BLOG

EFSA’nın yeni başkanı: Yem güvenliği gıda zincirinin temel taşı

19 Ocak 20268 dk okuma

Röportaj: Cemalettin Kanaş

EFSA’nın yeni İcra Direktörü Dr. Kriz, kurum için hız, yenilik ve iş birliği ekseninde şekillenen yeni bir yol haritası ortaya koyuyor. Yem güvenliğini gıda zincirinin başlangıç noktası olarak konumlandıran EFSA, bilimsel risk değerlendirmelerinde dönüşümü ve uluslararası eşgüdümü stratejik öncelik olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, FAO ile güçlenen küresel iş birliklerinden Türkiye dâhil aday ülkelerin bilimsel entegrasyonuna ve sektöre verilen erken temas mesajına kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Dr. Nikolaus Kriz, İcra Direktörü, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA

Feed Planet olarak, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yeni İcra Direktörü Dr. Nikolaus Kriz ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Yem ve gıda güvenliğinin bilimsel, düzenleyici ve toplumsal baskıların giderek arttığı bir dönemde, EFSA’nın Dr. Kriz’in ilk stratejik değerlendirmelerini okurlarımızla paylaşmayı tercih etmesini ayrıca önemsiyoruz.

Bu özel röportajda Dr. Kriz, EFSA için hız, yenilik ve iş birliği olmak üzere üç temel sac ayağına dayanan net bir vizyon ortaya koyuyor ve bu yaklaşımın, yüksek nitelikli bilimsel görüşlerin daha hızlı sunulmasını sağlarken AB gıda güvenliği sistemini de güçlendirmek açısından kritik olduğunu vurguluyor. Yem güvenliğini gıda zincirinin ilk halkası olarak tanımlayan Kriz, yeni yem katkı maddeleri ve değişen üretim uygulamaları kapsamında FEEDAP Paneli’nde yürütülen güncel ve devam eden çalışmalara dikkat çekiyor.

Söyleşi, EFSA’nın FAO ile yakınlaşan iş birliği ve yaklaşan Mutabakat Zaptı da dâhil olmak üzere genişleyen uluslararası temaslarını ve AB aday ile katılım öncesi ülkelerle güçlenen ilişkilerini de ele alıyor. Feed Planet okurları açısından ise Dr. Kriz’in Türkiye’ye ve IPA III Programı’na yaptığı atıflar özellikle öne çıkarken, yem üreticileri ve başvuru sahiplerine verdiği doğrudan mesaj da net: güvenliği korurken yeniliği mümkün kılmanın yolu, EFSA ile erken aşamada temas kurmaktan geçiyor.

EFSA’nın İcra Direktörü olarak görevinize kısa süre önce başladınız. Bu görevi üstlenmenizde sizi motive eden unsurlar nelerdi? Önümüzdeki beş yıla yönelik temel öncelikleriniz ve vizyonunuz nedir?

Profesyonel hayatımı bugüne kadar bilime, halk sağlığına ve Avrupa iş birliğine adadım. EFSA, bu alanların doğal olarak kesiştiği bir nokta olduğu için, bu başlıklar altında katkı sunma fırsatına sahip olmaktan onur duyuyorum.

AB gıda güvenliği sistemi dünya çapında en güçlü sistemlerden biri ve EFSA bu başarıda önemli bir rol oynadı. Ancak yeni zorluklar ortaya çıkıyor ve bu da sistemi nasıl daha ileriye taşıyabileceğimizi yeniden düşünmemizi gerektiriyor.

EFSA’nın geleceğine yönelik vizyonum üç temel sütuna dayanıyor: hız, yenilik ve iş birliği.

Hız, politika ihtiyaçlarını ve toplumsal beklentileri karşılamak üzere yüksek kaliteli bilimsel görüşleri daha kısa sürede sunmamızı sağlayacak. Yenilik ise dijital teknolojilerden ve yapay zekâdan en iyi şekilde yararlanarak risk değerlendirmelerimizi daha verimli hâle getirmemize ve veri işleme kapasitemizi güçlendirmemize imkân tanıyacak. Son olarak, Avrupa’daki rolümüzü göz önünde bulundurarak, daha güçlü bir AB gıda güvenliği sistemi inşa etmek için birlikte çalışmayı sürdürmemiz gerekiyor.

