BLOG

Alt orta gelirli ülkelerin hayvansal gıda talebi dünya ortalamasından 4 kat hızlı artacak

14 Ağustos 20255 dk okuma

OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu 2025–2034, küresel olarak hayvansal gıda tüketiminin %6, düşük-orta gelirli ülkelerde ise %24 artacağını öngörüyor. Artan talep, yem piyasalarını yeniden şekillendirecek. Bu ihtiyacın karşılanmasında verimlilik artışları, maliyetlerin ve emisyon yoğunluğunun hafifletilmesinde kilit rol oynayacak.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan son rapora göre, orta gelirli ülkelerde artan gelirlerle birlikte hayvansal kaynaklı ürünlerin üretimi ve kalori alımı artacak. Ancak küresel düzeyde yetersiz beslenmenin azaltılması ve tarımsal sera gazı (GHG) emisyonlarının düşürülmesi için tarımsal verimlilikte iyileştirmeler yoluyla gıda üretiminin daha da artırılması gerekecek.

OECD-FAO Tarımsal Görünüm 2025-2034, tarım ve balıkçılık piyasalarına dair ulusal, bölgesel ve küresel düzeydeki orta vadeli beklentilere yönelik temel bir küresel referans niteliğinde. Bu ortak analiz çalışmasının 21. baskısı, önümüzdeki on yıl içinde hayvansal ürünler ve balık tüketiminden elde edilen kişi başına düşen küresel kalori alımının %6 oranında artacağını öngörüyor. Bu artışın büyük ölçüde, büyümenin %24’e ulaşarak küresel ortalamanın neredeyse dört katına çıkmasının beklendiği alt-orta gelirli ülkeler tarafından yönlendirileceği ifade ediliyor.

Alt-orta gelirli ülkelerdeki bu besleyici gıdalara yönelik artan tüketim, kişi başına günlük ortalama alımı 364 kilokaloriye çıkaracak olsa da, ülkeler içindeki ve ülkeler arasındaki eşitsizlikler sürecek. Düşük gelirli ülkelerde kişi başına günlük hayvansal kaynaklı gıda tüketimi ortalamasının 143 kilokalori olması bekleniyor ki bu rakam, FAO’nun sağlıklı bir diyetin maliyetini ve erişilebilirliğini analiz ederken kullandığı 300 kilokalorilik eşiğin oldukça altında.

“Açlığı sona erdirme ve küresel gıda güvenliğini artırma araçlarına sahibiz,” diyen OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann şöyle devam etti: “Küresel gıda piyasalarının açık kalmasını sağlarken tarım sektöründe uzun vadeli verimlilik artışları ve sürdürülebilirliği teşvik edecek şekilde iyi koordine edilmiş politikalara ihtiyaç var. OECD ve FAO olarak bu süreçte politika yapıcılara verilerimiz, analizlerimiz ve kanıta dayalı önerilerimizle destek olmaya hazırız.”

OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann

“Bu projeksiyonlar, gelişmekte olan birçok ülke için daha iyi bir beslenmeye işaret ediyor; bu olumlu gelişmenin, en düşük gelirli ülkelere de ulaşacak şekilde genişletilmesi gerekiyor,” diyen FAO Genel Direktörü QU Dongyu, “Gıda sistemlerinde karbon yoğunluğunun azalması da sevindirici, ancak daha iyisini yapabiliriz ve FAO ile OECD bu konuda daha fazla ilerleme için destek sunmaya hazır,” ifadelerini kullandı.

FAO Genel Direktörü QU Dongyu

VERİMLİLİK EĞİLİMLERİ

Tarım ve balıkçılık ürünlerinin küresel üretiminin, 2034 yılına kadar %14 oranında artması bekleniyor. Büyük ölçüde, orta gelirli ülkelerdeki verimlilik artışları sayesinde mümkün görünen bu büyüme, hayvan sürülerinin ve ekili alanların genişlemesini de beraberinde getiriyor. Et, süt ürünleri ve yumurta üretiminin %17 oranında artması beklenirken, büyükbaş, küçükbaş, domuz ve kanatlı hayvanların toplam küresel varlıklarının %7 oranında büyümesi öngörülüyor. Bu gelişmeler, çiftlik üretimiyle ilişkili doğrudan tarımsal GHG emisyonlarının önümüzdeki on yılda %6 oranında artmasına yol açacak; ancak bu artış, üretim başına düşen karbon yoğunluğunun azaldığını da gösteriyor.

