BLOG

Avrupa yem sektörü, gerçekçi ve bilime dayalı politikaları savunuyor

23 Ağustos 202410 dk okuma

Portekiz Karma Yem Üreticileri Birliği (IACA) Genel Sekreteri Jaime Piçarra, Avrupa yem endüstrisi için pragmatik, bilim odaklı stratejilerin önemini vurguladı. Sürdürülebilirlik ve inovasyon konusundaki karşıt görüşlerin hâkim olduğu bir ortamda Piçarra, veri odaklı iletişime dikkat çekerken, AB'nin fazla iddialı organik üretim hedeflerini eleştirdi ve böcek bazlı proteinler gibi yenilikçi çözümlerin potansiyeline dikkat çekti.


Röportaj: Cemalettin Kanaş


Jaime Piçarra
Genel Sekreter
Portekiz Karma Yem Üreticileri Birliği (IACA)

Portekiz Karma Yem Üreticileri Birliği (IACA) Genel Sekreteri Jaime Piçarra, Portekiz yem pazarının yaklaşık %80'ini temsil eden görevine onlarca yıllık tecrübesini getiriyor. IACA'nın kapsamı sadece karma yemleri değil, aynı zamanda katkı maddelerini, premiksleri ve evcil hayvan yemi gibi büyümeye devam eden sektörleri de kapsıyor. Piçarra'nın liderliğinde IACA, FEFAC ile aktif olarak işbirliği yapıyor ve sürdürülebilir tarım ihtiyacını vurgulayarak AB ve NATO içinde hayati öneme sahip  askerkarar alma süreçlerine katılıyor.

İDMA İstanbul kapsamında yaptığımız özel röportajımızda Sayın Piçarra, ormansızlaşma ve antimikrobiyal direnç de dâhil olmak üzere temel sorunlara ilişkin görüşlerini paylaşırken, “Kamuoyunu şekillendirirken, kanaat önderlerinin ve politikacıların görüşlerini bilime dayandırmaları çok önemlidir.” görüşünü ifade ediyor. Piçarra'nın yaklaşımı, hayvancılık sektörüne yönelik muhalefetin ele alınmasında veri odaklı iletişimin öneminin altını çiziyor.

Piçarra ayrıca IACA'nın FeedInov konsorsiyumu ve InsectERA projesi gibi yenilikçi girişimler hakkında bilgi veriyor. Böceklerin bir protein kaynağı olarak kullanımını incelerken, önemli maliyet sorunlarına dikkat çeken öncü isim, “On yıl içinde böcekler geleceğin proteini haline gelebilir.” öngörüsünü paylaşıyor.

AB'nin Tarladan Sofraya stratejisi hakkındaki samimi düşüncelerini paylaşan Piçarra, organik üretimin 2030 yılına kadar %25'e çıkarılması hedefinin gerçekçiliğini sorgularken daha dengeli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor.

Kendisine sorduğumuz sorular ve Jaime Piçarra'nın samimi ve bilgi dolu cevapları şöyle:

Öncelikle bu röportajı yapmayı kabul ettiğiniz ve vaktiniz için teşekkür ederim. Başlarken sizi biraz daha iyi tanıyabilir miyiz?

Elbette. Ben de bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ederim. İstanbul'da İDMA 24'te bulunmaktan büyük bir zevk ve onur duyuyorum. Benim adım Jaime Piçarra ve Portekiz'de yaşıyorum. Portekiz Karma Yem Üreticileri Derneği IACA'nın Genel Sekreteri olarak görev yapıyorum. Birliğimiz sadece karma yem şirketlerini değil, aynı zamanda yem katkı maddeleri, bileşenleri ve premiksleri ile ilgilenenleri de temsil ediyor. Gelecekte, yem endüstrisiyle bağlantılı tüm sektörleri derneğimizin çatısında altında toplamayı hedefliyoruz.

Portekiz'deki pazar payının yaklaşık %80'ini temsil ediyoruz ve yılda yaklaşık 4,2 milyon ton yem üretiyoruz. Bunun en büyük kısmı kanatlı hayvanlar için, ardından neredeyse eşit miktarda domuz ve sığır ve daha sonra diğer türler geliyor. Ayrıca evcil hayvan yemi sektörü de önemli ölçüde büyüyor.

