BLOG

AB’nin ticaret gündemi Avrupa sığır ve koyun eti sektörlerine ağır bir yük getiriyor

12 Haziran 20235 dk okuma
Avrupa sığır ve koyun eti sektörleri, Avrupa kültürel ve gastronomik mirasının temel direklerinden biridir. Ancak, birçok sebebe bağlı olarak, sektörlerimiz üretimde bir düşüş trendiyle karşı karşıya ve diğer ülkelere verilen pazar erişimi ve AB düzenleyici girişimleri sebebiyle aşırı baskı altında.

Michèle Boudoin
Chair, Copa-Cogeca Working Party for Sheep and Goats

Dominique Fayel
Chair, Copa-Cogeca Working Party for Beef and Veal

AB bir taraftan AB Yeşil Mutabakatı kapsamında çiftlik düzeyinde çok fazla yatırım gerektirebilecek bir dizi girişim başlatmakta, beslenme tavsiyelerine rağmen insanları aktif olarak kırmızı et tüketiminden uzaklaştırmaya çalışmakta ve çevreyle ilgili hususlarda küresel bir yaklaşım sergilememektedir. Aynı zamanda diğer taraftan da, denizaşırı ülkelerdeki üretim yöntemlerine bakılmaksızın, sektör ürünlerimizin üçüncü ülkelerden pazara erişiminin artmasına imkan tanımaktadır. Bu da bizi rekabet gücümüzün azaldığı, üretimimizin düştüğü ve sürdürülebilirliğin göz ardı edildiği vahim bir durumla karşı karşıya bırakmaktadır.

Dolayısıyla, genel olarak AB sığır ve koyun eti sektörlerinin ticaret müzakereleri bağlamında üçüncü ülke ortaklarına daha fazla taviz verilmesini kabullenememesi hiç de şaşırtıcı değildir. Ticaret anlaşmalarının kümülatif etkileri, özellikle de üretimlerini geliştirmek için sürekli olarak daha fazlasını yapmaları ve daha fazla yatırım yapmalarının istendiği bir dönemde, çiftçilerimiz tarafından çok fazla hissedilmekte ve büyük bir buruklukla karşılanmaktadır.

MÜTEKABİLİYET VE STANDARTLAR
Mütekabiliyet ve özellikle çiftlik içi gerçeklikle ilgili yüksek Avrupa standartlarının üçüncü ülke ortaklarımıza kıyasla etkili bir şekilde uygulanması imkanının olmaması ve aynı zamanda pazara daha fazla girişe izin verilmesi bu kırgınlığın temelini oluşturmaktadır. Bu sebeple, çiftçilerimizin gelirlerine daha fazla zarar veren, üretimimizi tehlikeye atan ve yerel Avrupa üretiminin geliştirilmesi için gerekli yatırımları engelleyen her türlü ek pazar erişimine karşı çıkmamız gayet mantıklı olacaktır. AB’de büyükbaş ve küçükbaş hayvan üretimine ilişkin gıda bağımsızlığı, talepte bulunan vatandaşların birçoğu için gıda güvenliği, kalitesi ve yakınlığı açısından kilit öneme sahiptir; bu aynı zamanda istihdam, meralarda karbon tutulması, biyoçeşitliliğin korunması, peyzaj yönetimi ve kültürel mirası da garanti altına almaktadır.

Buna ek olarak, kotaya herhangi bir erişim, 6/2019 sayılı Tüzüğün 118. maddesini geliştiren delege edilmiş kanunda belirtildiği üzere, antibiyotiklerin büyümeyi destekleyici olarak kullanımının yasaklanmasına yönelik Avrupa standardına uygun olmalıdır. Genel olarak, AB’de ruhsatlı olmayan ürünlerle tedavi edilen hayvanlar ve ruhsatlı ürünlerle tedavi edilen ancak daha az titiz kontroller altında olan hayvanlar hariç tutulmalıdır. Kontenjana erişim, süre ve yoğunlukla ilgili olarak 1/2005 sayılı AB Tüzüğü tarafından belirlenen kara taşımacılığı standartlarına uygunluğa tabi olmalıdır.

KAPIDAKİ HAYVAN REFAHI REVİZYONU
AB ticaret uzmanları ve müzakerecileri, 2023 sonbaharında çiftlikte refah, nakliyede refah, kesim anında refah ve refah etiketlemesine ilişkin yeni bir öneri paketinin beklendiğini göz önünde bulundurmalıdır. Bunun AB hayvancılık üreticilerinin ek yatırım yükünü arttırması beklendiğinden, AB’ye sığır ve koyun eti ihraç eden üçüncü ülkelere (halihazırda uygulanmakta olanlar da dahil) uygulanmayan herhangi bir AB standardı, AB üreticilerine karşı rekabet avantajını arttıracaktır. 

Şu anda, çiftlik düzeyinde, ithal edilen canlı hayvanlara veya hayvansal ürünlere AB çiftlik içi hayvan refahı mevzuatından hiçbir standart uygulanmamaktadır. Ancak üçüncü ülke hayvan üreticilerine kıyasla maliyet ve yatırım farkı esasen çiftlik düzeyindedir ve AB üreticilerinin haksız rekabet riskinin en fazla olduğu yer de burasıdır. Ayrıca, diğer ülkelerdeki üretimin gerçekliğinden haberdar olmayan tüketicileri de yanlış yönlendirmektedir.



