Yakın tarihli bir AMIS piyasa analizi; Endonezya ve Malezya’da artan biyodizel zorunluluklarının, El Niño kaynaklı üretim riskleriyle birleşerek küresel palm yağı ihracat imkanlarını daralttığına dikkat çekiyor. Hem gıda hem de yem sektörleri için kritik bir hammadde olan palm yağında arzdaki sıkışma ve yükselen fiyatlar Endonezya’nın Ekim 2026 itibarıyla tam uygulamaya koyacağını açıkladığı B50 kotasıyla birlikte talebi doğrudan soya, ayçiçeği ve kanola gibi alternatif bitkisel yağlara kaydırıyor.
Uluslararası bitkisel yağ piyasaları, enerji piyasalarındaki gelişmelerle iç içe geçmiş durumdadır. Birçok ülkede uygulanan biyodizel harmanlama kotaları; enerji güvenliği, motorin ithalatına bağımlılığın azaltılması ve yerli tarımsal üretimin desteklenmesi gibi geniş politika hedeflerini yansıtarak bitkisel yağ talebinin önemli bir dinamiği haline gelmiştir. Bu politika adımları, halihazırda hava şartlarına bağlı üretim riskleriyle karşı karşıya olan bir piyasada iç talebi güçlendirirken palm yağının ihracat imkanlarını kısıtlamaktadır.

Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya, küresel ihracat hacminin yarısını tek başına karşıladığı için ülkenin biyodizel harmanlama programı dünya palm yağı piyasasının şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Ocak 2026’da hükümetin, palm yağı bazlı biyodizel oranını %40’tan (B40) %50’ye (B50) çıkarma planlarını askıya aldığına dair haberler ilk etapta piyasayı rahatlatmıştı. Bu gelişme, iç tüketimdeki artışın beklenenden daha yavaş olacağını göstererek ihracat imkanlarının üzerindeki baskı endişelerini hafifletmişti.
Ancak Şubat ayı sonundan itibaren Yakın Doğu’da tırmanan gerilim, palm yağı ile motorin arasındaki fiyat dengesini tersine çevirmiş ve palm yağı motorine kıyasla iskontolu duruma geçmiştir. Motorin fiyatlarının palm yağına göre yükselmesi, palm yağı bazlı biyodizeli konvansiyonel dizele kıyasla daha rekabetçi hale getirmiş ve Endonezya’da biyodizel üretimini sübvanse etmenin mali yükünü hafifletmiştir. Bunun üzerine hükümet, Temmuz ayından itibaren B50 uygulamasının kademeli olarak başlatılacağını ve tam uygulamanın Ekim 2026 itibarıyla gerçekleşeceğini duyurmuştur. Yükselen bu kota, Endonezya iç pazarında biyodizel sektörü tarafından emilen palm yağı hacmini artırarak ihracata ayrılabilir miktarı sınırlandıracaktır.
Palm yağı ticaret akışlarını doğrudan etkileyebilecek bir diğer gelişme ise Mayıs ayında yaşanmıştır. Endonezya hükümeti, palm yağı ihracatını yalnızca bir devlet kurumu aracılığıyla yürütme planını açıklamıştır. Hükümet daha sonra bu kurumun doğrudan ihracatı kontrol etmek yerine süreçleri izleyip denetleyeceğini netleştirmiş olsa da yapılan ilk duyuru bazı ihracatçıların sevkiyatları öne çekmesine yol açmıştır. Bu durum, ihracat rejimindeki değişikliklerin uygulama detayları netleşmeden bile piyasa beklentilerini ve ticaret akışlarını nasıl etkileyebildiğini göstermektedir.

Küresel hacmin %30’unu elinde tutan en büyük ikinci palm yağı ihracatçısı Malezya da Endonezya’ya kıyasla daha küçük ölçekte de olsa Haziran ayından itibaren harmanlama kotasını B10’dan B15’e çıkararak yerli biyodizel sektörünün kullandığı palm yağı miktarını artırmıştır. Hükümet, ek hammadde ihtiyacının ihracatı etkilemeden karşılanabileceğini belirtse de iç tüketimdeki yapısal artış, halihazırda dar olan küresel piyasada ihraç edilebilir arzı düşürebilir.
Arz tarafında ise El Niño olgusunun palm yağı üretimi üzerinde önemli bir baskı oluşturması beklenmektedir. 2027 yılına kadar etkisini sürdürmesi beklenen bu iklim olayı, Endonezya ve Malezya’nın belirli bölgelerinde mevsim normallerinin altında yağışlara yol açmaktadır. Yağ palmiyesi verimi hava şartlarına gecikmeli tepki verdiğinden, 2026’daki yağış eksikliğinin üretime olan asıl etkisi hemen değil, ağırlıklı olarak 2026’nın sonları ve 2027 yılında hissedilecektir. Buna rağmen, gelecekte yaşanacak üretim kayıplarına dair piyasa beklentileri, resmi üretim verilerine yansımadan çok daha önce fiyatları etkilemeye başlayabilir.

Biyodizel sektöründeki yüksek kullanım ve rekolte kısıtı beklentilerinin küresel palm yağı fiyatlarını yukarı yönlü desteklemesi beklenirken, enerji piyasasındaki gelişmeler fiyatları her iki yöne de çekebilir. Düşük enerji fiyatları, özellikle Endonezya’da biyodizel programlarının mali yükünü artırarak yüksek kotaların uygulanmasını zorlaştırabilir. Diğer yandan, palm yağının 2026 başından bu yana Güney Amerika soya yağına kıyasla primli işlem görmesi, yüksek fiyatlar sebebiyle ithalat talebini baskılayabilir veya alternatif bitkisel yağlara geçişi teşvik edebilir. Palm yağı fiyatlarının daha da yükselip yükselmeyeceği; enerji piyasalarındaki seyir, biyodizel kotalarının uygulanma hızı, iklim kaynaklı üretim riskleri ve ithalatçı ülkelerin yüksek fiyatlara vereceği tepkilere bağlı olacaktır.
Palm yağı piyasasındaki bu gelişmeler, yalnızca ürünün kendisiyle sınırlı kalmayan geniş bir etki alanına sahiptir. Palm yağının küresel bitkisel yağ ticaretindeki baskın rolü göz önüne alındığında; ihracat imkanlarındaki sıkılaşma ve yüksek fiyatlar, özellikle gıda ve yem kullanımında ikame esnekliği yüksek olan başlıca ithalatçı ülkelerde talebi soya, ayçiçeği ve kanola (kolza) yağlarına doğru kaydırabilir.
*Bu makale, Tarımsal Piyasalar Bilgi Sistemi (AMIS) tarafından 11 Eylül 2026 tarihinde "Palm oil: risks, policy developments, and climate uncertainty" başlığıyla yayımlanmıştır.