Beklenen verimlilik artışlarının, reel tarımsal emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturması öngörülüyor. Bu durum, piyasa dalgalanmalarına karşı savunmasız olan ve verimliliği artıracak yenilikçi teknolojilere erişimi sınırlı olan küçük çiftçiler için önemli sorunları beraberinde getirebilir. Bu sebeple, verimlilik artışını desteklemenin yanı sıra, hükümetlerin çiftçilerin pazarlara daha iyi erişimini ve yerel şartlara uygun destek programlarını da sağlaması gerekiyor.


Görünüm raporuna göre, tarımsal verimliliği artırmaya yönelik çabaların artırılması, hem yetersiz beslenmeyle hem de tarımsal GHG emisyonlarıyla mücadele açısından şart. Senaryo analizine göre; hem emisyon azaltım teknolojilerine hem de %15 oranında verimlilik artışıyla gıda üretiminin artırılmasına yönelik eş zamanlı yatırımlar yapılırsa, küresel yetersiz beslenme sona erdirilebilir ve tarımsal kaynaklı doğrudan GHG emisyonları mevcut seviyelere kıyasla %7 azaltılabilir. Bu hedeflere ulaşmak için hassas tarım uygulamaları, hayvan yemi iyileştirmeleri, besin ve su yönetiminde gelişmeler ve ürün rotasyonu ile birlikte ekim gibi ölçeklenebilir, düşük maliyetli mevcut teknolojilerin yaygın şekilde benimsenmesi gerekecek.

Tedarik zinciri kesintileri riskine karşı, çok taraflı işbirliği ve kurallara dayalı bir tarımsal ticaret sistemi de kilit önemdedir. Görünüm raporu, nihai tüketime ulaşmadan önce kalorilerin %22’sinin uluslararası sınırları aşacağını öngörüyor. Tarımsal ticaret akışlarının kolaylaştırılması; gıda arzı açıkları ve fazlalarının dengelenmesi, fiyatların istikrara kavuşması ve gıda güvenliği ile sürdürülebilirliğin artırılması açısından fayda sağlayacaktır.

BAŞLICA BULGULAR

Küresel tahıl üretiminin, büyük ölçüde yıllık %0,9 oranındaki verim artışları sayesinde, yıllık ortalama %1,1 oranında büyümesi öngörülüyor. Hasat edilen alan ise yalnızca yıllık %0,14 oranında artacak; bu oran, önceki on yılın %0,33’lük büyüme hızının yarısından az.

2034 yılına gelindiğinde, üretilen tüm tahılların %40’ı insanlar tarafından doğrudan tüketilecek, %33’ü ise hayvan yemi olarak kullanılacak. Kalan miktar ise biyoyakıt üretimi ve diğer endüstriyel amaçlara ayrılacak.

Brezilya, Hindistan ve Endonezya’daki artışların etkisiyle, küresel biyoyakıt talebinin yıllık ortalama %0,9 oranında büyümesi bekleniyor.

Sahra Altı Afrika, verimliliği artırmaya yönelik güçlü bir girişim seti için önemli fırsatlara işaret ediyor: Bölgedeki sığır sürüsü, Kuzey Amerika’dakinin üç katı büyüklükte ve %15 oranında büyümesi öngörülüyor, ancak hayvan başına üretim Kuzey Amerika’nın yalnızca onda biri kadar.

Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinin, 2034’e kadar küresel tüketim artışının %39’unu oluşturması bekleniyor; bu oran, geçtiğimiz on yılın %32’lik oranına kıyasla daha yüksek. Çin’in payının ise %13’e düşmesi öngörülüyor; bu oran da geçtiğimiz on yıldaki %32’lik paya kıyasla kayda değer bir düşüşe işaret ediyor.


Yüksek gelirli ülkelerde yağ ve tatlandırıcı tüketiminin, değişen tercihler, politika değişiklikleri ve ortaya çıkan sağlık endişeleri sebebiyle kişi başına düşen düzeyde azalması bekleniyor.

Raporun ana bulguları ve verileri ücretsiz olarak şu adresten erişime açıktır: www.agri-outlook.org.

Etiketler
#hayvansal gıda
Makale Kategorisindeki Yazılar
22 Mayıs 20205 dk okuma

Sürdürülebilir su ürünleri uygulamaları su ürünleri yem katkı maddelerinde yüksek değerli pazarlara kapı aralıyor

Su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinin sosyal, ekonomik ve toplum sağlığı açısından çok yönlü ...

19 Aralık 20235 dk okuma

Nevedi ile WUR arasında tarımın geleceği çatışması