PAZARA ERİŞİM VE TRQ YÖNETİMİ
Devam eden ve gelecekteki müzakerelerle ilgili olarak, her iki sektörde de baskıyı hafifletmek ve piyasa rahatsızlıklarını önlemek için dikkatle değerlendirilmesi gereken bazı hususlar vardır.

KOYUN ETİ 
 AB’deki koyun eti sektörünün özelliklerinden biri de pazardaki mevsimselliktir: Paskalya ve Noel’de olmak üzere fiyatlarda iki tepe noktası vardır. İhracatçılar bundan faydalanarak bu dönemlerde pazarı kuzu budu ile doldurmaktadır. Belki de yaratıcı bir çözüm, TRQ’ların yıl boyunca, tercihen aylık bazda yayılmasına izin veren bir çözümdür, böylece üreticilerimiz de ürünlerini iyi bir fiyata satma fırsatına sahip olurlar. 

 Aynı şekilde, hem tüketicilerin hem de AB üreticilerinin iyiliği için, taze ve dondurulmuş ürünler arasında bir ayrım yapılması yerinde olacaktır. Bu konuda AB - Yeni Zelanda (TRQ %65 dondurulmuş + %35 taze/soğutulmuş) arasındaki anlaşmayla iyi bir emsal oluşturduk. 

SIĞIR ETİ 
 Sığır eti sektörü için, TRQ kotasının sadece meralarda yetiştirilen dana veya düvelerden elde edilen et parçalarına erişilebilir olması gerekmektedir. 

 Yılın aylara bölünmesi, üretimin dip (Aralık/Ocak) ve tepe noktalarının (Mayıs) belirlenmesi. 

 En hassas gümrük vergisi hatlarının korunması (sadece yüksek değerli kesimlerin ithal edilmesini önlemek için en hassas hatların hariç tutulması; kota içi tarife getirilmesi; taze/dondurulmuş, kemiksiz/kemikli). 
 AB tarafından (hatta Avrupa sektöründeki paydaşlar tarafından) yönetilen ithalat lisanslarının uygulanması. 

 Kotaya erişim, büyükbaş hayvanların tanımlanması ve bireysel olarak izlenmesine yönelik Avrupa standardına uygunluk şartına bağlanmalıdır.

Buna ek olarak, ticaret akışları göz önüne alındığında, İngiltere’nin iki taraflı ticaret anlaşmalarının etkisi de göz ardı edilmemelidir. İngiltere’nin Avustralya ve Yeni Zelanda ile kendi ticaret anlaşmalarını kabul etmesi nedeniyle Brexit’in ardından İngiltere pazarına giren koyun ve sığır eti hacimlerinin iki katına çıkmasına maruz kalıyoruz. Bu durum AB etinin İngiltere pazarlarına erişimini sınırlayacak, aynı zamanda İngiltere ürünlerinin AB pazarına kaymasına ve genel olarak pazarda istikrarsızlığa yol açabilecektir.

KIRSAL ALANLAR VE KUŞAKLARIN YENİLENMESİ
Bu kümülatif baskı sebebiyle AB koyun ve sığır eti sektörlerinde yaşanacak rekabet gücü kaybı, kırsal ekonomiler ve bunların sosyal dokusu üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Ruminant sektörlerinin kırılganlığı ve AB’nin kırsal alanlarının canlılığı için önemi, AB ticari ilişkilerinde ve pazara erişim değerlendirmelerinde göz ardı edilmemelidir. AB tarım sektörü bir bütün olarak, temel ön şartı iyi işleyen ve performans gösteren bir sektör olan demografik bir zorlukla karşı karşıyadır.

Nesil yenileme zorluğunun üstesinden gelmenin tek yolu, genç nesilleri çiftçilik mesleğine çekmek için olumlu bir işaret olan gelir istikrarından geçmektedir. Üretimin ötesinde, olumlu çevresel imkanların sürdürülmesini, ruminantlar tarafından kullanılan mera ve çayırlarda karbon tutulmasını, kısacası genç çiftçilerin Avrupa toplumu için ürettiği kamu mallarını da kurulum dinamikleri aracılığıyla garanti altına alacağız. Tüm bu unsurlar serbest ticaret anlaşmaları çerçevesinde dikkate alınmalıdır, aksi takdirde olumsuz etkiler daha da büyük olacaktır!

HAKKIMIZDA
Copa ve Cogeca, AB’deki çiftçilerin ve tarım kooperatiflerinin birleşik sesidir.  Birlikte, AB tarımının sürdürülebilir, yenilikçi ve rekabetçi olmasını sağlarken, Avrupa genelinde 500 milyon insan için gıda güvenliğini garanti altına alıyoruz.



Makale Kategorisindeki Yazılar
17 Ekim 20233 dk okuma

Silaj yapımında organik asit kullanımı

16 Temmuz 20246 dk okuma

Kâr marjını artırmak: Fitojeniklerin hayvan beslemedeki rolü

Doğal yem katkı maddeleri, performans ve ürün kalitesinde belirgin iyileştirmelerle dikkat çekiyor.