Royal DSM, son yıllık mikotoksin araştırmasının
sonuçlarını yayınladı. Yem bitkilerinde fungal metabolit kontaminantlarının
ortaya çıkışına ve tüm dünyada çiftlik hayvanları için oluşturduğu potansiyel
risklere ilişkin ayrıntılı bilgiler içeren rapora göre, küresel düzeyde
ortalama risk düzey %62 olarak ölçüldü. Bölgesel olarak risk düzeyi %44
(Avrupa) ile %79 (Asya) arasında değişti.
Sağlık, beslenme ve biyolojik bilimler uzmanı DSM, 2021 yılında 75 ülkeden toplanan 24 binden fazla hayvan yemi örneği üzerinde yapılan 112 binden fazla analizin mikotoksin araştırması sonuçlarını açıkladı.
DSM Hayvan Sağlığı ve Beslenmesi Mikotoksinler Ürün Yöneticisi Anneliese Mueller, araştırma sonuçları hakkında yaptığı değerlendirmede, “Mikotoksinler, hayvan sağlığına ve bağırsak bütünlüğüne zarar vererek daha kötü sağlık durumu, düşük performans ve kaynakların verimsiz kullanılması ihtimalini arttırıyor. Yem kontaminantlarına ilişkin açık ve doğru görüş sahibi olmak, endüstrinin uygun karşı önlemler almasını, kârlılığı, hayvan sağlığını, refahı ve sürdürülebilirliği arttırmasını sağlar.” dedi.
Genel olarak hayvansal protein üretiminde mikotoksinle ilişkili tehlikeler, geçtiğimiz yıla kıyasla yüksek düzeyde kalmaya devam etmektedir. Küresel ölçekte ortalama risk düzeyi %62 olarak belirlenmiştir. Bu oran, örneklerin yaklaşık üçte ikisin içeriğinde en az bir mikotoksinin önerilen düzeylerden yüksek olduğunu ifade etmektedir. Bölgesel bazda, hesaplanan risk düzeyleri %44 ile orta dereceli olarak değerlendirilen Avrupa ile %79 ile yüksek riskli kategorisinde yer alan Asya’da arasında değişti.
BAŞLICA BÖLGESEL EĞİLİMLER
- Kuzey Amerika mısırında (darı), 2020 yılındaki aynı yüksek prevalans ortaya çıkmasına karşın, deoksinivalenol ve fuminosinlerin konsantrasyonlarında hafifçe artış olduğu görülmektedir.
- Deoksinivalenol düzeyleri, Avrupa tahıl hasadındaki başlıca potansiyel tehlikedir; Batı ve Güney Avrupa en fazla etkilenen bölgelerdir. Güney Avrupa’da aflatoksinlerin prevalansında olduğu gibi, Kuzey Avrupa’da da T-2 toksini prevalansı artmıştır.
- Asya-Pasifik bölgesi, genel olarak mikotoksinler açısından risk artışıyla karşı karşıyadır ve aflatoksinler bu bölgede sorun oluşturmaya devam etmektedir. Fazla miktardaki Okratoxin A ve T-2 toksininde artış olduğu gözlenmiştir.
- Latin Amerika’da, fumonisinler hala mısırda bulunan en yaygın mikotoksindir. Güney Amerika mısırında fumonisinlerin konsantrasyon düzeylerinde hafif bir düşüş gözlemiş olmamıza karşın, doksinivalenol düzeyleri artmıştır.
- Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Fusarium mikotoksinleri son derece yaygındır. Deoksinivalenol, Sahra Altı Afrika’da başlıca sorunu oluşturmaktadır.
Açıklanan verileri yorumlayan Anneliese Mueller şöyle konuştu: “Bulguların yansıttığı risk düzeyleri, yetiştiricilerin yemde mikotoksin kontaminasyonuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. En son sonuçlara bakıldığında, üreticilerin her yerde ham ürünleri ve yemleri mikotoksin kontaminasyonu açısından dikkatli bir şekilde izlemesi ve güçlü bir mikotoksin risk yönetim programı benimsemesinin akılcı olacaktır”.
ARAŞTIRMAYLA İLGİLİ BİLGİLER
Yıllık DSM Mikotoksin Araştırması (daha önce BIOMIN Mikotoksin Araştırması), hayvan yemi hammaddelerinde fungal metabolit oluşumuna ilişkin en uzun süreli ve en kapsamlı veri setini oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları, mısır (darı), buğday, soya, arpa, çavdar, yulaf, pirinç, sorgum, akdarı ve bu tahılların başta kanatlı, domuz, ruminantlar ve su ürünleri olmak üzere, çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanılan yan ürünlerini içeren tarımsal ürünlerdeki altı majör mikotoksinin insidansına ilişkin bilgi sağlamaktadır.
Raporu buradan indirebilirsiniz
Dünya
Mikotoksin Raporu – Etki 2002 internet seminerini buradan izleyebilirsiniz
Daha fazla bilgi için: www.dsm.com/anh adresini ziyaret edebilir veya DSM Animal Nutrition and Health ile iletişime geçebilirsiniz.