BLOG

İran krizine rağmen yeni bir gıda fiyat şoku şimdilik beklenmiyor

24 Nisan 20264 dk okuma

Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI) tarafından yayınlanan bir analize göre, mevcut İran krizi küresel tarımı doğrudan tahıl arzı üzerinden değil, daha çok gübre ve enerji piyasaları üzerinden etkiliyor. Bu da girdi maliyetlerini yükseltip belirsizliği artırsa da, kısa vadede yeni bir küresel gıda fiyat şokunun oluşma riskini sınırlı tutuyor. 

USDA Eski Baş Ekonomisti Joseph Glauber ile North Dakota Üniversitesi Tarımsal Risk Politikası Merkezi’nin Yardımcı Direktörü Shawn Arita tarafından kaleme alınan analiz, mevcut İran krizinin şimdilik yeni bir küresel gıda fiyat sıçramasının koşullarını oluşturmadığını ortaya koyuyor. Yazarların dikkat çektiği temel nokta şu: Bugünkü baskının merkezinde tahıl değil, gübre bulunuyor. Krizin başlamasından sonraki bir aydan fazla sürede üre fiyatları yaklaşık yüzde 40 yükselirken, buğday ve mısır fiyatlarındaki artış yaklaşık yüzde 6’da kaldı. Soya fasulyesindeki yükseliş yüzde 3’ün altında gerçekleşirken, pirinç fiyatları ise geriledi. 

Conditions present during major agricultural price episodes (Kaynak: IFPRI)

Bu ayrım önemli. Önceki gıda krizlerinde tahıl, enerji ve gübre fiyatları çoğu zaman birlikte yükselmişti. Bu kez ise piyasa farklı tepki veriyor. Analize göre jeopolitik şok güçlü olsa da, bir arz endişesini geniş tabanlı bir gıda enflasyonuna dönüştüren temel unsurların bir kısmı şu aşamada devrede değil. Küresel buğday stokları halen görece rahat bir seviyede bulunuyor. Soya fasulyesi stokları uzun dönem ortalamasına yakın seyrediyor. Pirinç stokları da önceki kriz dönemlerinde görülen düzeylerin belirgin biçimde üzerinde kalıyor. 

Analiz, mevcut tabloyu 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşıyla da karşılaştırıyor. O dönemde hem tahıl hem de gübre ticareti aynı anda darbe almıştı. Bugün ise durum farklı. Körfez ülkeleri küresel tahıl ticaretinde belirleyici ihracatçılar değil, ancak gübre tedarikinde kritik bir role sahipler. Suudi Arabistan ve Katar, küresel üre, amonyak ve fosfat piyasalarında önemli aktörler arasında yer alıyor. Suudi Arabistan tek başına ABD’nin amonyum fosfat ithalatının yaklaşık yüzde 55’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat akışının bozulması ve bazı üreticilerin mücbir sebep ilan etmesi nedeniyle ilk ve en güçlü etkinin girdi piyasalarında hissedildiği belirtiliyor. 

Bu durumun önemi, gübre maliyetlerinin ürün fiyatlarının güçlü olmadığı bir dönemde yükselmesinden kaynaklanıyor. IFPRI analizine göre mısır fiyatları ton başına yaklaşık 155-165 dolar seviyesinde bulunuyor ve bu rakam 2022 seviyelerinin yaklaşık yüzde 40 altında. Buna karşılık diamonyum fosfat fiyatları ton başına 700-750 dolar bandında seyrediyor ve mevcut piyasa koşullarında çok daha az erişilebilir hale geliyor. Başka bir ifadeyle, çiftçiler daha yüksek üretim maliyetleriyle karşı karşıya kalırken, ürün fiyatları bu baskıyı telafi edecek ölçüde güçlü görünmüyor. 

Tahıl ticareti açısından bakıldığında, ortaya daha dengesiz bir risk yapısı çıkıyor. Sorun bugün dünya piyasasında ani bir buğday ya da mısır kıtlığı yaşanması değil. Asıl risk, yükselen gübre, enerji, navlun ve sigorta maliyetlerinin zaman içinde üretim kararlarını, girdi kullanımını ve daha sonra verim potansiyelini etkilemesi. Bu risk özellikle düşük marjlarla çalışan üreticiler ve ithalata bağımlı bölgeler açısından daha kritik. Çünkü maliyet enflasyonu kısa sürede arz kırılganlığına dönüşebiliyor. 

TALEP TARAFI FİYATLARA GÜÇLÜ DESTEK VERMİYOR

IFPRI ayrıca talep tarafının da önceki döngülerde olduğu kadar destekleyici olmadığını vurguluyor. Çin artık tahıl ithalatını geçmişteki hızda artırmıyor. ABD’de etanol kaynaklı eski talep ivmesi de tarım emtia piyasaları için başlıca itici güç olma özelliğini yitirmiş durumda. Buna ek olarak ABD dolarının güçlü seyri, dolar bazlı tarımsal emtia fiyatlarında yukarı yönlü hareketi sınırlayan bir başka unsur olarak öne çıkıyor. 

Analizin dikkat çektiği bir diğer başlık ise politika kaynaklı riskler. Önceki krizlerde tahıl ihracatına getirilen kısıtlamalar fiyat artışlarını daha da şiddetlendirmişti. Bu kez benzer sıkılaşma daha çok gübre ticaretinde görülüyor. Çin’in üre ihracatı 2021’de yaklaşık 5,3 milyon ton iken, 2024’te 300 bin tonun altına geriledi. Bu da Körfez kaynaklı tedarik aksaklıklarının yaşandığı bir dönemde alternatif arz alanını ciddi biçimde daraltıyor. 

Mevcut tablo doğrudan bir hammadde kıtlığına işaret etmiyor. Buğday piyasası şu aşamada önceki küresel gıda krizlerinde görülen türden bir panik içinde değil. Temel göstergeler de henüz böyle bir harekete güçlü destek vermiyor. Ancak tarımın maliyet tarafında baskı yeniden belirginleşmiş durumda. Bu da orta vadede ekim kararları, girdi kullanımı ve üretim performansı üzerinden tahıl arzını etkileyebilecek bir sürecin kapısını aralayabilir. 

IFPRI’nin analizi, mevcut İran krizinin şimdilik yeni bir küresel gıda fiyat şokundan çok, tarımda maliyet baskısını artıran bir gelişme olduğunu ortaya koyuyor. Kısa vadede tahıl arzında keskin bir bozulma görünmüyor. Ancak gübre ve enerji tarafındaki baskının kalıcı hale gelmesi durumunda, bugünün maliyet şoku yarının üretim sorunu haline gelebilir.

#TahılPiyasaları #GıdaGüvenliği #GübrePiyasası #TahılTicareti #HürmüzBoğazı #Buğday #Mısır

Feed Focus Kategorisindeki Yazılar