BLOG

Biyoçözümler hayvan beslemesinde verimlilik denklemine giriyor

30 Ekim 20265 dk okuma

Artan yem maliyetleri, hammadde kaynakları üzerindeki baskı ve daha sürdürülebilir hayvansal üretim arayışı, biyoteknolojik çözümlerin yem sektöründeki önemini artırıyor. Novonesis’in İstanbul’daki İnovasyon ve Teknoloji Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, enzim ve mikrobiyal teknolojilerin yemdeki besin maddelerinden daha etkin yararlanılmasına, sindirim performansının desteklenmesine ve kaynak kullanımının iyileştirilmesine yönelik potansiyeli öne çıktı. Novonesis Bölgesel Pazarlama ve Yeni Kanallar Sorumlusu Nihan Ergen de şirketin hayvan besleme ve hayvancılık alanındaki çalışmalarını anlattı.

Pınar Tunçkol

Hayvansal üretimde verimlilik denklemi giderek zorlaşıyor. Yem hammaddelerindeki fiyat dalgalanmaları, enerji maliyetleri, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkileri ve sürdürülebilirlik baskısı, üreticileri mevcut kaynaklardan daha fazla fayda sağlamaya yöneltiyor.

Novonesis’in İstanbul’daki İnovasyon ve Teknoloji Merkezi’nde 27 Ekim’de gerçekleştirilen basın toplantısında biyolojik çözümlerin tarım, gıda ve hayvancılık değer zincirinde üstlenebileceği rol ele alındı. Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol’un ev sahipliğindeki toplantıda şirket yöneticileri farklı uygulama alanlarındaki çalışmaları aktardı.

Toplantının hayvancılık ve yem sektörü açısından dikkat çeken bölümünde Novonesis Bölgesel Pazarlama ve Yeni Kanallar Sorumlusu Nihan Ergen, biyolojik çözümlerin hayvan besleme ve hayvansal üretimde nasıl kullanılabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yemde hedef aynı kaynaktan daha fazla yararlanmak

Hayvansal üretimin en önemli maliyet kalemlerinden biri yem. Bu nedenle mesele yalnızca daha ucuz yem hammaddesi bulmak değil, hayvanın rasyondaki besin maddelerinden ne ölçüde yararlanabildiği.

Novonesis’in paylaştığı bilgilere göre fıtaz gibi yem enzimleri, uygun rasyonlarda bitkisel hammaddelerde bağlı halde bulunan fosfor gibi bazı besin maddelerinin kullanılabilirliğini destekleyebiliyor. Karbohidrazlar ise belirli lif bileşenlerinin parçalanmasına katkı sağlayabiliyor. Mikrobiyal çözümler hayvan türüne ve uygulamaya bağlı olarak sindirim performansını desteklemek amacıyla kullanılabilirken, silaj inokulantları fermantasyonun yönetilmesi ve yem kalitesinin korunmasında rol oynayabiliyor.

Buradaki temel yaklaşım, hayvana yalnızca daha fazla yem vermek yerine mevcut yemin besin değerinden daha etkin yararlanabilmek.

Nihan Ergen’in sunumunda da biyolojik çözümlerin hayvanın yemden yararlanması, üretim verimliliği, bağırsak sistemi ve kaynak kullanımının iyileştirilmesi açısından sağlayabileceği katkılar üzerinde duruldu. Bunun çevresel performans açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

Kanatlı sektöründe küçük fark, büyük ölçek

Yem enzimlerinin ekonomik etkisinin en görünür olduğu alanlardan biri kanatlı üretimi. Toplantıda paylaşılan bir örnekte, enzim kullanılmayan bir rasyonda yaklaşık 1,6 kilogram yemle 1 kilogram civarında tavuk eti üretimi üzerinden yapılan karşılaştırmada, enzim kullanılan uygulamalarda bu oranın yaklaşık 1,5 kilogram seviyelerine inebildiği ifade edildi. Sunumda, hayvan başına küçük görünen bu farkın sektörün toplam yem tüketimi dikkate alındığında önemli bir ekonomik karşılık oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Bu örnek, yem teknolojilerinde neden artık yalnızca ton başına maliyetin değil, bir kilogram hayvansal ürün için kullanılan yem miktarının da giderek daha kritik hale geldiğini gösteriyor.

Ancak biyolojik çözümlerin performansı standart ve her koşulda aynı kabul edilmiyor. Ürün etkisinin hayvan türüne, rasyon formülasyonuna ve uygulama şartlarına bağlı olduğu; verimlilik değerlendirmelerinin hayvan refahı ve doğru besleme ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiği özellikle belirtiliyor.


