BLOG

Toz Patlamaları ve Değirmen Sektöründe Alınması Gereken Önlemler

30 Mart 20216 dk okuma
İmaş Makine

Değirmencilik sektörü toz patlamalarından en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Gerek gıda ve gerekse yem sektöründe var olan sistem ve bileşenlere ait ATEX değerlendirmesi ve tasarımların ilgili mevzuata uygun hale getirilmesi iş sağlığı ve güvenliği açısından da yasal bir zorunluluktur.

Özet

Bu çalışmada çeşitli endüstri kollarında yaşanan toz patlamaları ve bu patlamalara ilişkin karakteristikler incelenmiş ve değirmencilik sektörüne etkileri değerlendirilmiştir. Ülkemizde cari olan mevzuata göre değirmencilik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde alınması gereken tedbirler değerlendirilmiştir.

1. Toz Patlamaları ve karakteristikleri

Toz patlaması, havadaki partiküllerin yoğunluğu belirli bir sınırı aştıktan sonra, bir kıvılcım ve benzeri bir etki ile ateşlenmesi sonucu oluşan patlamaların genel adıdır. Günümüz endüstrisinde nerdeyse her sektörde yaşanabilecek olan söz konusu patlamalar gerek tesis güvenliği ve gerekse iş sağlığı açısından oldukça önemlidir.

Şekil – 1 Toz patlamasında alevin yayılma hızı [15]

Amerikan Ulusal Yangın Önleme standardının tanımına göre; Partikül boyutuna ve şekline bakılmaksızın, havada veya herhangi bir okside edici ortamda asılı vaziyette bulunan ve parlama veya patlama tehlikesi taşıyan yanıcı katı her tür toz partikül atlayıcı toz olarak kabul edilir. Tozlanma, tozun havada asılı bulutlar oluşturma ve havada kalma eğilimidir [1]. Tozluluk, aynı zamanda solunabilir fraksiyonu belirlemek ve sağlık risklerini değerlendirmek için kullanılan bir terimdir. Özellikle toz oluşturabilen bileşenlerin işlendiği işletmelerde taşıma, boşaltma, doldurma, tartma gibi işlemler sırasında ortaya çıkabilir.

Yaklaşık 130 yıl önce Holtzwart ve VonMeyer (1891), patlayıcı toz bulutlarının endüktif elektrik kıvılcımlarıyla tutuşabileceğini deneysel olarak kanıtlanmıştır [2]. Toz patlamalarının oluşabilmesi için metreküp veya bulut başına 10 ve 1000 gram toz yoğunluğunun yeterli olduğu rapor edilmiştir [3]. Gıda sektöründeki başlıca patlayıcı tozlar; Şeker Tozu, un, nişasta, süt tozu, kakao, hazır kahve tozları, baharat tozları, krema tozu örnek olarak verilebilir.

Şekil – 2: Birincil ve ikincil patlama [16]

Toz, genel olarak havada asılı kalabilen ve şartlara bağlı olarak çökebilen parçacıklar olarak tanımlanmaktadır. Boyutu 0,1 mikron ve daha küçük çaplı partiküllerin havada asılı kaldığı, 0,1-10 mikron büyüklüğündeki parçacıkların ise durgun havada asılı kalamadıkları rapor edilmiştir [4].Durgun hava ortamının ancak depo ve silo gibi hava sirkülasyonunun kısıtlı olduğu durumlarda ortaya çıkabileceği dikkate alınmalıdır. Katı maddelerden ortaya çıkan çeşitli vasıflardaki lifler, kırpıntılar ya da tozlar patlayıcı ortam oluşturabilmektedir [5]. Büyüklüğü kabaca 500 μm altında olan ve havada belirli bir zaman askıda kalabilen katı maddeler de toz kabul edilmektedirler [5].

Şekil – 3: Yanma üçgeni [17]

Yanıcı malzemelerin havada yanıcı bulut oluşturması ve alevin yayılmasıyla oluşan patlamanın şiddetinin, ortamdaki oksijen ve yanıcı malzeme konsantrasyonuna bağlı olduğu bilinmektedir [6]. Belirtilen yoğunluk değerinin altında veya üzerindeki yoğunluklarda toz patlaması oluşmayacağı deneysel yöntemlerle gösterilmiştir [7, 8]. Ayrıca 0,5 mm’ nin altındaki çaplarda her tür tozun az ya da çok patlayıcı özellik gösterdiği de kanıtlanmıştır [5].