Yem güvenliği, gıda zincirinin ilk halkasını oluşturuyor. EFSA’nın yem hammaddeleri, katkı maddeleri ve üretim uygulamalarına ilişkin risklerin ele alınmasındaki rolünün nasıl evrildiğini düşünüyorsunuz?

Avrupa Komisyonu gibi AB kurumlarına bilimsel danışmanlık sağlama ve destek verme rolümüz değişmeden devam etse de, bu görevi yerine getirme biçimimiz dönüşüyor. Günümüzde elimizde çok büyük miktarda veri ve daha verimli çalışmamıza yardımcı olan yeni araçlar bulunuyor.

Yeni yem katkı maddeleri ve üretim süreçleri dâhil olmak üzere bilimsel gelişmeleri sürekli izliyor, rehber dokümanlarımızı ve bilimsel değerlendirmelerimizi buna göre güncelliyoruz. Örneğin, Hayvan Yemlerinde Kullanılan Katkı Maddeleri ve Ürünler veya Maddeler (FEEDAP) uzman panelimiz kısa süre önce ilk bakteriyofaj bazlı yem katkı maddesinin güvenliğini değerlendirdi. Uzmanlarımız ayrıca, yemlere yönelik risk değerlendirmelerine nanoparçacıklara ilişkin hususların dâhil edilmesi için rehberler geliştiriyor.

Bu girişimler, en ileri bilimi sürece entegre etme ve yem güvenliğinin güvenli gıda zincirlerinin temel taşlarından biri olmaya devam etmesini sağlama konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor.

AB’nin Yeşil Mutabakatı ve Çiftlikten Sofraya stratejisi politikaları şekillendirirken, EFSA sürdürülebilirlik hedefleri ile titiz ve bağımsız risk değerlendirme misyonu arasında nasıl bir denge kuracak?

EFSA’da gıda güvenliği ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüyoruz. Her ikisi de dayanıklı ve geleceğe hazır gıda sistemleri inşa etmek için vazgeçilmez. Bizim rolümüz, sürdürülebilirlik girişimlerinin yüksek güvenlik standartlarını karşılamaya devam etmesini sağlamak. Güvenlik değerlendirmelerimizle sorumlu ve yenilikçi sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sunabiliriz.

EFSA, bağımsız ve bilime dayalı görüşleriyle küresel ölçekte biliniyor. Artan kamuoyu denetimi ve kutuplaşmış tartışmaların yaşandığı bir dönemde, EFSA’nın politika yapıcılar, sektör ve sıradan vatandaş nezdindeki güven tesisini sürdürmesini nasıl temin edeceksiniz?

Yaptığımız çalışmalarda güvenin kendiliğinden var olmadığını biliyoruz. Bu güveni her gün yeniden kazanmak zorundayız. Bu bakımdan tam bir şeffaflık ve açıklıkla çalışıyor, politika yapıcıların, paydaşların ve ilgili vatandaşların yaptığımız her şeyi takip edebilmesine ve katkı sunabilmesine imkân tanıyoruz.

Son yıllarda bu alanda önemli adımlar attık. Verilerimiz, modellerimiz ve çıktılarımız artık her zamankinden daha erişilebilir. Ayrıca paydaşlarımızı bilimsel sürecin tamamına dâhil ediyor, görüşlerini, verilerini ve geri bildirimlerini paylaşmaya davet ediyoruz. Bu yaklaşım, çalışmalarımızda ve önerilerimizde mümkün olan en geniş görüş ve bilgi yelpazesini dikkate almamızı sağlıyor.

Bunun doğru bir yol olduğunu ve daha da ileri gidebileceğimizi düşünüyorum.

TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI VE KÜRESEL İŞ BİRLİĞİ

Kariyeriniz hem EFSA’yı hem de Avrupa İlaç Ajansı’nı (EMA) kapsıyor. Bu özgün bakış açısından, antimikrobiyal direnç (AMR) gibi “Tek Sağlık” konularında EFSA-EMA iş birliği açısından en öncelikli fırsatlar neler?

Tecrübelerim, tek başına çalışmayı göze alamayacağımızı açıkça gösterdi. Bu durum, mükerrer çalışmalara, uyumsuz yaklaşımlara ve kaçırılan fırsatlara sebep oluyor.