Üyesi olduğumuz FEFAC bünyesinde de çok aktifiz. Başkanımız Romão Braz Yönetim Kurulu üyesi ve ben de ekonomik ve siyasi konulara odaklanan Endüstri Karma Yem Komitesi'nde (IFCP) Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Bu sıfatla, Avrupa Komisyonu (DG AGRI) bünyesindeki CAP (Ortak Tarım Politikası), Tarımsal ve Bitkisel Ürünlerde Uluslararası Yönler grupları da dâhil olmak üzere çeşitli Sivil Diyalog Gruplarında Avrupa yem endüstrisini temsil ediyordum. Örneğin Nisan ayında FEFAC'ı temsilen Pedro Cordero ile birlikte Washington'a gittim çünkü AB ve ABD arasında çok önemli transatlantik konuların tartışıldığı bir Platform olan CPA'da yer alıyoruz. Kısa bir süre önce NATO'da Portekiz'in gıda güvenliği uzmanı olarak görevlendirildim.  

Oldukça etkileyici. Washington seyahatiniz ve orada yaptığınız görüşmeler hakkında daha fazla ayrıntı paylaşabilir misiniz?

Washington'da çok önemli bir konu olan ormansızlaşmayı ele alan bir etkinlik düzenledik. Ormansızlaşma Portekiz'de önemli bir sorun haline geldi ve esasen bu röportajda daha ayrıntılı olarak ele alabileceğimiz bir konu. Tüm komitelerinde aktif olarak yer aldığımız FEFAC ile çalışmalarımızın bir parçası olarak misyonumuz, bu soruna çözüm bulma konusunda üyelerimize destek olmak.

Portekiz'de üye şirketlerimizle birlikte bir konsorsiyum oluşturarak proaktif bir yaklaşım benimsedik. IACA, FeedInov adı verilen bu konsorsiyumun ana paydaşı konumunda. FeedInov'un amacı şirketler, araştırmacılar ve üniversitelerle işbirliği yaparak sektöre yenilikçi çözümler sunmak. IACA, çeşitli şirketler, araştırmacılar ve üniversitelerden oluşan konsorsiyum, hem Portekiz'de hem de Avrupa Komisyonu aracılığıyla yeni çözümler keşfetmek ve geliştirmek için projelerden yararlanmayı amaçlıyor.

ORMANSIZLAŞTIRMA VE AMR AKUT SORUNLARIMIZ

Bu konsorsiyumun kurulmasında güncel meselelerin rol oynadığı anlaşılıyor. Bu sorunları nasıl tasnif etmek istersiniz?

Temel konular arasında ormansızlaşma, hayvan refahı, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve yem formülasyonlarını değiştirmek için katkı maddelerinin kullanılması yer alıyor. Feed Planet olarak FEFAC Başkanı Pedro Cordero ile yaptığınız röportaj sırasında GFLI (Global Feed LCA Institute) projesinden bahsetmiş olabileceğini düşünüyorum; bu, karbon ayak izlerini ölçmek için kullandığımız bir araç. Portekiz'de bu aracı aktif olarak kullanıyoruz. Ayrıca antimikrobiyal direnci (AMR) azaltmayı amaçlayan bir projemiz var. Özellikle domuzlarda antibiyotik dozlarının düşürülmesine odaklanıyoruz, zira en çok ilaç kullanılan yemi bu alanda üretiyoruz. Amaç genel olarak antibiyotik kullanımını azaltmak. Ayrıca, döngüsel ekonomiyi göz önünde bulundurarak, gıda endüstrisinden elde edilen yan ürünleri içeren bir başka projemiz daha var. Ayrıca çiftlik hayvanlarından elde edilen gübrenin değerlendirilmesi için de bir proje üzerinde çalışıyoruz, zira bu gübrenin sahada kullanılmak üzere değerlendirilmesi çok önemli.

