BLOG

Pet food üretiminde bebek maması hassasiyeti: Geleceğin oyun alanına hazırız

16 Şubat 20268 dk okuma

Türkiye’nin pet food ihracat lideri Lider Pet Food, Manisa’daki 70 bin metrekarelik teknoloji üssünde sadece mama değil, ‘can dostlar için mutluluğun tarifini’ üretiyor. 80’den fazla ülkeye ulaşan bu devasa operasyonun rotasını; ‘tüketici sadakati değil, davranışsal çeşitlilik yönetilir’ diyen analitik bir vizyon ve üretim bandındaki her ham maddeyi bebek maması titizliğiyle inceleyen bir etik sorumluluk belirliyor. Lider Pet Food CEO’su Murat Tarhan ile bu devasa üretim gücünün arkasındaki liderlik stratejilerini ve sektörün geleceğini konuştuk.

Dünyada pet care pazarı 200 milyar dolarlık bir sınıra dayanırken, tüketicinin markayla kurduğu bağ ‘tekrar satın alma’ refleksinden çıkarak derin bir ‘değer kanalı’ arayışına dönüşüyor. Artık sadece mama üretmek yetmiyor; karbon ayak izinden izlenebilir tedarik zincirine, fonksiyonel içeriklerden dijital-fiziksel deneyim bütünlüğüne kadar her detay, sadakatin yeni ölçü birimi kabul ediliyor. Bu dönüşümün tam merkezinde yer alan Türkiye, Avrupa’nın olgunlaşmış pazarlarına kıyasla sunduğu yüksek büyüme potansiyeliyle global radarın en parlak noktalarından biri haline geliyor.

Lider Pet Food CEO’su Murat Tarhan, bu dinamik süreci sadece bir büyüme değil, ‘tamamen yeni bir oyun alanı’ olarak tanımlıyor. Tarhan’a göre günümüzün bilinçli tüketicisi için gerçek sadakat sadece ürün alımıyla değil, ‘ürünle kurulan şeffaf bağ’ ile ölçülürken; markaların da artık “tüketici sadakatini değil, davranışsal çeşitliliği yönetmesi” gerekiyor. Sayın Tarhan, üretim bandında uyguladıkları titizliği ise en çarpıcı şekilde dile getiriyor: “Kullandığımız her ham maddeyi, tıpkı bir bebek maması üretir gibi inceliyoruz.” Bu yaklaşım, Lider Pet Food’un Manisa Salihli’deki 70 bin metrekarelik teknoloji üssünü sıradan bir fabrika olmaktan çıkarıp, can dostlarımızın ömrünü uzatan bir sağlık merkezine dönüştürüyor.

Lider Pet Food CEO’su Murat Tarhan

Lider Pet Food CEO’su Sayın Murat Tarhan ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportajda; 2032 global pazar projeksiyonlarından omnichannel stratejilerine, kedi ve köpek sahiplerinin değişen tüketim reflekslerinden üretimde kalite ve etik değerlerin korunmasına kadar sektöre dair merak edilen tüm başlıkları ve daha fazlasını masaya yatırdık.

Lider Pet Food, 2009 yılından bu yana Türkiye’de pet food sektörünün yerelleşmesi ve globalleşmesi adına çok kritik bir rol üstlendi. Bugün 80’den fazla ülkeye ihracat yapan ve sektörün en büyük ihracatçısı konumuna gelen Lider Pet Food’un hikâyesini ve arkasındaki devasa üretim gücünü sizden dinleyebilir miyiz?

Bizim hikâyemiz, 2009 yılında sevimli dostlarımız için ‘mutluluğun tarifini’ yazma tutkusuyla başladı. O günden bu yana ‘can dostlarımıza fayda üretmek’ ilkesiyle hiç durmadan çalıştık. Bugün Manisa Salihli’deki 70 bin metrekarelik modern ve yüksek teknolojiye sahip tesisimizde, yıllık 260 bin ton üretim kapasitesiyle devasa bir operasyonu yönetiyoruz. 600’den fazla çalışanımızla, sadece üretim yapmıyor, Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltacak ulusal bir güç inşa ediyoruz.