Patlayıcı tozların nem içeriği patlama şiddetine etki etmektedir. Tozların kuru olmasının patlama şiddetini arttırdığı [5] bilinmektedir.

Şekil – 4: Patlama beşgeni [18]

Toz patlama parametrelerinin maksimum ve minimum değerleri belirsizdir çünkü patlama olasılığı belirli rastgele değişkenlere bağlıdır [9]. Bu durum toz patlamalarının oluşacağı zamanın ve patlamaya sebep olabilecek uygun koşulların net bir biçimde belirlenmesini zorlaştırmaktadır.

Alev üzerine bir basınç dalgası çarptığında veya alevin önündeki karışım çalkantılı olduğunda alev türbülanslı hale gelebileceği ve alev yayılımının bu aşamasında, alevin önünde basınç dalgası birikimi ve şok dalgası oluşumunun söz konusu olabileceği rapor edilmiştir [3].Genel olarak ilk patlama anından itibaren 25ms sonrasında hissedilebilir ilk şok dalgası ve titreşimler ortaya çıkmaktadır.

Bu aşamadan sonra yaklaşık 60ms anına ulaşıldığında dış ortamda bulunabilecek tozların havalanması ve savrulması görülür. Patlamanın başladığı silo, boru vb. ekipmanın cidarının delinmesiyle başlayan ikincil patlama yaklaşık 200 ms içerisinde tüm işletmeye yayılmaktadır.

Şekil – 5: Risk Matrisi [14]

Normal bir yanma olayının başlaması ve sürebilmesi için gereken; yanıcı madde (yakıt), yakıcı madde (oksijen) ve tutuşturma ( ateşleme kaynağı ) uygun koşullarda bir araya gelmesine yanma üçgeni denir.

Toz patlamalarında ise; patlayıcı ortamın oluşabilmesi için beş farklı zincirin bir araya gelmesi gerekmektedir [10]. Bunlar; • Patlayıcı ortam (sınırlı alan) • Patlayıcı madde (Gıda ve tarım ürünleri gibi organik maddeler, Pestisit, pigment ve plastik gibi sentetik organikler, -Kömür vb) • Patlayıcı Toz konsantrasyonu (havada asılı toz bulutu) • Patlayıcı ortamı ateşleyecek kıvılcım veya enerji kaynağı. • Hava (yeterli oksijen miktarı)

Buna patlama beşgeni adı verilmektedir. Bu beş bileşenden herhangi birinin diğerleri ile etkileşimi engellenirse patlama tehlikesi ortadan kalmaktadır. Toz patlamalarından korunmada alınması gereken ilk tedbir, söz konusu ortamları birbirinden izole etmek ve patlama oluşumunu önemektir. Ancak buna rağmen patlama oluşma tehlikesi varsa buna karşı tedbirler alınmalıdır. İşletmelerde bulunan tozların patlaması için elektrikli cihazlardan gelebilecek ark ve/veya kıvılcımlar, sıcak yüzeyler, sürtünme etkisi ile oluşan kıvılcımlar ve statik elektriklenme gibi etkilerin yeterli olduğu rapor edilmiştir [10]. Örneğin kıvılcım oluşturmayan cihazların seçilmesi ve/veya bu tür cihazların izole edilmesi (exproof ünitelerin kullanımı) bir çözüm olabilir. Bununla birlikte, patlama etkisini sınırlandırılması için işletmelerin patlamaya dayanıklı yapılarda bulunması, yangın söndürme tesisatları ve patlamanın gerçekleşebileceği ortamları diğer bölgelerden izole etmek gibi önlemler önerilmiştir [10].