FeedInov, tüm girişimlerimizin altında yer aldığı bir şemsiye proje olarak hizmet veriyor. Amacımız çözümler geliştirmek ve söylemimizi güçlendirmek için veri toplamak çünkü Avrupa'da bize ve hayvancılık endüstrisine karşı ciddi bir muhalefet söz konusu.

Evet, gerçekten de öyle. FEFAC Başkanı Sayın Pedro Cordero ve Uluslararası Et Sekreterliği (IMS) Genel Sekreteri Sayın Hsin Huang ile yaptığım röportajlarda, Türkiye'nin aksine Avrupa'da canlı hayvan üretimine şiddetle karşı çıkan kayda değer bir kamuoyu etkisi olduğunu daha iyi anladım. Etkileyici bir şekilde, her ikisi de demokratik bir bağlamda hayati önem taşıyan kamuoyu görüşlerine saygı gösterilmesinin önemini vurguladı.

Kesinlikle. Herkesle aynı fikirde olmasak bile, onların görüşlerine saygı duymak durumundayız. Ve karşıt görüşlü tarafları ikna etmek için verilerle iletişim kurmak.

Kamuoyunu şekillendirirken, kanaat önderlerinin ve politikacıların görüşlerini bilime dayandırmaları çok önemlidir. Sözgelimi GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) kullanımına yönelik muhalefeti ele alalım. Bunun bilimsel kanıtlardan ziyade ideoloji ve duygular tarafından yönlendirildiğini söyleyebilirim. Şu anda Avrupa tarımında önemli bir sorun olan yeni ıslah ve genomik teknikleri (NGT) savunuyoruz. Hâlihazırda lehte oy kullanan Avrupa Parlamentosu'ndan nihai bir karar çıkmasını bekliyoruz. Ancak Konsey henüz nitelikli çoğunluğa ulaşamadığı için konu çözüme kavuşmuş değil. Belçika dönem başkanlığı Polonya'yı ikna edemedi ve şimdi Macaristan dönem başkanlığı var ve sırada Polonya var. Dolayısıyla, ortak bir pozisyon elde edene kadar biraz zaman kaybedebileceğimizi biliyorum. Daha sürdürülebilir bir tarım ve hayvancılık sektörü geliştirmek için bu araçlara ihtiyacımız var.  

İTHALATA BAĞIMLI AVRUPA İÇİN GIDA GÜVENLİĞİ BÜYÜK BİR ENDİŞE KAYNAĞI

Ukrayna ve Rusya'da olduğu gibi büyük bir tahıl üreticisi bölgede çatışmalar yaşandığında, fiyat artışları genellikle kaçınılmaz oluyor. Bu tür aksaklıkların yüksek fiyatların ötesindeki başka ne gibi etkileri oluyor? 

Ukrayna'da 24 Şubat 2022'de savaş başladığında mısır ithalatımızın %45'ini Ukrayna'dan yapıyorduk. Bu durum, artan fiyatlar karşısında bizi alternatif pazarlar aramaya zorladı. Güney Afrika, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Arjantin'deki tedarikçilere yöneldik. Ancak seçeneklerimiz sınırlı olduğu için Brüksel'deki bazı sorunları ele almak üzere hükümetimizden yardım talep ettik.

Karşılaştığımız zorluklardan biri pestisit kalıntıları. Avrupa'daki maksimum kalıntı limitleri diğer bölgelerdekilerden farklıdır. Örneğin, bazı Güney Amerika ülkeleri Avrupa limitlerini aşan pestisitler kullanıyor. Sıfır tolerans politikası uygulanabilir olmadığından, insan tüketimi için güvenli olan ancak şu anda Avrupa'da izin verilmeyen bazı pestisitler için izin talep ettik.

Brezilya da dâhil olmak üzere Güney Amerika'dan bazı hammaddeleri ithal etmeyi başardık, ancak bu tamamen bir arz kaybından ziyade büyük ölçüde bir fiyat meselesi oldu. Asıl problem, stok seviyelerimizin yalnızca iki hafta yetecek kadar olmasıydı. Bu aynı zamanda fiyat oynaklığı ve gıda güvenliği açısından da bizim için büyük bir sorun. Özellikle tahıllarda stratejik stoklar Portekiz için çok önemli.   

