Kürşat Kayhan
Üretim Müdür
Ersoy Holding
Hürmüz Boğazı’nda yükselen tansiyonu sadece bir enerji krizi olarak görmek, küresel tarım-gıda sistemine yaklaşan asıl fırtınayı göz ardı etmektir. Enerji fiyatlarındaki her dalgalanma, gübre ve yem üzerinden doğrudan soframızı etkiliyor. Bugün stratejik geçiş noktalarındaki lojistik kırılmaları ve maliyet baskısını; tarım, yem ve gübre üçlüsünün ayrılmaz bütünlüğü içerisinde yeniden değerlendirmek zorundayız.
Hürmüz Boğazı, son dönemin en çok konuşulan konusu aslında küresel ticaretin en stratejik geçiş noktalarından biri olup, özellikle enerji ve tarımsal girdiler açısından kritik bir rol oynamaktadır. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli bir kısmı bu dar suyolundan geçmektedir. Bununla birlikte, çoğu zaman göz ardı edilen bir diğer kritik unsur ise gübre ve direk olarak yem sektörüne olan etkisidir. Son dönemde artan jeopolitik gerilimler ve askeri çatışmalar, Hürmüz Boğazı’nda ciddi sevkiyat aksaklıklarına yol açmış ve bu durum küresel tarım-gıda sisteminde zincirleme etkiler yaratmıştır.
Öncelikle gübre sektörü açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı’nın küresel arz zincirindeki merkezi rolü dikkat çekmektedir. Küresel gübre ticaretinin yaklaşık %20 ila %30’unun bu boğazdan geçtiği bilinmektedir. Ayrıca dünya ticaretine konu olan gübrenin yaklaşık %33’ünün bu güzergâh üzerinden taşındığı ifade edilmektedir. Bu nedenle boğazdaki herhangi bir aksama, doğrudan arz daralmasına yol açmaktadır. Nitekim son kriz sürecinde tanker trafiğinin %70’ten fazla azalması ve bazı dönemlerde %90’a varan düşüşler yaşanması, küresel gübre tedarikinde ciddi kırılmalara neden olmuştur.
PİYASA VOLATİLİTESİ VE YEM SEKTÖRÜNDE ZİNCİRLEME ETKİ
Bu arz daralmasının en önemli sonucu fiyat artışlarıdır. 2026 yılı başlarında üre fiyatlarının kısa sürede %50’nin üzerinde artış göstermesi, gübre piyasasındaki volatilitenin açık bir göstergesidir. Gübre üretiminin büyük ölçüde doğalgaza bağımlı olması, enerji fiyatlarındaki artışların doğrudan gübre maliyetlerine yansımasına neden olmaktadır. Hürmüz Boğazı’ndan geçen LNG ticaretinin aksaması, üretim maliyetlerini yükselterek birçok ülkede gübre tesislerinin üretimi durdurmasına yol açmıştır. Bu durum, yalnızca arzı azaltmakla kalmayıp aynı zamanda küresel ölçekte fiyat baskısını artırmaktadır. Bir düşünelim Peki ya çiftçiler üretim yapmayı bırakırsa?
Protesto için değil. Sadece üretim artık kâr getirmediği için Ya gerçekten olursa? Daha az buğday. Daha az mısır. Daha az arpa. Çünkü tarım işlediği sürece onu unutuyoruz. Durduğu gün herkes anlıyor. Tarımın gerçek değeri eksik olduğunda keşfedilir.
Yem üretimi büyük ölçüde tarımsal ürünlere dayandığından, tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışları yem fiyatlarına yansımaktadır. Gübre kullanımındaki azalma veya maliyet artışı, tarımsal verimliliği düşürmekte ve özellikle tahıl üretiminde gerilemelere neden olmaktadır. Bu durum, yem hammaddeleri olan mısır, arpa ve soya gibi ürünlerin arzını daraltarak yem fiyatlarını yükseltmektedir. Dolayısıyla gübre krizinin yem sektörüne etkisi dolaylı ancak oldukça güçlüdür. Örnekler ile bakacak olursak şuan Çin devletinin refleksi bunu çok iyi açıklayacaktır.
