Cemalettin Kanaş
Editör
Değerli okuyucularımız,
İçinden geçtiğimiz küresel korona krizi, can kayıplarının ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin yanı sıra gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde de iktisadi bir şok yaşatmış durumda. Resmi istatistiklere göre, dünya genelinde bu virüse yakalandığı tespit edilen 5 milyon civarında kişi var. 320 binin üzerinde canın da bu amansız virüse yenik düştüğü kayıtlara geçmiş durumda. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, krizin büyüklüğü henüz tam olarak hesaplanabilmiş değil. İktisat uzmanları bunun artçı dalgaların ardından daha iyi anlaşılacağı görüşünde hemfikir görünüyor.
Diğer taraftan, her ne kadar kobaylar üzerinde yapılan bazı başarılı aşı denemelerinden bahsedilse de virüse karşı henüz kesin ve seri üretime geçilmiş bir çözümden uzağız. Bu durumda, bireyler olarak devlet yönetimlerinin aşı bulunana kadar sağlık sektörünün tıkanmasının önüne geçmek için zaman kazanmak amaçlı ‘eğriyi düzleştirme’ hamleleri kapsamında getirdikleri önlemlere harfiyen dikkat etmek ve aşının bir an evvel yaygınlaşmasını umut etme dışında fazla seçeneğimiz yok.
Bireylerin yapabilecekleri kendi sağlıklarıyla sınırlı. Ancak gıda zincirinde yer alan firmalar başta olmak üzere özel sektörün eli kolu bağlı umut etmek ve sosyal mesafeyi korumak dışında da bir şeyler yapması gerekiyor. Koronavirüs için etkili ve yaygın bir aşı geliştirilse dahi benzer salgınlara karşı gıda güvenliğinin sağlanması gerekiyor.
Gıda güvenliği, Koronavirüsten önce de tüm dünyanın gündemindeydi. Ancak artık diken üstünde olduğumuzu daha iyi biliyoruz. Virüs bize karar alma mekanizmasının hızlı ve akılcı olmasının sadece kârlılık değil, gıda güvenliği açısında da hayati olduğunu bir kere daha öğretti. Bakan gözler, bu kriteri sağlayamayan oyuncuların devler liginden düştüğünü göreceklerdir.
Gelecek sayıda görüşmek üzere.
İyi okumalar…