Rusya ve Türkiye’de hasat rekor seviyelere ulaşırken, Azak ve Karadeniz havzasında kilitlenen liman trafiği ile tırmanan güvenlik riskleri küresel ve bölgesel tahıl ticaretini vuruyor. Artan hammadde maliyetleri ve yüklenemeyen kontratlar sebebiyle yem ve gıda sanayisinden diplomatik müdahale çağrıları yükselirken, Ankara’dan güvenli sevkiyatı yeniden tesis edecek yeni plan açıklaması geldi.
2026 yılının Ağustos ayı sonu itibarıyla Karadeniz tahıl piyasası, tarladaki bolluk ile denizdeki lojistik kilitlenme arasındaki keskin çelişkinin baskısı altına girdi. Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre ülkede toplanan tahıl miktarı geçen yıla göre %12,5 artışla 100,5 milyon tonu geride bıraktı. Benzer şekilde Türkiye iç piyasasında da buğdayda 24 milyon ton, arpada 10 milyon ton seviyelerinin aşıldığı tarihi bir üretim sezonu yaşanıyor.
Ancak rekoltedeki bu ivme piyasa istikrarını sağlamaya yetmedi. Odesa, İzmail, Rostov ve Azak gibi kritik ihracat merkezlerini kapsayan liman hattındaki saldırılar, navlun ve savaş riski sigorta primlerini katlarken gemi trafiğini ve yüklemeleri durma noktasına getirdi. Karadeniz limanlarında bağlanan kontratların yüklenememesi, fiziki ürün bolluğuna rağmen tedarik zincirini akamete uğratıyor.

YEM VE İŞLEME SEKTÖRÜNDE MALİYET BASKISI ARTIYOR
Lojistik hatlardaki kilitlenme, ithalata ve transit ticarete bağımlı işleme sektörlerinde etkisini hızla hissettirdi. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) ve Hububat Tedarikçileri Derneği (HUBUDER) gibi temel sektör kuruluşları; kepek, mısır ve ayçiçeği küspesi gibi kuzey komşulardan tedarik edilen yem hammaddelerinde birkaç hafta içinde kontrolsüz fiyat artışları yaşandığını vurguluyor.
Sektör temsilcileri, yüksek faiz ortamı sebebiyle özel sektörün stok gücünün zayıfladığına, TMO'nun devasa bir stok yükü üstlendiğine ve yükselen hammadde maliyetlerinin un, makarna ve kanatlı eti ihracatçısının küresel pazarlardaki rekabet gücünü erittiğine dikkat çekiyor. Türkiye'nin liman ve lisanslı depo altyapısının geniş transit ticaret imkânları sunmasına rağmen, yüksek seyir riski bölgenin bir dağıtım merkezine dönüşmesini engelliyor.
TARİHSEL ARKA PLAN: BM VE TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜNDEKİ 2022 TAHIL KORİDORU
Bölgede derinleşen bu lojistik kilitlenme, 2022 yılında kurulan diplomatik mekanizmanın eksikliğini yeniden gündeme taşıdı. Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda Temmuz 2022'de hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, savaş şartlarına rağmen yaklaşık 33 milyon ton Ukrayna tahılının İstanbul Boğazı üzerinden güvenle dünya pazarlarına ulaşmasını sağlamış ve küresel gıda krizini engellemişti.
Ancak Rusya, kendi gıda ve gübre ihracatının önündeki örtülü engelleri gerekçe göstererek 2023 yılında anlaşmadan çekildi. O tarihten bu yana uygulanan alternatif nehir ve kara hatları yetersiz kalırken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları Karadeniz'deki her gerilimde fiyat dalgalanmalarıyla baş başa kaldı.

ANKARA'DAN İKİNCİ KORİDOR HAMLESİ
Sektörün "İkinci Tahıl Koridoru" yönündeki acil talepleri sürerken, beklenen diplomatik adım Ankara'dan geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 31 Ağustos'ta yaptığı açıklamada Türkiye'nin Karadeniz'de güvenli tahıl geçişini yeniden sağlayacak kapsamlı bir plan hazırladığını ve hem Moskova hem de Kiev ile temasların yürütüldüğünü doğruladı. Türkiye, geçmiş tecrübesine dayanarak navlun ve sigorta risklerini düşürecek yeni bir uzlaşıyla küresel yem ve gıda arz güvenliğini yeniden tesis etmeyi hedefliyor.