Öncelikler ekonomisi ve siyasi refah tarım ile güçlü kalır …
Enerji maliyetlerindeki artış da yem sektörünü etkileyen bir diğer önemli faktördür. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, tarımsal üretimde kullanılan yakıt ve elektrik maliyetlerini artırmaktadır. Bu artışlar, hem bitkisel üretimde hem de hayvancılık faaliyetlerinde maliyet baskısı oluşturmaktadır. Özellikle yem üretiminde kullanılan kurutma, işleme ve taşımacılık süreçleri enerji yoğun olduğundan, enerji fiyatlarındaki artış yem fiyatlarını doğrudan yukarı çekmektedir.

LOJİSTİK KIRILMALAR VE KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİ ÇIKMAZI
Lojistik boyut da krizin etkilerinin anlaşılması açısından önemlidir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunları, deniz taşımacılığında sigorta maliyetlerini artırmış ve alternatif rotaların kullanımını zorunlu kılmıştır. Bu durum, taşıma sürelerini uzatmakta ve maliyetleri artırmaktadır. Gübre ve yem hammaddelerinin zamanında tedarik edilememesi, özellikle ekim sezonlarında ciddi üretim kayıplarına yol açabilmektedir. Nitekim küresel gübre tedarik zincirinde %33’e varan daralma öngörüleri, bu durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır.
SİSTEMİK RİSKLERDEN SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM ÜÇLÜSÜNE
Kriz aynı zamanda küresel gıda güvenliği açısından da önemli riskler barındırmaktadır. Gübre arzındaki daralma ve fiyat artışları, tarımsal üretimi düşürerek gıda fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hem yem hem de gıda enflasyonunu tetiklemektedir. FAO’nun değerlendirmelerine göre tanker trafiğindeki büyük düşüşler küresel gıda sistemi için “sistematik bir şok” niteliği taşımaktadır. Yem maliyetlerindeki artış ise hayvansal ürün fiyatlarını yükselterek enflasyonist baskıyı daha da artırmaktadır.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı krizi yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda gübre ve yem sektörleri üzerinden küresel tarım ve gıda sistemini derinden etkilemektedir. Gübre arzındaki daralma, fiyat artışları ve lojistik sorunlar; tarımsal üretimi azaltmakta, yem maliyetlerini yükseltmekte ve nihayetinde gıda fiyatlarını artırmaktadır. Bu durum, küresel ölçekte gıda güvenliği risklerini artırırken, tarım sektöründe sürdürülebilirlik tartışmalarını da yeniden gündeme getirmektedir.
Bu bağlamda, alternatif ticaret koridorlarının geliştirilmesi, gübre üretiminde yerel kapasitenin artırılması ve enerji bağımlılığının azaltılması gibi stratejik önlemler büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde Hürmüz Boğazı gibi kritik dar boğazlarda yaşanacak her kriz, yem ve gübre sektörleri üzerinden küresel gıda sisteminde derin ve uzun süreli etkiler yaratmaya devam edecektir. Klasik bakış açısı dışından çıkmalı anlık önlemler dışında yeniden kapsayıcı bir yem gübre tarım üçlüsü hakkında farklı şeyler söylemenin zamanının geldiğini en azından bu krizin tek faydalı tarafı olarak görebilmek dileğiyle.
YAZAR HAKKINDA
Kürşat Kayhan, 38 yaşında bir tarım politikaları uzmanıdır. Uzun yıllar hem yurt içinde hem de yurt dışında gübre sektöründe stratejik roller üstlenen Kayhan, sektörel birikimini küresel tarım analizleriyle birleştirmektedir. Kariyerine Ersoy Holding bünyesinde Üretim Müdürü olarak devam eden yazar, tarımsal sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri yönetimi konularına odaklanmaktadır.