Ülkemizde halen cari olan yönetmeliklere göre (Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat Ve Koruyucu Sistemler İle İlgili Yönetmelik (2014/34/AB) ), ateşleme kaynağının aktif hale geçme olasılığı, ortamda patlama konsantrasyonun da patlayıcı malzemenin bulunma süresi ve oluşacak etki değerlendirilerek Şekil 1’de gösterildiği gibi bir risk matrisi oluşturulması ve buna göre tedbir alınması gerekmektedir.

2. Toz Patlamasının Nedenleri

Tablolar 1-4’te sırasıyla toz patlamalarının nedenleri, toz patlamalarından en çok etkilenen sektörler, toz patlamalarının görüldüğü tesisler ve gıda sektöründeki çeşitli patlayıcı tozların özellikleri sunulmuştur. Görüldüğü gibi neredeyse tüm endüstrilerde toz patlaması yaşanması riski bulunmaktadır. Değirmencilik sektörü gibi, çok çeşitli vasıf ve boyutlarda tozların bulunduğu bir sektörde de ülkemizde cari mevzuat çerçevesinde gerek kurulu tesislerde ve gerekse halen üretilmekte olan bakine, sistem ve bileşenlerin değerlendirilerek tasarım ve işletimlerinin emniyetli bir biçimde gerçekleştirilmesi zorunludur.

3. Değirmencilik sektöründeki uygulamalar

1878 yılında ABD Minneapolis’teki WASTERBURN “A” Mill un değirmeninde yaşanan patlama, Dünyada bilinen ilk değirmen tesisi patlamasıdır ve bu olayda 22 kişi yaşamını yitirmiştir.

Bilindiği üzere değirmencilik sektörü, ham ürünün nihai ürün haline gelmesi aşamasında çok sayıda makine ve bileşenden oluşan bir sistemler bütünü oluşturmaktadır. Bunlar, taşıma sistemleri, depolama sistemleri, sınıflandırma makineleri, öğütme makineleri ve ambalaj makineleri olarak sınıflandırılabilir. Belirtilen sistem ve bileşenler Tablo 5’te belirtilen sistemlere ait alt bileşenler gösterilmiştir. Belirtilen sistem ve alt bileşenler incelendiğinde, temelde tüm bileşenler için ATEX değerlendirmesi yapılabileceği ve tasarımın ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmesinin söz konusu olabileceği görülmektedir. Bununla birlikte bazı sistem ve bileşenlerin diğerlerine kıyasla hem patlama riski hem de etki derecesi bakımından diğerlerine kıyasla daha öncelikli olduğu değerlendirilebilir. Bu bileşenler elevatörler, toz filtreler, un mikseri, un fırçası, kepek fırçası, hava kilitleri torbalama kantarları ve kare eleklerdir.

Tablo 6’da gerek ülkemizde ve gerekse Avrupa Birliği mevzuatına göre değerlendirmeye esas olan bileşenler gösterilmiştir. Tabloda görüldüğü gibi neredeyse sektördeki tüm bileşenlerin bir yönü ile ATEX değerlendirilmesine tabi olduğu ve tasarımların ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

4. Sonuçlar ve öneriler

Değirmencilik sektörü toz patlamalarından en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Gerek gıda ve gerekse yem sektöründe var olan sistem ve bileşenlere ait ATEX değerlendirmesi ve tasarımların ilgili mevzuata uygun hale getirilmesi iş sağlığı ve güvenliği açısından da yasal bir zorunluluktur. Bu bakımdan değirmencilik sektöründe kullanılan bileşen ve makinelerin mutlaka tasarımlarının mevzuata uygun olması ve bu sistemleri kullanan son kullanıcıların da üreticilerden ATEX sertifikalı ürünleri talep etmeleri önerilmektedir.

Makale Kategorisindeki Yazılar
27 Eylül 20186 dk okuma

Buharlı şartlandırmanın yemdeki kimyasal değişime etkisi

Şartlandırma işleminin pelet dayanıklılık indeksini (PDI) iyileştirmek, yem patojenlerini bertaraf ...

12 Nisan 20226 dk okuma

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ GÖLGESİNDE HUBUBAT VE YAĞLI TOHUM PAZARI

09 Eylül 20227 dk okuma

Güle güle inekler: Çözüm, hayvancılığın olmadığı bir dünya mı?