Gıda güvenliği Avrupa'da önemli bir endişe kaynağı. Örneğin Portekiz'de, başta tahıllar olmak üzere hammaddelerimizin %80'ini ithal ediyoruz. Bu malzemeleri Kuzey Amerika, Güney Amerika, Fransa ve bazen de İspanya'dan temin ediyoruz. Ukrayna; Romanya ya da Polonya gibi mısır konusunda hala çok önemli. Kritik protein ihtiyacı dolayısıyla çok yüksek miktarda soya fasulyesi ithal ediyoruz ve bu da 550 milyon €'dan fazla bir rakama tekabül ediyor.

BÖCEKLER GELECEĞİN PROTEİNİ OLABİLİR

Diğer konulara geçmeden önce, yer aldığınız yenilikçi projeleri sormak istiyorum.

Önemli projelerimizden birinin adı InsectERA. Böceklerin yemde kullanımına odaklanıyor, ancak tıp, kozmetik ve gıda dâhil olmak üzere diğer sektörlerdeki uygulamaları da inceliyor. Su ürünleri yetiştiriciliğinde, evcil hayvan gıdalarında böceklerin ve sığır ve domuz yemlerinde alglerin kullanımını aktif olarak araştırıyoruz. Kısa bir süre önce üyelerimiz arasında görüşlerini ölçmek için bir anket düzenledik.

Üyelerimizin çoğunluğu böceklerin kanatlı hayvan ve domuz yemlerinde kullanılmasına sıcak bakarken, su ürünleri yetiştiriciliği sektöründe daha fazla direnç var. Sonuçta konu rekabetçilik ve maliyete geliyor. Yem verimliliğini ve sürdürülebilirliği artırmak için bu yenilikçi çözümleri araştırmaya kararlıyız.

Böceklerin protein kaynağı olarak kullanılmasındaki temel problem maliyetle ilgili. Soya fasulyesi proteini şu anda böcek proteininden daha ucuz ve böceklerin uygulanabilir bir alternatif haline getirilebilmesi için daha büyük bir üretim ölçeğine ulaşılması gerekiyor. On yıl içinde böceklerin geleceğin proteini haline gelmesi mümkün ancak bu pazardaki gelişmelere bağlı.

Böcekleri hem yem hem de gıda üretiminde başarıyla kullanan Danimarkalı enstitüler ve şirketlerle yakın temas halindeyim. Cargill gibi büyük şirketler de bu alana önemli yatırımlar yapıyor. Yapılan yatırımlar, bu teknolojide potansiyel gördüklerini gösteriyor.

ÇİFTÇİLER ÜZERİNDEKİ MALİ YÜKÜ AZALTMAK İÇİN OTP BASİTLEŞTİRİLMELİ

Hangi güncel sorunlar ve zorluklarla karşı karşıya kalıyorsunuz?

Böceklerin umut verici bir geleceği olduğuna inanmakla birlikte, yatırım yapmaya ve üretimi arttırmaya devam etmemiz gerekiyor. Şimdilik, Avrupa Birliği'nin protein planı sadece protein ürünlerinden daha fazlasına odaklanıyor ki bu da stratejimizin önemli bir yönü.

Amacımız, sürdürülebilirliği artırmak için biyoyakıtlar, böcekler ve algler de dâhil olmak üzere mevcut tüm protein kaynaklarını kullanmak. Soya fasulyesi temel bir kaynak olmaya devam ededursun, ithalata olan bağımlılığımızı azaltmak için alternatif proteinler geliştirmemiz gerekiyor.

Ancak bunu başarmak için üretimin ölçeklendirilmesine ihtiyaç var. Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri veya Çin'den tedarikçilere olan bağımlılığımızı azaltmak için Avrupa'da protein mahsulü geliştirmeyi ilerletmemiz gerekiyor. Sayın Cordero'nun da bahsettiği gibi bazı katkı maddeleri için şu anda %100 ithalata bağımlıyız.