Antimikrobiyal direnç (AMR); EMA, EFSA ve diğer AB ajanslarının birlikte çalıştığı sağlık sorunlarına mükemmel bir örnek. İnsan ve hayvan sağlığını tehdit eden, sınır tanımayan karmaşık bir mesele.

Son yıllarda EMA, ECDC ve Üye Devletlerle birlikte AMR’nin gelişimini, antibiyotik tüketimini, farklı direnç kaynaklarını izliyor ve politika yapıcılara danışmanlık sağlıyoruz.

İlerlemeyi izlemek için yeterli gözetim faaliyetlerine ve şeffaf veri paylaşımına ihtiyaç var. Genomik gözetim gibi yeni teknolojiler, antimikrobiyal direncin epidemiyolojisini daha iyi anlamamıza ve ortaya çıkan dirençleri tespit etmemize yardımcı oluyor.

Ayrıca, AB’de kimyasalların değerlendirilmesini sadeleştirecek ve farklı AB ajansları arasındaki bilimsel ve teknik çalışmaları bir araya getirecek olan “Tek Madde, Tek Değerlendirme” yaklaşımı üzerinde de ilerleme kaydediyoruz.

DİJİTALLEŞME, YAPAY ZEKÂ VE RİSK DEĞERLENDİRMENİN GELECEĞİ

Veriye dayalı araçlar, yapay zekâ ve dijital platformlar tarımı ve yem üretimini dönüştürüyor. EFSA bu yenilikleri risk değerlendirme çalışmalarına nasıl entegre etmeyi planlıyor?

Daha hızlı olmak için yeni araçlar ve yaklaşımlardan hâlihazırda yararlanıyoruz. Yenilik, EFSA’nın DNA’sının bir parçası; Avrupa’yı bu şekilde güvende tutuyoruz.

2017 yılında yapay zekânın risk değerlendirmesindeki potansiyelini araştırmaya başladık. Bakış açımız, insan merkezli bir yapay zekâ yaklaşımının uzmanlarımızın çalışmalarını destekleyerek, onların en önemli bilimsel konulara odaklanmasını sağlaması yönünde.

Yapay zekâyı, başvuru sahipleri tarafından sunulan ya da literatür taramaları, dış kaynaklı çalışmalar ve kurum içi faaliyetler yoluyla toplanan kanıtların analizini destekleyerek risk değerlendirme süreçlerimizi hızlandırmanın bir yolu olarak görüyoruz. Bu noktada uyum ve hesap verebilirliği garanti eden bir yapay zekâ yönetişim modeli kritik öneme sahip.

Yapay zekâya odaklanan özel görev gücümüz, Avrupa genelinde veri toplama ve paylaşımını da modernize ederek kanıt kalitesini artırıyor ve daha akıllı, teknoloji destekli anlayışlar yoluyla kamuoyuyla etkileşimi geliştiriyor.

AB SINIRLARININ ÖTESİNDE KÜRESEL YEM GÜVENLİĞİ

Yem ve gıda ticareti küresel ölçekte yürütülüyor. Ortak yem ve gıda güvenliği sorunlarını ele almak için EFSA’nın uluslararası kuruluşlar ve AB üyesi olmayan üçüncü ülkelerle iş birliğini güçlendirmedeki öncelikleri nelerdir?

Gıda ve yem riskleri sınır tanımıyor. Riskler, ticaret ve tedarik zincirleri küreseldir ve tüketicileri korumak için uluslararası düzeyde çalışmamız gerekir.

Sadece birkaç hafta önce, Gıda ve Tarım Örgütü’ndeki (FAO) muhataplarımızla bir araya gelerek hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenliği ve izleme gibi alanlarda iş birliğimizi derinleştirmeyi görüştük. Bu ortaklığı daha da güçlendirmek üzere yakında bir İş Birliği Mutabakatı imzalayacağız.

Ayrıca, Türkiye gibi AB’ye aday ülkelerle iş birliğimizi güçlendirerek, EFSA’nın bilimsel çalışmalarına ve AB gıda güvenliği sistemine gelecekteki entegrasyonlarını destekliyoruz.