Yem hammaddelerindeki baskı biyoteknolojiyi öne çıkarıyor

Soya, mısır, tahıllar, protein kaynakları ve diğer yem hammaddelerindeki fiyat hareketleri, hayvansal üretimin kârlılığını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle yem formülasyonunda geleceğin önemli başlıklarından biri, alternatif hammaddelerin kullanılmasının yanı sıra mevcut hammaddelerin besin değerinden daha fazla yararlanabilmek olacak.

Biyoteknoloji burada yeni bir araç seti sunuyor. Enzimler ve mikroorganizmalar yemin kendisini çoğaltmıyor; ancak uygun uygulamalarda hayvanın rasyonda bulunan bazı besin maddelerinden daha etkin yararlanmasına yardımcı olabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle yem maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde ekonomik performans ile kaynak verimliliğinin aynı denklem içerisinde değerlendirilmesine imkân tanıyor.

Bağırsak sağlığı da denklemin parçası

Hayvan beslemesindeki biyoteknolojik dönüşüm yalnızca yemden yararlanma oranıyla sınırlı değil. Sunumda bağırsak sisteminin ve hayvan sağlığının üretim performansıyla ilişkisine de dikkat çekildi. Bazı mikrobiyal çözümler ve probiyotik yaklaşımlar, uygun uygulamalarda sindirim sistemini ve hayvanın patojenlere karşı direncini desteklemeye yönelik araçlar arasında değerlendiriliyor.

Ancak burada önemli bir sınır bulunuyor: Biyolojik çözümler gerekli veteriner tedavisinin veya hastalık durumunda ihtiyaç duyulan ilaçların alternatifi olarak görülmemeli. Amaç, hayvan sağlığı ve besleme yönetiminin diğer unsurlarıyla birlikte daha dayanıklı ve verimli bir üretim sistemi oluşturmak.


Tarladan yeme uzanan biyolojik yaklaşım

Novonesis’in yaklaşımı hayvan beslemesini tarımsal üretimden bağımsız değerlendirmiyor. Biyostimülanlar ve seçilmiş mikroorganizmalar uygun koşullarda bitkilerin besin maddelerine erişimini, kök gelişimini veya stres yönetimini destekleyebilirken, biyolojik koruma çözümleri de entegre tarımsal uygulamaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şirket, bu teknolojilerin geleneksel tarım uygulamalarının otomatik olarak yerine geçen çözümler olmadığını özellikle vurguluyor.

Bu yaklaşım yem endüstrisi açısından önemli. Çünkü hayvansal üretimde verimlilik, yalnızca çiftlikte başlamıyor. Yem hammaddesinin tarladaki üretiminden silaj ve yem prosesine, hayvanın sindirim sisteminden gübre ve organik yan akımların değerlendirilmesine kadar uzanan bütün bir değer zincirini kapsıyor.

Türkiye'de biyoçözümler için büyüme potansiyeli

Toplantıda paylaşılan Biyoçözümlerin Değeri Türkiye çalışmasına göre sektör bugün Türkiye’de yaklaşık 4 milyar Euro ekonomik üretim değeri oluşturuyor ve yaklaşık 28 bin kişilik istihdamı destekliyor.

Çalışmada uygun politika ve yatırım koşullarının oluşması halinde bu değerin 2035 yılına kadar 10,8 milyar Euro’nun üzerine, desteklenen istihdamın ise 75 bin kişinin üzerine çıkabileceği öngörülüyor. Bunların gerçekleşmiş sonuçlar değil, belirli varsayımlara bağlı potansiyel senaryolar olduğu özellikle belirtiliyor.


Yem sektöründe yeni rekabet alanı kaynak verimliliği

İstanbul’daki toplantının hayvan besleme ve yem endüstrisi açısından verdiği temel mesaj açık: Gelecekte rekabet yalnızca hammaddenin fiyatıyla belirlenmeyecek.

Bir ton yemden ne kadar hayvansal ürün elde edildiği, rasyondaki besin maddelerinden ne ölçüde yararlanıldığı ve bunun hangi çevresel maliyetle gerçekleştirildiği giderek daha önemli olacak.

Artan hammadde maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı düşünüldüğünde, yem formülasyonu da yalnızca protein ve enerji değerlerini dengeleyen bir süreç olmaktan çıkıyor. Enzim teknolojileri, mikroorganizmalar, hassas besleme ve veri temelli üretim yaklaşımları aynı sistem içerisinde daha fazla buluşacak.

Bu nedenle biyoteknolojinin yem sektöründeki rolünü yalnızca yeni bir katkı maddesi kategorisi olarak değerlendirmek eksik kalıyor. Asıl potansiyel, mevcut yem kaynaklarından daha fazla biyolojik ve ekonomik değer elde edebilmekte yatıyor.


Haberler Kategorisindeki Yazılar