan yemi sektörü, RSPO Sertifikalı sürdürülebilir palm yağı tedarik ederek iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabilir. RSPO, sertifikalı sürdürülebilir palm yağı veya palm çekirdeklerinin tedarik zincirine girmesini sağlayan üç fiziksel tedarik zinciri modeline sahiptir:

 Kimliği Korunmuş (IP) tedarik zinciri modeli, son kullanıcıya teslim edilen RSPO Sertifikalı sürdürülebilir palm yağı ürünlerinin, tedarik tabanı ile birlikte tek bir RSPO sertifikalı IP değirmenine benzersiz bir şekilde tanımlanabilmesini sağlar.

 Ayrıştırılmış (SG) tedarik zinciri modeli, son kullanıcıya teslim edilen RSPO Sertifikalı sürdürülebilir palm yağı ürünlerinin yalnızca (IP ürünlerinin bir karışımından oluşan) RSPO sertifikalı kaynaklardan gelmesini sağlar.

 Kütle Dengesi (MB) tedarik zinciri modeli, genel saha miktarlarının kontrol edilmesi şartıyla, tedarik zincirinin herhangi bir aşamasında RSPO ve RSPO sertifikalı olmayan sürdürülebilir palm yağı ürünlerinin karıştırılmasına izin verir.

MB tedarik zinciri modeli, tesisler hem geleneksel hem de sertifikalı sürdürülebilir palm yağını ayrı ayrı depolayıp taşıyamadığında ve sertifikalı malzeme tek başına tesislerin çalışması için gereken minimum miktarları karşılayamadığında bile çiftçilerin sertifikalı sürdürülebilir taze meyve salkımlarını piyasaya sürmesine yardımcı olur. Bu fiziksel model, CSPO alımının henüz emekleme aşamasında olduğu yem sektörü gibi pazar segmentleri için çok önemlidir.

Fiziksel bir tedarik zinciri mevcut olmadığında, RSPO Kredileri uygulanabilir bir alternatiftir. RSPO Kredileri, çiftçilerin fiziksel tedariklerini sertifikalı bir tedarik zincirinden geçiremedikleri durumlarda bile onlar için bir pazar yaratarak sürdürülebilir tarım uygulamaları için onları ödüllendiren sanal bir ticaret mekanizmasıdır. RSPO Kredileri bağımsız küçük çiftçilerden veya fabrikalardan satın alınabilir. (Geçen ayki sayımızda yem sektörünün piyasayı nasıl her seferinde bir kredi ile dönüştürdüğünü okumuştunuz).

İLERLEMENİN YOLU: SÜRDÜRÜLEBİLİR KAYNAK KULLANIMI
RSPO’nun yenilikçi mekanizmaları ve dijital araçları, palm yağı sektörünün sorumlu üretim uygulamalarında şeffaflık ve izlenebilirlik göstermesini sağlamıştır. Tedarik zinciri boyunca, özellikle de sürdürülebilir PKE tedarikinde gösterilen kolektif çabalar, özellikle palm yağı ve yem üretiminde daha sürdürülebilir ve sorumlu bir yaklaşımın yolunu açarak daha çevre dostu ve sosyal açıdan sorumlu bir geleceğe öncülük etmektedir.

Makale Kategorisindeki Yazılar
08 Ağustos 20235 dk okuma

Mercosur ticaret anlaşması - Tarladan Sofraya hedeflerinden uzak, miadını doldurmuş bir anlaşma