Şu anda Kızıldeniz'deki mevcut durum gibi sorunlar fiyatları yükseltiyor ve önümüzdeki aylarda premiks fiyatlarının dalgalanması riskiyle karşı karşıyayız. Özellikle, yem katkı maddelerinin yaklaşık %95'i ithal ediliyor ve bunların çoğu Çinli şirketlerden geliyor, bu da bizim için sorun teşkil ediyor.

Özellikle Avrupa'daki düzenlemelerin katı ve çoğu zaman kısıtlayıcı olması dolayısıyla Çinli firmaların hâkimiyeti sorun teşkil ediyor. Sonuç olarak, bazı şirketler bu mevzuat baskılarına bağlı olarak operasyonlarını Avrupa dışına taşıdı. Bu değişim bizi de, ithalat düzenlemelerindeki çifte standart algısından rahatsız olan Avrupalı çiftçileri de etkiliyor. AB içinde yerli üretime yönelik düzenlemeler katı olsa da, ithal ürünler her zaman aynı incelemeyle karşılaşmayabiliyor ve bu da şikâyetlere ve düzenleyici çerçevenin basitleştirilmesi çağrılarını beraberinde getiriyor.

Bahsettiğiniz basitleştirme ihtiyacını biraz açabilir misiniz?

Ortak Tarım Politikasının (OTP/CAP) çiftçiler üzerindeki idari yükü azaltmak için basitleştirilmesi gerekiyor. Ödemeler, kurallar ve resmi evrak işleriyle ilgili mevcut bürokrasi çiftçiler üzerinde önemli bir mali yük oluşturuyor. Çiftçilerin karşı karşıya kaldığı karmaşıklık ve kısıtlamaların daha iyi anlaşılamaması şaşırtıcı doğrusu. Çiftçiler çok sayıda kural ve sınırlamayla karşı karşıya kalırken, ithalat bazen bu katı gereklilikleri atlayabiliyor. Bu eşitsizlik çiftçiler arasında giderek artan bir hayal kırıklığına yol açarken, kamuoyu da durumun adaletsizliğinin farkına varmaya başladı.

Avrupalı çiftçilerin üretimi durdurması halinde, sübvansiyonların gıda fiyatlarını düşürmesi amaçlandığından, bunun yaygın olumsuz etkileri olacaktır. Mevcut sistem kusurlu ve reforma ihtiyacı vardır.

2030 YILINA KADAR %25 ORGANIK ÜRETİM HEDEFİ GERÇEKÇİ DEĞİL

AB'nin Tarladan Sofraya stratejisi ve organik üretim hedefleri ne olacak? Organik üretimi 2030 yılına kadar %25'e çıkarma hedefi; maliyetler, pazar rekabetçiliği ve birçok çiftçinin organik uygulamaları gönüllü olarak benimsemeye istekli olmaması gibi sebeplerle gerçekçi görünmüyor. Komisyon'dan bu hedefi yeniden gözden geçirmesini istedik. Yeni Komisyon, bu hedeflerin pratik olmadığını kabul etmeli ve gıda ve yem üretimi ile çevresel kaygılar arasında bir denge bulmalıdır.

Sürdürülebilir tarım hem çevrenin korunmasını hem de yeni araştırmalara yatırım yapılmasını gerektiren bir konu. Yeterli destek sağlanmadığı takdirde birçok çiftlik zor durumda kalabilir ya da kapanabilir. Sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmek ve gıda güvenliğini sağlamak hayati önem taşıyor. Avrupa'nın küresel gıda tedarik zincirindeki rolü önemli. Hem sürdürülebilirlik hem de gıda üretimi konusundaki kararlılığımızı göstermemiz gerekiyor.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar
30 Mart 20218 dk okuma

Yeni ürünlerimizle sektörde ilkleri başaracağız

Röportaj : Cemalettin Kanaş Kartal Kanat: Türk tarım ve hayvancılığının gelişimine katkı sağlam...

26 Şubat 20185 dk okuma

Su ürünleri ihracat şampiyonunun hedefi dünya liderliği

Orhan Kılıç, Kılıç Deniz Yönetim Kurulu Başkanı: “Bodrum’dan başlayan su ürünleri sektöründeki yolc...

04 Temmuz 20237 dk okuma

“Dünya Okyanuslar Günü, İnsanlar Günü Olmalı”