BLOG

Kanatlılarda sıcaklık stresi ve pratik mücadele stratejileri

13 Ağustos 20265 dk okuma

Priyank Tiwari
Marketsandmarkets


İklim değişikliği küresel sıcaklıkları artırırken, sıcaklık stresi kanatlı sağlığı, bağırsak bütünlüğü ve genel verimlilik için büyüyen bir tehdit oluşturmaktadır. Respiratuvar alkalozdan zayıflayan bağışıklığa kadar fizyolojik mekanizmaları anlamak, sürü performansını koruyan etkili kümes yönetimi ve besleme bazlı hafifletme stratejilerini uygulamada anahtar role sahiptir.

Kanatlılarda sıcaklık stresi; yüksek çevre sıcaklığı sebebiyle hayvanların vücut ısı üretimi ile ısı kaybı arasındaki dengeyi korumakta zorlandığı durumlarda ortaya çıkar. Bu durum, farklı büyüme evrelerindeki tüm kanatlı türlerini etkiler; ciddi refah ve verimlilik sorunlarına yol açabilir. Hayvanlar termonötral konfor bölgesinde (genellikle 18–27°C) bulunduklarında, vücut ısılarını etkin şekilde düzenleyebilirler. Ancak üst kritik sıcaklık sınırının aşılması, hayvanları özellikle soluma (hızlı nefes alıp verme) yoluyla aktif olarak ısı kaybetmeye zorlar. Isı üretimi, akut veya kronik olarak hayvanın maksimum ısı kaybetme kapasitesini aştığında, bu durum ağır fizyolojik strese ve hatta ölümlere yol açabilir.

Kanatlı üretiminde, özellikle etlik piliçler gibi hızlı büyüyen ırklarda sıcaklık stresi kritik bir sorun haline gelir. Yüksek metabolizma hızları ciddi miktarda vücut ısısı üretirken, canlı ağırlığa oranla azalan yüzey alanı ısı dağılımını sınırlandırır. Bu dengesizlik yemden yararlanma oranını (FCR), performansı ve genel üretim kârlılığını olumsuz etkiler. Ayrıca kanatlılarda sıcaklık stresi; oksidatif stresi ve enflamasyonu tetikleyerek bağırsak sağlığını ve bağışıklık fonksiyonunu olumsuz yönde etkiler. İklim değişikliğinin uç sıcaklıkları şiddetlendirmesiyle birlikte, kanatlılarda sıcaklık stresi dünya genelinde daha da büyük bir zorluk haline gelmektedir. Hayvanlar vücut sıcaklıklarını etkili bir şekilde düzenleyemediğinde negatif ısı dengesi yaşarlar; bu da verim kaybına ve artan ekonomik kayıplara yol açar. Optimize edilmiş çevre kontrolleri ve besleme müdahalelerini içeren etkili sıcaklık stresi yönetim stratejileri, kanatlı sağlığı ve performansını korumak için elzemdir. İklim değişikliği, dünya genelindeki çoğu kanatlı üretim bölgesinde sıcaklık stresi şartlarının yaygınlığını ve şiddetini artırmıştır.

Kanatlı hayvanların refahı ve performansı için en uygun sıcaklık, yani termonötral bölge, 18 ile 22°C arasındadır. Hayvanlar bu sıcaklık aralığında tutulduğunda, vücut sıcaklıklarını sabit tutmak için ekstra enerji harcamak zorunda kalmazlar. Sıcaklık stresi, hayvanların kaybedebileceklerinden daha fazla ısı üretmesi sonucu termoregülasyonun (vücut ısısı kontrolünün) başarısız olmasıyla şekillenir. Bu durum, hayvan tarafından üretilen net ısı miktarı ile bu vücut ısısını çevreye yayma kapasitesi arasında negatif bir denge olduğu anlamına gelir.


Sıcaklık stresi akut ve kronik olmak üzere iki ana kategoride sınıflandırılabilir:

  • Akut sıcaklık stresi, çevre sıcaklığındaki kısa ve hızlı bir artışı (birkaç saat) ifade eder; genel olarak kanatlı hayvanlar akut sıcaklık stresine karşı belirli bir derecede direnç gösterirler.
  • Kronik sıcaklık stresi, yüksek sıcaklıkların daha uzun süreler (günlerce) devam etmesidir; bu durumda hayvanın telafi mekanizmaları doku bütünlüğünü korumaya yetmez, dolayısıyla sağlık ve performans zarar görür.