Asıl başarımız ise bu yerel gücü dünyaya taşımak oldu. 2020 yılında sektörün en büyük ihracatçısı konumuna geldik ve bugün 80’i aşkın ülkede, Avrupa Birliği standartlarındaki onaylı üretimimizle raflarda yer alıyoruz. Türkiye’deki hemen hemen her noktada ulaşılabilir olmanın yanı sıra, dünyanın dört bir yanındaki pet sahiplerinin evlerine ve kalplerine girmeyi başardık. Bizim için her bir mama tanesi; bilimsel uzmanlığımızla harmanlanmış bir mutluluk garantisi ve global pazarda Türkiye’nin imzasını taşıyan stratejik bir değerdir.


200 MİLYAR DOLARLIK YENİ OYUN ALANI

Global pet care pazarının 2032 yılına kadar 200 milyar dolarlık devasa bir hacme ulaşması bekleniyor ve büyüme motoru artık gelişmekte olan pazarlara kayıyor. Bu devasa büyüme projeksiyonu; kalite, şeffaflık ve bölgesel stratejiler açısından sektöre nasıl bir mesaj veriyor? Lider Pet Food bu yeni oyun alanına nasıl hazırlanıyor?

2024’te global pet care büyümesinin %52’si Avrupa’dan gelse de; Asya-Pasifik, Latin Amerika ve Ortadoğu gibi bölgelerde büyüme hızı çok daha ivmeli. Dünyanın önde gelen stratejik pazar analiz kuruluşu Euromonitor verilerine göre pazarın 2032’de yaklaşık 200 milyar dolara ulaşması, sadece bir hacim artışı değil; tamamen yeni bir oyun alanı demek. Bu tablo bize şunu söylüyor: Sabit ürünler ve klasik stratejiler artık yetmeyecek. Pazarın bu yeni evresinde rekabet sadece üretmek değil; doğru yerde, doğru içerikle üretmektir.

Bugün mesele artık sadece büyüklük de değil. Irka, yaşa ve hassasiyete göre değişen beslenme ihtiyaçları, kalite tanımını yeniden şekillendiriyor. Fonksiyonel içerikler, sürdürülebilir formüller ve insan gıdası kalitesinde ürünler artık temel beklenti. Lider Pet Food olarak biz, pazar çeşitliliğine uyum sağlayan SKU (Stock Keeping Unit - Stok Tutma Birimi) yapıları, bölgesel adaptasyon kabiliyeti ve şeffaf içerik yönetimiyle bu değişimi öngören planlamaları bugünden uygulamaya alıyoruz. AR-GE yapılarımızı gelecekteki ihtimallere uyarlanabilir hale getiriyoruz; çünkü bizce asıl soru pazarın büyüyeceği değil, bizim bu büyümeye ne kadar hazır olduğumuzdur.

SATIŞ KANALINDAN DEĞER KANALINA

Veriler, pet sahiplerinin %60’tan fazlasının satın alma kararını hem online araştırma hem de fiziksel deneyimle verdiğini gösteriyor. Omnichannel (çoklu kanal) trendinin bu kadar baskın olduğu bir dönemde, pet food sektörü için satış kanalı kavramı nasıl bir değer kanalına dönüşüyor? Tüketicinin güven arayışı bu stratejide nerede duruyor?

2023’te pet food satışlarının %71,8’i hem dijital hem fiziksel kanalları kullanan sistemlerden geldi. Ancak online satış oranının hâlâ %30,9 seviyesinde kalması bize net bir şey söylüyor: Tüketici sadece kolaylık değil; ürüne dokunmak, içerik bilgisini yakından görmek ve güven duymak istiyor. Bu davranışın arkasında “evcil hayvan sağlığı” gibi yüksek sorumluluk taşıyan bir kategori olması yatıyor.