EFSA Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) III Programı, bu ülkelerin AB gıda güvenliği politikalarını anlamalarına, tüketici korumasını güçlendirmelerine ve AB müktesebatıyla uyum sağlamalarına yardımcı olurken, aynı zamanda çalışmalarımıza etkin biçimde katkı sunabilmeleri için gerekli kapasitelerin geliştirilmesini destekliyor.

Bu çabalarla, uyumlaştırılmış risk değerlendirme yaklaşımlarını teşvik etmeyi ve aday ülkelerden uzmanların EFSA’nın risk değerlendirme ve risk iletişimi topluluklarına aktif katılımını sağlamayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki on yıl için EFSA’nın hayvan yemlerinde en çok odaklanacağı riskler nelerdir (örneğin yeni bileşenler, iklim değişikliğinin ürünler üzerindeki etkileri, yeni üretim süreçleri)?

Gündemimizi şekillendiren birçok yeni risk bulunuyor. Fonksiyonel yem katkı maddeleri gibi yeni yem ürünleri, güvenlik değerlendirmesi açısından hem fırsatlar hem de sorunları barındırıyor. İklim değişikliği de ürün bileşimini değiştirebilmesi ve örneğin yeni kontaminantlar gibi tehlikeler ortaya çıkarabilmesi sebebiyle kritik bir faktör. Hassas fermantasyon gibi yenilikçi üretim süreçleri de güvenlik standartlarını karşıladıklarından emin olmak için dikkatle değerlendirilmeli.

Şu anda, yem inovasyonundaki hızlı gelişmelere cevap verebilmek amacıyla risk değerlendirme süreçlerimizi modernize etmeye öncelik veriyoruz. Bu çalışma, değerlendirme sürelerini kısaltırken en yüksek güvenlik standartlarını korumak için metodolojilerimizi, araçlarımızı ve yaklaşımlarımızı gözden geçirmeyi içeriyor.

EFSA’nın risk değerlendirme yaklaşımı, döngüsel ekonomiyi desteklemek amacıyla örneğin eski gıda maddelerinin, böcek proteinlerinin veya yan ürünlerin yemlerde güvenli kullanımı konularında nasıl uyarlanıyor?

Hayvansal yan ürünler, alternatif enerji kaynaklarının üretiminden gübreye, yeme ve kozmetiğe kadar çok çeşitli alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Bu da daha az atık, daha fazla yenilenebilir kaynak ve alternatif protein ile mineral kaynakları anlamına geliyor. Güvenlik, güçlü bir döngüsel ekonominin merkezinde yer almalı.

Hayvansal yan ürünlerin işlenmesine yönelik alternatif yöntemlerin güvenli olup olmadığını değerlendiriyoruz. Örneğin, uzmanlarımız ruminantlardan elde edilen kolajen ve jelatin gibi hayvansal yan ürünlerin yemlerde kullanılmasından kaynaklanan riskleri analiz etti ve bu değerlendirmeler, Avrupa Komisyonu’nun bunların kullanımına izin verme kararına temel oluşturdu. Bu tür değerlendirmeler politika yapıcıları desteklerken, araştırma ihtiyaçlarını da ortaya koyuyor.

Bu hususları risk değerlendirme yaklaşımımıza entegre ederek, gıda ve yem güvenliğinden ödün vermeden sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlayabiliyoruz.


Son olarak, günlük faaliyetlerinde EFSA’nın rehberliğine ve bilimsel uzmanlığına güvenen yem üreticilerine, beslenme uzmanlarına ve diğer profesyonellere iletmek istediğiniz mesaj nedir?

Bilimi ve yeniliği desteklemek için buradayız. EFSA’daki rolümüzü gıda işletmecileri için birer ortak olarak görüyoruz ve her zaman sorulara ve önerilere cevap vermeye hazırız. Nihayetinde hepimiz Avrupa’da güvenli ve güçlü bir gıda zinciri hedefini paylaşıyoruz.

Üreticiler ve potansiyel başvuru sahipleri için bir önerim var: Başvurunuzun erken bir aşamasında bizimle iletişime geçmenizi teşvik ediyoruz. Böylece sorularınızı netleştirebilir ve değerlendirme sürecinin mümkün olduğunca verimli ilerlemesini sağlayabiliriz.

Etiketler
#efsa #Nikolaus Kriz
Röportaj Kategorisindeki Yazılar