Çevre sıcaklığı termonötral bölgenin üzerine çıktığında, hayvanlar davranışsal, biyokimyasal ve fizyolojik tepkiler vererek ısı kaybetmek için termoregülasyon mekanizmalarını devreye sokarlar. Hızlı nefes alıp verme (soluma) ve az tüylü/tüysüz vücut bölgelerini açığa çıkarma (kanatları kaldırma), kanatlıların sıcaklık stresine maruz kaldığında vücut sıcaklıklarını düzenlemek için başvurdukları başlıca davranışsal mekanizmalardır. Bu eylemler tavukların serinlemesine yardımcı olur, ancak yüksek enerji gereksinimi, dehidrasyon, respiratuvar alkaloz, halsizlik, yem tüketiminde düşüş, bağırsak fonksiyon kaybı ve oksidatif stres şeklinde sıralanabilecek ağır bir bedeli vardır. Kardiyovasküler sistem de yüksek sıcaklıklara, ısı dağılımını maksimuma çıkarmak için kanı vücudun uç/çevresel bölgelerine yönlendirerek tepki verir. Bu durum, gastrointestinal sisteme giden besin ve oksijen desteğinin azalması anlamına gelir; organ fonksiyonlarını engeller, enflamasyonu ve oksidatif stresi tetikler. Hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksı aktive olarak dolaşımdaki kortikosteron seviyelerini ve iskelet proteini sentezini artırır; bağışıklık sistemi baskılanır, böylece hayvanların büyümesi durur ve hastalıklara karşı daha hassas hale gelirler.

Sıcaklık stresi ayrıca sitokinlerin gen ekspresyonunu değiştirir, ısı şok proteinlerini (HSP) artırır ve tiroit hormonlarının konsantrasyonunu düşürür. Sıcaklık stresi devam ettiğinde, bu hücresel reaksiyon dizilimi doku hasarı ve organ bozukluklarıyla sonuçlanır. Sıcaklık stresine maruz kalan hayvanlar performans açısından son derece olumsuz etkiler yaşarlar; bunlar yaygın olarak bilinen yüksek ölüm oranı, düşük büyüme ve üretim ile et ve yumurta kalitesinde düşüştür. Sıcaklık stresi kanatlı üretiminde sıkça karşılaşılan bir gerçektir; etkileri oldukça karmaşık ve zararlıdır; yüksek sıcaklığa maruz kalma süresine ve şiddetine bağlı olarak değişir.


Sıcaklık stresi; yem sindirilebilirliğini düşürerek, bağırsak geçirgenliğini artırarak ve bağışıklığı zayıflatarak hayvanları disbakteriyozis ve nekrotik enteritis gibi bağırsak sağlığıyla ilgili sorunlara karşı daha savunmasız bırakır; bu da antibiyotik kullanım ihtiyacını artırabilir. Ayrıca, geçirgenleşen bağırsaktan LPS (lipopolisakkarit) geçişi enflamasyonu tetikler; hayvan refahına, sağlığına ve performansına ek zararlar verir.

Bağırsak oksidatif dengesinin desteklenmesi ve LPS kaynaklı enflamasyonun azaltılması da dahil olmak üzere hafifletme stratejileri, bu kritik dönemlerde kanatlı hayvanları desteklemek için hayati önem taşır.

Sıcaklık stresine bağlı hızlı nefes alıp verme, yumurtacılarda kandaki asit-baz dengesini bozarak daha ince ve zayıf yumurta kabuklarına yol açabilir. Vücut sıcaklığını düzenlemek için hayvanlarda görülen hiperventilasyon (aşırı solunum), akciğerlerden ve kandan aşırı miktarda CO2 gazı kaybına sebep olur; bu da kan pH’ının yükselmesine veya alkaliniteye kaymasına yol açar (respiratuvar alkaloz). Kan pH seviyelerindeki yükselme, karbonik anhidraz enziminin aktivitesini azaltarak kalsiyum ve karbonat iyonlarının kandan kabuk bezine transferinde düşüşe sebep olur. Rasyona tek başına kalsiyum ilavesi bu sorunu düzeltmeye yetmez. Yem tüketimindeki azalma ve fosfor kaybındaki artış kalsiyum tüketiminin düşmesine yol açar ki bu da ince yumurta kabuklarına katkıda bulunan başka bir faktördür. Asit-baz dengesini yeniden sağlamak için potasyum klorür, amonyum klorür veya sodyum bikarbonat kullanımı önerilir. Kanatlılarda sıcaklık stresinin azaltılması çeşitli stratejilerin uygulanmasıyla sağlanabilir. İki temel strateji kümes yönetimi ve besleme yönetimidir. Kümes yönetimi; havalandırma, sıcaklık kontrolü ve ışıklandırma dahil olmak üzere hayvanların barındığı çevrenin düzenlenmesini içerir. Besleme yönetimi ise hayvanlara sıcaklık stresiyle başa çıkmalarına yardımcı olabilecek spesifik besin maddelerini içeren dengeli bir rasyon sunmayı kapsar. Her iki strateji de sıcaklık stresini azaltmada ve performansı korumada etkili olabilir. Çiftlikteki sıcaklık ve nemin izlenmesi, sıcaklık stresi hafifletme stratejilerinin uygulanması sırasında kritik bir görevdir.

Makale Kategorisindeki Yazılar
11 Ekim 20226 dk okuma

Tahıl ve Yem İşletmelerinin Toz Patlaması Risklerine Karşı Korunması

22 Mayıs 20234 dk okuma

Nekrotik enterit altında mısır bazlı diyetle beslenen piliçler için bir yem katkısı