Bugün insanlar mama paketlerini sadece bir beslenme aracı olarak görmüyor; besin değerini, kaynağın izlenebilirliğini ve üretim süreçlerini dikkate alarak karar veriyorlar. Bu yeni bağlanma modeli, teknolojiyi sadece bir “temas aracı” olmaktan çıkarıp ürün geliştirme ve tüketici deneyimi katmanına taşıyor. Lider Pet Food olarak biz, omnichannel dinamikleri sadece bir satış kanalı değil, bir kullanıcı deneyimi olarak görüyoruz. Tüketici verilerini ileri analitikle değerlendirirken, ürün hikâyesini her temas noktasında şeffaflaştırıyoruz. Çünkü dijital ve fiziksel deneyimi birleştiren bu süreçlerde asıl amacımız satış değil, her noktada aynı güveni sunan bir ‘değer kanalı’ yaratmaktır. Bizce gerçek sadakat sadece tekrar satın alma ile değil, insanların ürünle kurduğu bu şeffaf bağ ile ölçülür.

Evcil hayvanların ortalama yaşam sürelerinin son 20 yılda belirgin şekilde uzaması, sağlık ve sürdürülebilirlik beklentilerini de beraberinde getirdi. Bu tablo, ‘tek formül’ anlayışını nasıl yıktı? Sağlık odaklı içerikler ve fonksiyonel seriler Lider Pet Food’un üretim stratejisinde nasıl bir rol oynuyor?

2000’lerin başında evcil hayvanların ortalama ömrü 8–10 yıl arasındaydı; bugün ise beslenme, hijyen ve ürün güvenliğindeki gelişmelerle bu sürenin 13–16 yıla kadar uzadığını görüyoruz. Bu gelişim, mama üreticilerine büyük bir sorumluluk yüklüyor. Artık sağlık odaklı içerikler ve sürdürülebilir ambalajlar sadece birer “artı değer” değil, temel ihtiyaç. Pet sahipleri, kendi sağlığı için aradığı kaliteyi evcil dostu için de talep ediyor.

Bu dönüşüm, üretimde “tüm evcil hayvanlar için tek formül” anlayışını tamamen geride bıraktı. Biz de Lider Pet Food olarak stratejimizi; yaşa, ırka ve özel hassasiyetlere göre özelleşmiş fonksiyonel seriler üzerine kuruyoruz. Bireyselleşmiş ürünler ve izlenebilir üretim sistemleri artık bizim “yeni normalimiz”. Sektördeki ürün çeşitliliğimizi sadece talebi karşılamak için değil, bu uzayan yaşam sürelerini en sağlıklı şekilde desteklemek için planlıyoruz. Bugün kurduğumuz bilgi platformları ve bilimsel formülasyonlar, geleceğin bilinçli tüketicisine bugünden verdiğimiz bir yanıt niteliğinde.


SADAKAT Mİ, DAVRANIŞSAL ÇEŞİTLİLİK Mİ?

Türkiye pazarını Avrupa ile kıyasladığınızda, hem evcil hayvan sahipliği oranları hem de satın alma alışkanlıkları açısından nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz? Özellikle kedi ve köpek sahiplerinin farklılaşan tüketim davranışları Lider Pet Food’un yerel stratejisini nasıl şekillendiriyor?

Avrupa Evcil Hayvan Gıdası Sanayi Federasyonu (FEDIAF) raporlarına göre, Avrupa’da evcil hayvan sahipliği %50’ye yaklaşırken, Türkiye’de bu oran Küresel pazar ve kamuoyu araştırma şirketi IPSOS verilerine göre henüz %14 seviyelerinde. Ancak aradaki bu fark, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunun bir göstergesi. Avrupa pazarı daha çok fonksiyonel ürünler ve sürdürülebilirlik odağında olgunlaşırken; Türkiye’de fiyat-değer dengesi ve erişilebilirlik hâlâ en belirleyici unsurlar.

Türkiye’deki kedi ve köpek sahipleri arasında ise çok keskin davranış farkları var. Verilerimize göre; kedi sahibi haneler yılda ortalama 25 kez mama alışverişi yaparken, köpek sahiplerinde bu sayı 14’e düşüyor. Ancak hacim tarafında tablo tersine dönüyor: Kedi maması alışverişi ortalama 1,8 kg iken, köpek mamasında 5,3 kg’lık paketler tercih ediliyor. Daha da ilginci, kedi sahipleri yılda ortalama 6 farklı marka deneyerek çeşitlilik ararken, köpek sahipleri 4 markayla daha sadık bir profil çiziyor.

Lider Pet Food olarak biz bu tabloyu “tüketici sadakati değil, davranışsal çeşitlilik yönetimi” olarak okuyoruz. Atıştırmalık harcamalarındaki %56’lık artışı ve kedi sahiplerinin çeşitlilik merakını dikkate alarak; yaş mama, ödül maması ve fonksiyonel serilerimizi bu dinamiklere göre genişletiyoruz. Yerel pazarın nabzını tutan premium serilerimizle, hem Avrupa standartlarında kaliteyi hem de Türkiye’nin ekonomik gerçeklerine uygun erişilebilirliği aynı potada eritiyoruz.


Türkiye pet food pazarı 2033’e kadar istikrarlı bir büyüme öngörüyor. Lider Pet Food olarak bu büyüme sürecinde veriye dayalı planlama ile üretimdeki kalite ve etik değerleri nasıl harmanlıyorsunuz? ‘Bebek maması hassasiyeti’ vizyonunuz operasyonel süreçlerinize nasıl yansıyor?

Türkiye pet food pazarı 2024’te 303,7 milyon dolarlık bir hacme ulaştı ve önümüzdeki on yılda yıllık ortalama %4,5 büyümesi bekleniyor. Ancak bizim için büyüme sadece rakamsal bir hedef değil; sürdürülebilir bir operasyon meselesidir. Hangi yaş grubunun büyüdüğünü veya hangi içeriklerin tercih edildiğini veriyle okumak, üretim planlamamızın rotasını belirliyor. Çünkü biliyoruz ki pazarın yönü kadar, yöneticinin bu veriyi nasıl işlediği de belirleyicidir.

Bu veri odaklı yaklaşımı, üretimde çok yüksek bir hassasiyetle taçlandırıyoruz. Bizim için pet food üretimi sıradan bir sanayi süreci değildir. Kullandığımız her ham maddeyi, tıpkı bir bebek maması üretir gibi titizlikle inceliyoruz. Kalite kontrol süreçlerimiz sadece ürünün çıkışına değil; ham maddenin gelişinden ambalajlamaya kadar tüm sürece yayılıyor. Bugün 80’den fazla ülkede aynı güveni sunmamızın arkasında izlenebilirlik, şeffaflık ve etik üretim ilkelerimiz yatıyor. Sektörde fark yaratmanın yolunun sadece hacimden değil, süreçteki bu sarsılmaz güvenlik ve hassasiyetten geçtiğine inanıyoruz.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar
22 Ocak 20187 dk okuma

"İhracatçı firmalar ülke imajı için daha hassas olmalı"

“Firma olarak, kalite/fiyat ilişkisinde sağladığımız faydanın Avrupa ülkelerinden daha ilerde olduğ...

06 Mart 202210 dk okuma

Pastadan pay almaya değil, yeni pastalar bulmaya çabalıyoruz

20 Temmuz 20166 dk okuma

Yem endüstrisinde yeni trend: "Organik Yem Değirmenciliği"

Hüseyin KAYABAŞ: "Organik yem değirmenciliğinin dünya genelinde çok iyi bir pazara oluşturacağına i...